yaratıcı türk zekası

çin'i protesto edeceğim deyip çin lokantası işleten türkistanlı bir bireyi dövmek.

(bkz: ve beyin koşarak uzaklaşır)
bu başlıkla haber verdiğin iyi oldu gerçekten.
bu küstahlık nerden neşet ediyor anlamıyorum.

yani tamam, kırk yıl aynı zihinsel çöplükte eşelenmek kolay. kırk türkünün kırkını da armut üzerine söylemek, üç dangalağın yediği halta "türk zekası" diyerek komple muamele çekmek de kolaydır belki ama, mevzu üzerine halihazırda açılmış bir başlık varken, gelip burada "bakın ben ne kadar ırkçı değilim" komikçiliği yapmak da tuhaf oluyor gerçekten.

gurur vesilem değil ama türküm. bir reklam ajansına metin yazarlığı yapıyorum, az biraz da yaratıcıyım belki. ama bunlar değil mesele.

"zeka" ölçmek, hele de koca bir topluluğun zekasını ölçmek... sana mı kaldı yahu.

git dangozluğu yapan kimse onu yargıla zekan yettiğince.

haddini aşma.
yaratıcıllıktan çok, kraldan çok soytarıcılığın gerçek hayata uyarlanmış hali..

ana-babalarının dinini yaşayan, sorgulamaktan uzak, kendisini her daim akıllı ve dünyalara hükmedecek potansiyelde gören, ama muasır medeniyetler seviyesinde sadece "lafta" yer edinebilmiş ülkemin güzide insanları, hoşgörü ve saygıyı binyıllar öncesinden beri dillerinde tüy bitirme ve kendilerini pazarlama aracı olarak kullanırken, iş gerçekliğe geldiğinde şaşırdıkları için böyle davrandıklarını belirtmek gerek..
yaratıcı değil de tembellikten kaynaklı olarak ya da para harcamamak için biz türklerin pratik zekalı olduğuna inanıyorum. örneğin:
kettlede makarna, çorba, kahve pişirmek
jetona ip bağlayıp jetonlu telefonu istediği kadar kullandıktan sonra iple jetonu geri almak
ütü yapmamak için yıkanır yıkanmaz gömleği çırpıp askıya asmak
mühendislik açısından, dağdaki çobanın traktör motorunun atık ısısıyla evini ısıtmasını veya kaldıracı asansör yerine kullamasını, haberlerde mucizevi şeyler olarak gösterildiği sürece, gelişmeyecek zekadır.
hava çok sıcak olduğu için güneşe ateş eden adanalı diye başlayacağım ama neyse yaratıcılık demişken bilimsel projelerimizden gireyim ve tübitak denen kurumun son zamanlarda dikkatini çeken projeleri sayayım : ayet okunmuş fasulye mi dersin, kanser için selam verme projesi o da yetmedi dua etme projesi mı dersin, esmaül hüsna tombalası mı dersin? daha var da saymaya gencecik kalbim dayanamıyor. yanlış anlaşılmasın dini değerleri çöp saydığım falan yok, olumlu düşünmenin psikolojik açıdan fayda sağlaması için bu düşünceler gayet iyi ama bilimsel çalışmaları somut olmayan kavramlar üzerinden yürütüp onaylayıp gençleri bilime yönlendirdiğini,inandırdığını sanmak da bilim ile pek alakası olmayan beni bile ikna etmemektedir. bu kategoriyi boşversek bile tübitak denen kurumun yetersiz ve başarı oranı düşük dediği projelerin yurt dışı kurumlarınca davet edilerek ödüllendirildiğini bilmem kaç kere görmek de çok komik değil de nedir? yaratıcı zeka diyorum milliyet ayırmaksızın, türkiye'de pek iş yapmamaktadır. cep dolduruyorsa mantıklı ama cepten azaltıyorsa başa icat çıkarmadır.
benim için nirvana, yoğurt ve ayranın keşfidir.
mizah olarak çığır aşmış bir milletiz.
bakkaldan kola alıp yerlere dökmek israili protesto etmek için...dolarları yakmak vs vs
olan bir şeyi akıla gelmeyecek bir yolla farklı hale getirmeleri.