distopya

kötü/anti ütopya, gerçekte olmayan bir yeri karamsar bir atmosfer içinde tasvir eder. her ne kadar ilk ve orta öğretimde ütopya için yapılan tanımda iyi ve kötü ayrımı yapılmasa da ütopya sözcüğünün güzel/iyi anlamı taşıması, böyle bir ayrımı gerekli kılar.

distopik iki önemli eserin ( bin dokuz yüz seksen dört ve cesur yeni dünya ) karşılaştırılmasını, tam olarak katılmasam da, fikir sahibi olmak adına faydalı bulurum:
neil postman - gerçeğe dönüşen ütopya

görsel malzeme kullanılarak yapılan:
http://homoinsurrectus.com/2011/07/29/gercege-donusen-distopya-neil-postmandan-distopyalar-arasi-bir-karsilastirma/
distopya kavramı, aynı ütopya kavramı gibi, bir noktada kararlı hale gelmiş bir toplum sistemini ifade eder. bu sistem öylesine kararlıdır ki, içinde yaşayan bireyler tarafından hiç bir şekilde değiştirilemez, bozulamaz. çünkü içindeki bireyler ya bir değişim umudunu kaybetmişlerdir, ya da daha kötüsü, bir problem olduğunu fark edemeyecek kadar sistemin içine gömülmüşlerdir. genellikle distopyalar da, ütopyalar gibi bir kapalı sistemdir. bu kapalı kutunun boyutu ister bir ülke, ister bir gezegen, isterse de bir evren genişliğinde olsun, önemli değildir. okurken, izlerken okuyanı/izleyeni en rahatsız eden nokta, hikayeler ilerledikçe fark edilir ki, sistemin içinde yaşayan kişilerin bu sistem dışında bir hayat tahayyül etmeleri, bir sorun olduğunu anlamaları, tahlil etmeleri, eyleme geçmeleri ve bu sistemi değiştirmeleri mümkün değildir. genelde yazarlar bu sorunu hikayelere dışarıdan bir karakter sokarak, ve distopya karşısında onu şoke ederek geçiştirirler. 1984 gibi efsane romanlarda ise yazar kurduğu distopyanın bozulamazlığına bir saygı olarak bu işe girişmez. bilirler ki, eğer o sistem bir müdahale ile değişebiliyor ise, zaten distopya değildir.

bilinen belli başlı distopya örnekleri;

the matrix *
mülksüzler *
1984 *
dünya *
benim ülkem. korkuluklarla süslenmiş denizler ve dağlarla kaplı bazen bulutlarla dans eden bir dağın doruğu bazen de cehennemî bir karanlığı andıran okyanusun en derini.

kitap olarak da :

(bkz: şairin ölümü)**
(bkz: michel del castillo)
bunu, izlerken içime içime işleten bir film vardır: the road.
distopik film izlemek isteyenlere tavsiyedir. kitap okumaktan hoşlananlar kitabı da okuyabilirler.
distopya ütopyadan daha çok ilgimi çekmiştir hep. belki de şimdiki yaşantımızın varacağı noktaya daha yakın bir ihtimal olduğu içindir.