patronla yolculuk

en kötü geçen yolculuklardan birisidir. hele bir de sigaradan nefret eden bir patronsa ve mola yerlerinde bile sigara içirtmiyorsa işkence saatleri başlamıştır ve bir de bu yetmiyormuş gibi bir de paso dini sohbet cd takıyorsa ve bunu zorla dinletiyorsa geçirilen en kötü yolculuklardan birisidir. o yolu yürüyerek gitsen insana bu kadar zor gelmeyen bir durumdur .
ve bir de bu patron pinti,yemek bile yedirmeyen bir patronsa hay halimi denilen bir durumdur.
en çekilmezi gibi görünse de gayet güzel geçen bir yolculuktur. sigaralar içilir. yemekler yenir. cepten para çıkmaz. herşey patrona kitlenir. ohh ne güzel ne güzel..
patronun bulge'ı iyiyse, beraber her yolculuğa çıkılır. (bkz: men at play)
iş konusunu açıp beyin sikeceği garanti olduğunda uyuma ya da ölü taklidi yaparak bayılma zannı yaratacağım kesin olan en sıkıcı yolculuktur.
gerek el gerek bacak sürtünmeler tacizler rahatlıkla bu ortamda gerçekleşebilmektedir.
patron fantezisi olan ayı sözlük yazarlarını gün yüzüne çıkaran yolculuk düşlemesi.
en beğendiğim film kutsal damacana 2'dir demesiyle birlikte 1 saatlik uçak yolculuğu bile çekilmez hale gelip, sanki günler sürmüş gibi hissettirmiştir. ve evet "başkası adına üzülmüşümdür", yani hangi insan benim favori filmim bu der ki, onca güzel film de varken. üzüntümden resmen gözyaşlarım içime akmıştır, "sen hobi olarak yine sev genco" da diyememişimdir. bi de filmi övmek zorunda kalmam, o-mon-diyö, değerlerimi çiğnediğim için az kalsın eve vardığımda harakiri yapıp kendimi intihar edeceğidim.