dark side of the moon

20.yy. efsanevi psychedelic progressive rock grubu olan pink floydun bu albümü 40 milyondan fazla satarak dünyanın en çok satan ikinci rock albümü olmuştur. bu albümle beraber grubun basçısı watersın grupta egemenliği daha ön plana çıkmıştır. 1969dan beri ingilterede single yayınlamayan pink floyd bu albümden money şarkısını yayınlamış ve bir numaraya oturmuştur.
albüm diğer pink floyd albümlerine göre büyük farklılıklar içeriyordu. saksafon kullanımı ve wrightın piyano stili bazı parçalara bir caz havası katıyordu. albümde bayan vokalistler yer alıyordu. grup elemanları arkadaşlarıyla günlük hayatın sorunlarını tartışmış ve bu kaydettikleri ses kayıtlarını albümde kullanmıştı. şarkıların da her biri arı bir konuya odaklansa da albüm bir konsept olarak insan hayatını temel alıyordu.
albümün başarısı a nice pair (ilk iki albümün birlikte olduğu bir toplama), syd barrett (barrettin iki albümünün beraber olduğu bir toplama) ve pink floyd: pompeii konseri gibi materyallerin yayınlanmasına neden oldu. bu toplamalar pink floydun ilk dönemlerini de yeni dinleyicilere daha yakından tanıttı.
albüm ile ilgili bir ilginç ve akılalmaz bir durumda albüm kayıtlarının yapılabilmesi için plak şirketinin yıkılıp tekrar inşa edilmesi düşünün albümü kaydedebilmek için tekrardan inşa edilen bir şirket! işte bunun adı sanat ır...
dark side of the moon gösterilmekte zorlanılan politik, felsefik, yardımseverlik empatisinin bir ifadesidir. tüm grubun beraber çalıştığı bir albümdür. grup üyelerinin ünlü ve zengin olmak amacıyla yarattığı bir albümdür. roger waters'ın keşfettiği yeni fikirler zamanın yeni jenerasyonunu fazlasıyla etkilemiştir. bu jenerasyon olarak bizler hala aynı fikirdeyiz. albümün 30 milyondan çok satmasının en büyük nedeni zengin olmasıdır. birçok şarkı, birçok fikir aynı albüm altında toplanmıştır. zamanında tüm zamanların rekoruydu bu albüm ta ki michael jackson thriller albümünü çıkarana kadar. 14 yıl boyunca listelerde 750 hafta kaldı. büyük bir albümdür ve büyüklüğü sadece satış rakamlarından değil etkisinden de kaynaklanıyordu. underground müzik ve progresif rock'ı zirveye tırmandırmıştır. birçok geleneksel pop değeri taşıyan bir kayıttı. karanlık bir odada dinlemek isteyebileceğiniz bir albümdür aynı zamanda. mükemmel bir konsept albümdür. grubun eli ayağı olan syd acid triplerinenden kafayı yiyip gruptan ayrıldığında grup ne bok yiyeceğini bilmiyordu. herkesin eli ayağına dolaşmıştı. ancak syd gittikten sonra pink floyd soundu şarkılardan çok ses parçaları haline dönüşmeye başladı. syd'den sonra david gilmour abimizle grup amerika turnesinde olağan üstü bir iş çıkarmıştır. hayranları yeni halüsinatif sersemletici pink floyd müziğine aşık olmaya başlamıştı. grup yeni sounda meddle albümünün arka kısmında yer alan echoes şaheseri ile selamını zaten çakmıştır. glam rock'ın yükselişte olduğu zamanlarda çıkmıştır bu albüm. mark bolan ve david bowie ile ziggy stardust'ın kendi pop fantazilerini ürettikleri yıllar. floyd bu temalar ağırlıklı bir albümle geldi. modern dünyada yaşamayla ilgili bir hikaye basit bir tiyatro parçası yarattı. albüm grup üyelerinin de içine sinmişti. insanları etkileyen birçok şey vardı albümde. sizi bir yöne veya diğerine yönlendirecek baskılar vardı. ve sizi deliliğe, ölüme, empatiye, açgözlülüğe ve diğerlerine iteleyen bişeyler. fiziğe newton'un bakışı gibi. ilginç birşey vardı ve orada olmalıydı. bu albümün konusu işte buydu. çoğu grubun yaşadığı herkesin aynı tarafta olduğu, fikri sevdiği, az veya çok üzerine düşeni yapacağı bir albüm.

kısacası, ışıkları kapatıp, kulaklığa verilen son ses ile dinlenilen bir albümdür.
the wall ile arasında gidip gelip yapılmıs en basarılı albümü hangisine diyeceğimi bilemediğim pink floyd albümüdür, eclipse bambaşka bir tattır, ilk basımlardan bir 33lüğünü bulana kadar dünyanın bütün alışveriş sitelerini talan etmişliğim vardır..
tr. ayın karanlık yüzü.
(bkz: açılın ben aynştaynım)

işin mecazı anlamı da vardır lakin bununa değinmeyeceğim, ayın gerçekte olan bizim hiç bir zaman çıplak gözle göremediğimiz yüzüdür, zamanın da aya çarpan meteorların daha sık ve küçük kraterlerle süslediği kısımdır. hatta burada uzaylıların üs kurduğu efsanesi bile vardır.