manchester by the sea

sadece casey affleck'in oyunculuğundan başka bir şey vermeyen oscara aday film. beni hissettirmedi. bayağı beğenilmesine şaşırdığım. michelle williams, kyle chandler da en az casey affleck kadar iyi oynamış. onun dışında süresi gereksiz uzun, bazı yerlerde gereksiz slow motionlar. bilemedim tabii, sinema eleştirmeni değilim. ben beğenemedim.
iyi oyunculuk ve kötü senaryo olarak özetlenebilecek film
benim derinden etkileyen bir film. uzun zamandır bir film beni böylesine çarpmamıştı. film baştan sona insanı etkisi altına alıyor ve bitene kadar peşini bırakmıyor.

o iç sızısı ve vicdan azabı adeta içinize işliyor. kendinizi casey affleck in yerine koymadan duramıyorsunuz. onun yalnızlığı ve pişmanlığı beni resmen perişan etti.

filme kendinizi kaptırırsanız kesinlikle sıkıcı değil. zaten en iyi film oscarını almıştı. tümüyle de hak etti. casey affleck'te oynadığı rolle yılın en iyi erkek oyuncusu seçilmişti.

izlerken, internetimin kopmasına ve donmasına rağmen konsantrem hiç kaybolmadı tekrar izlemeyi düşünüyorum. bence ölmeden önce izlenmesi gereken filmlerden bir tanesi. bu filmi izlerken ölmeyin.

her parçanın ilmik ilmik işlenmesi hikayenin soyut hali ve yaşamın tam ortası harika bir fizyoloji ile anlatılıyor.
homofobik bir film. izleyenler bilir, barda bir adam bu başroldeki elemanı kesiyor. bu başroldeki homofobik kahraman da bundan rahatsız olup adamı bir güzel dövüyor. oysa öyle rahatsız edici bir şekilde de kesmiyor ama başroldeki adamın bu tür şeylerden rahatsız olduğunu göstermek için filme konulmuş bu sahne. ve bu homofobik baş karakterin onu kesen eşcinseli dövmesini, izleyiciye haklı bir eylemmiş gibi yansıtıyor yönetmen. ben bu filmi abimle sinemada izlemiştim. ve bu sahneden çok rahatsız olup utandım. abim de belki "iyi oldu amk çocuğuna, adamı kesersen böyle dayağı yersin ibne" demiştir, bilmiyorum. o zamanlar onunla böyle konular konuşacağım varsa da bu sahneden sonra konuşasım gelmemişti. pek çok kişiye böyle sahneler önemsiz gibi gözükebilir ama bunlar insanların psikolojilerini çok belirsiz bir şekilde etkileyen kasıtlı olarak hazırlanmış sahnelerdir. özellikle amerikan sinemasında bu tarz belli belirsiz anlaşılıp, bilinçaltına eşcinsel nefreti yerleştiren pek çok sahne vardır.

sizce bu casey affleck anlamadı mı o sahnenin homofobik olduğunu, bal gibi de bilerek oynamıştır ama gelin görün ki daha sonra bu ahlakçı herifin gerçek hayatta taciz suçlamaları gün yüzüne çıktı. eşcinselliği ahlaksızlık olarak görüp eşcinsel bireyleri cezalandıran sözde ahlak bekçilerinin daha sonra ne denli ahlaklı olduklarını görebiliyoruz. yazık, zavallılar. şu adamı yakışıklı, karizmatik bulduğu için savunabilecek gayler bile vardır kesin.

"kim namus ve ahlak şövalyeliği yapıyorsa, bilin ki en namussuzu odur".

http://time.com/4645846/what-to-know-abo...