dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu

toplumun yaklaşık olarak %5'inde görülen nöropsikolojik bir bozukluktur. yalnız çocukluk döneminde değil her yaş grubunda tanımlanabilir. erkek bireylerde kadınlara göre dört kat daha sıklıkla görülmektedir. dürtüsellik ve kalıcı-sürekli dikkatin kısalığı olarak özetlenebilir. küçük yaştan itibaren dikkat eksikliği yaşayan bireylerde ritalin kullanılması uygun görülmektedir aksi halde ileri yaşlarda ciddi alkol ve uyuşturucu bağımlılıkları gözlenebilir. küçük yaşlarda daha sık hiperaktivite gözlenirken ilerleyen yaşlarda dikkatte problemlere daha sık rastlanmaktadır. psikolog-psikiyatrist, öğretmen ve aile üçgeninde güzel bir şekilde ele alındığı takdirde bireylerin günlük yaşam kalitesi en üst düzeyde tutulabilir.

bendeniz gibi bu bozukluğa sahip bireyler kazara psikolog olduysanız hiperaktif çocuklarla birlikte düz duvara tırmanırken rehabilitasyon merkezi müdürü tarafından şaşkın bakışlarla izlenebilir. ayrıca dikkat eksikliği kısmında da, çok önemli olan hayati durum ve olaylar eğer dehb kişisinin dikkatinden kaçtıysa belki de bahsi geçen durum ve olaylar bu kişilerimiz için aslında hiç gerçekleşmemiş bile olabilir. o yüzden üzmeyin lan bizi. cidden yaşamamış gibi hatırlamıyoruz. çünkü dikkatimiz orada değildi. *

(bkz: adhd)

şu hastalığı aileler sanki marifetmiş övünülecek birşeymiş gibi anlatıyorlar ya insan çileden çıkıyor.zekiymişte sanki sırf dikkat eksikiği nedeniyle başarısız oluyormuş gibi anlatmaları ibretlik bir durum ve şuursuzlukta son nokta
hoş geldin metilfenidat bebek

bi bu eksikti amk.
her olumsuz sonucun sebebini kendine bağlayıp, kanıt aramaktan bitap düşüren, ilaçları kullanılmadığında ani ve mantık dışı kararlar aldırtan, yaşamayana göre “aman ne ki” dedirten sıkıntılı bir hastalık. üzmeyin lan bizi.