rusça

yavaştan öğrenmeye kasmaya başladığım dil. hayatımda bir daha muhtemelen karşıma bir rus kızından ücretsiz rusça dersi alma fırsatı çıkmayacağından, benim de o kızla dil ögrenmek dışında bir işim olamayacagindan ve de burada (bangkok'ta) oldugum kadar bir daha yalniz olamayacagimdan degerlendirmek lazim dedim. ama muhtesem bir dil bence. hep marslarda askerlerin agzindan cok sert kaba gelir ya, hic alakasi bile yok, hele kadina cok yakisan, tatli bir dil, dinlemesi cok zevkli. alfabe ogrenilebilir, o kadar zor degil gibi ama grameri cok cok ama cok zor diyorlar, kismet *

ilk kelimeler

zdravstvuyte: merhaba (kibar, resmi)
privyet: merhaba (samimi, el ense modundaysan)
paka : gule gule
dobre vecer: iyi aksamlar
dobre utra: iyi gunler
pajalusta :lutfen

alfabelerinde bir türkün zorlanacagi seyler sunlar:

c yaziliyor s okunuyor.
h yaziliyor n okunuyor.
p yaziliyor r okunuyor.
ya yo ye ve yu icin farkli harfler var ve evet bildigimiz e (ye) olarak okunuyor. ama alfabesi oyun gibi, biraz oyun seviyorsaniz cok hosunuza gidecek harfleri var. *
eskiden fransızcanın vücutta ve beyinde yarattığı tepkimeleri son yıllarda bu dil yaratıyor.
aksaray, laleli bölgesinin ikinci resmi dili..
erkeğe ayrı dişiye ayrı konuşma gibi insanı zorlayan bir dildir, gramer çok zordur, sokak dili bir nebze kolay gibi, bizde ki gibi şive/aksan çok olduğundan bir kelimenin farklı söylenişleri çok kafa karıştırır. gerçekten gönül vermezseniz unutun bu dili öğrenmeyi. 4 sene sonunda okuyabilir, yazamaz, anlayamazsınız ya da ben çok salağım.swh
bardak: dağınık
durdum*: akıl hastanesi ya da gerizekalı olduğunuzu ima eden.
balkon: göbek ama bira göbeği vs.
huy: penis/ yarak*
gibi türkçede olan benzer kelimler de vardır rusçada.

ek: bizdeki "h" harfini çıkarabilmelerine rağmen mesela çok rahat hasan diyebilirler ama hamburger'e gamburger, harry poter'a garyy poter derler bu da ilginçtir.
efendim, 90 li yillar bildiginiz gibi istanbul rus isgali altindaydi. karaköye gemilerle, yenikapiya otobüslerle, ellerinde tahta bavullariyla indirme yapan rus hatunlar, çekirge sürüleri gibi laleli, aksaray, beyazit istikametine yayilirlar, bos bulduklari alanlarda sergiler açip, getirdikleri mutfak esyasi, oyuncak v.b hirdavati satmaya çalisirlardi.
o yillarda istanbul üniversitesinde ögrenciyim, cepteki para yok pul yok. aldigim kredi yetmiyor. aileden fayda yok.. ve beyazit meydani bavulcu rus hatun kayniyor. ee nede olsa özal kusaginin girisimcilik hikayeleriyle büyümüsüz..krizi firsata çevirmek lazim. bende ticarete atilmaya karar verdim. onlardan satin aldigim hitdavati, haftasonlari semtimizde açilan semt pazarinda satacagim..
efendim bu isi 2 sene kadar yaptim.. çok para kazanamadim elbette ama simdi unutmus oldugum çat pat rusça yi o günlerde ögrendim.. tabi birde enterasan insan manzaralarina hikayelerine tanik oldum.
birgün okul çikisi, elinde sadece 20-25 tane matruska kalmis bir hatunu gözüme kestirip yanastim ve "dobriy den madam, skolka eta stoit" diyip müsteri oldum.. kadin "pet dollar" dan açti pazarligi. ben "dva dollar" verdim. "davay madam.. dva dollar.. optan.. optan.." diye bastiriyorum. neyse efendim bu at pazarligini "tri dollar" dan bagladik. bu sirada
bizim muhabbeti biyiklarini burarak izleyen 40-45 yaslarinda bir amca bana, "yegenim ne güzel rusça konusuyon..hanima sorsana aksama isi varmi.. kaç paraya çikiyor" diye sormaz mi... saskinligimi atlatip uygun bir dille bu kadinin onun bildigi kadinlardan olmadigini anlatmaya çalistim..amca fazla israrci olmadi.. "sen bu ruslari çok sikiyosundur demi?" seklinde konuyu degistirdi.. "yok amca benim isim olmaz bunlarla" dedim.. "yok yok sen sikici birine benziyosun, hem yakisiklisinda.." dedi.. yüzümde kizardi, kem küm ettim..bunun üzerine amca sansini bir kez daha denedi.. " o zaman gel sana bir yemek ismarliyim yegenim.. muhabbet ederiz"
tesekkür edip olay yerinden hizla uzaklastim..
üniversideki kirilce derslerimden dolayı okuyabildiğim ama anlamadığım dil. nedense arada fırsat bu fırsat öğrensem mi diye düşünüyorum ama sonra geçiyor.