ayı sözlük itiraf

  • /
  • 186
sıkılıyorum.
sıkılmaktan sıkılıyorum.

bu kadar tatsızlık bir hayatımda bir de yulafta var.
bi itiraf değil ama içimde kalsın istemedim.
az önce eskiden gerçekten çok sevdiğim insanla konuşurken bana taaa 3 sene önce ona attığım fotoğrafları geri gönderdi oysa ki ben onun fotoğraflarını çoktan silmiş, çıkarttıklarımı ise kül tablasında yakmıştım, bir kısmını da kesmiştim.
halen daha aramızda bir şeyler olduğundan emindim aynı carrie bradshaw ve mr big gibi ama her zaman onun gözü farklı şeylerde olduğu için bana zarar verdiğini düşünmüştüm. kendisi de zaten duygularını belli eden bir insan değildi.
şu an geri gönderince kalbim gerçekten daha da çok kırıldı niyeyse, fotoğraflarımı sildiğimden mi yoksa onu gerçekten severken davranması gerektiği gibi davranmadığı için mi bilinmez.
itiraf edecek birşey yok, istediğimi her zaman yaparım. sevdiklerimden biri kölenin birini duvara bakacak şekilde bekletip, diğerinin tasmasını bir yere bağlayarak burnunu ayakkabılarımın içine sokmak. keyif yaparken rahatsız edilmekten hiç hoşlanmam. hareket edenin, çıt çıkaranın o pembemsi yanaklarını tokatlarım veya başka şeyler....
yazıyorum yazıyorum siliyorum. canım öyle acıyor kalbim öyle sıkışıyor, daralıyor ki dakikalar saat, saatler gün oldu şuan. anlatsam bile anlayacaklar mı ya da okuyunca aynı duyguyu paylaşacak mıyız ki?
itiraf olmuyor ama en azından bunu yazayım
reddit'te r/suicidewatch başlığını okuyordum.

demişler ki, işte "ilişkim 5 yıl sürdü :(" ya da "18 yaşındayım ve sivilce sorunum var", "babam sevmedi", "işten ayrıldım", "kimse beni sallamıyor", "şişmanım".

e benim hiç ilişkim olmadı, sivilce sorunum 12 yaşından 21 yaşına kadar devam etti, hala da yüzüm delik, babam beni sallamadı, doğru dürüst bir işim olmadı, o kadar çizim yapmaya çalıştım, oyun yapmaya çalıştım, yazılımla uğraştım kimse sallamadı, salladıysa da ben devam edemedim, hiç zayıflayamadım, vs. e o zaman benim öldürmem lazımmış kendimi, onu anladım. sizin deyiminizle "it gibi yaşıyor" oluyorum.
bir erkeğe ısınmadan onunla sevişemiyormuşum, onu farkettim. eskiden çok rahatsızdım bu konuda. gruptan gruba koşamıyorum, tuvaletlerde sakso çekemiyorum diye üzülüyordum. şimdi bu kişiliğimle barıştım ve sanırım herkes çat diye biriyle sikişmek zorunda değil. eğer olur da beni beğenen birisi çıkarsa bundan sonra böyle yaparım.
hoşlandığım adamın bazi halleri beni kıskandırıyor. öyle üçüncü bir şahısla alakalı bir durum da değil. mesela bulunduğum yer yaşlıları biraz kalıp kafalı, düz insanlar. bilgi birikimleri, giyim zevkleri pek yok. bunun da çevresi hep o tarz insanlar olmasına rağmen bazen onlarla arasındaki farkı görebiliyorum her ne kadar benzer yönleri çok olsa da. daha doğrusu onlara uyum sağlamaya çalışıyor, belki de çalışmıyor özü öyle bilmiyorum. o kadar tanışmadık.


ama bunun bilgi birikimi var, tahsilli adam. makale falan yazıyor. geçenlerde takım elbise altında kısa çorap giydiğini gördüm. hafiften bu durumu kıskandım. aslında çok basit bi şey, ama buradaki insanlar dizine kadar çekerken çorabı devrim gibi geliyor.


bir de tersi durumu oldu geçen. kumaş pantolon üstüne nike tipi tişört, alta da spor ayakkabi giymiş. onu öyle görünce biraz şefkat duygusuna kapıldım içimden şapşal şey dedim.

çok tuhaf bir şey. hoşlandığınız kişinin kusurlarını görünce daha çok seviyorsunuz. (karakter dahil değil)
öyle şeyler beni germiyor yaaaa diye dolaşıyordum ama ben ameliyattan lokal anestezi den vs çok tırsıp geriliyormuşum ya la
sırf bazen ayısözlüğe acaba mesaj kutumda 1 yazıyor mu diye bakmaya giriyorum :(
arkadaş olarak sohbet ettiğim arap adam, başta geyim demişti. şimdi konuşurken "bir kız buldum, 3 ay sonra evlenicem" falan dedi. adam biymiş. şaşırdım. bir insana yalan söylemenin bu kadar kolay olmaması gerekmez mi?
bir erkekten çok hoşlanırsam, o kişinin el yazısını merak ediyorum. bir de geçmişte, çocukken falan nasıl yaşamış, bütün anılarını anlatmasını istiyorum.
flörtleştiğim insanlar bana gereğinden fazla açılırsa o kişiden soğuyorum. ben gereğinden fazla açılırsam o kişiye bağlanıyorum.
first come out (20 entride bir bir itiraf yazmaya karar verdim çünkü neden yapmayayım):

kendimi yıllardır yaşama ve ölüme eşit uzaklıkta hissederdim. bir intihar girişimim veya düşüncem olmadı. intiharı öven şeyleri banal bulurum. yaşamayı da. ama son günlerde sabah gözümü açtığımda o gün ve sonraki gün, belki önümüzdeki hafta yaşayacağım keyif verici anları düşünüyorum. sanırım yaşamayı yok olmaktan daha çok sevmeye başladım. yine de abartmamak adına yüzde 51'e 49 diyorum şimdilik. önümüzdeki yenilgilere bakacağız artık, umarım sert düşmem.
sözlük bu ara libidom tavan ne her şey beni tahriş ediyor

ceza’nın bu holocaust şarkısını ezbere biliyorum.
yerli plaka şarkısını da çok sevmiş olacağım ki ilk mail adresimin içinde yer alıyordu. ne kafaysa baya da kullandım o mail adresini.

allahtan etrafımda kimse cesaret vermedi de yetenek sizsiniz’e falan çıkartıp söyletmediler.

teşekkürler canım düşük özgüvenim.
dün mahalle muhtarıyla yattım. uzun zamandır kendisinin bana olan ilgisini biliyordum bakışlarından ve muhtarlığa çağırıp sürekli çay içirtmesinden belliydi. dün ilk adımı o attı ben de dayanamadım. takım elbiseli, göbekli ve bıyıklı erkeklere nasıl hayır diyebilirim ki? bu işi muhtarlıkta yapmak zor oldu ama değdi sanırım. kendisinin iki karısı var ancak hiçbirinden benden aldığı zevki aldığını zannetmiyorum. kendisiyle bir daha görüşmeyi düşünüyorum.
şimdi baya baya içimi dökmek istiyorum. zaten burada kimse birbirini tanımıyor. doepytoha kim bilinmiyor. arkadaşlarım artık sözlüğü kullanmıyor.

uzun süredir eski masumiyetimi, çocukluğumu, temizliğimi ve şeffaflığımı unuttuğum/kaybettiğimi hissediyorum.

rahatsız olduğum, tiksindiğim bütün her şeye dönüşmüşüm. yapmam dediklerimi yapmışım. yapmamam gerekenlerle cebelleşir olmuşum. insani sıfatlarımın hepsini unutmuş gibiyim. eskiden maviler içerisinde demlenirken, şimdi sudan çıkmış balık gibiyim.

geçen gün bir ayağımın çukurda olduğu söylendi.. döllediğim bardakların, masaların, zamanın laneti üzerime kusuluyor gibi hissediyorum. normları siktir et, bana güzel olanı lazım derken; normları geçtim, çirkine yönelmişim. baskıcı normlar en azından çirkinlikleri önlerdi. her şeye ulaşabilir olmak; güzele ve gizemli olana ulaşabildiğin anlamına gelmiyormuş.

eskiden, çok eskiden bir duygu hatırlıyorum. hırçın, heyecanlı, meraklı bir yapıydı. umut dolu ve bilinmeyene açılıyordu. ona ilk dokunduğum anda, uyuşturucu kullanmış gibiydim. ayaklarımdan, ellerimden akan enerji yüksekti. o zamanlar deneyimlerim saftı, hoştu, çocuktu. olması gerekende buydu.

sonra çirkinleşmeye başladı bütün hikaye. büyüdüm.

gerçeklikleri bizim yarattığımızın bilincini kapatıp; gerçeklik kabul ettiğim çöplüğün içine daldım. onu öyle kabul ettim. ki benim için farklı olacağını sandığım bir keşif alanıydı. beklediğimi bulamadım. aradığımın orada olmadığını bile bile içine daldıkça daldım. özümden döndüm, çirkinleştim, kararıp soldum.

bazen durgun sular, bazen çağlayan nehirler gibiyim. balıklarımı avcılar tutmuş gibi. yatağımı dölleyen aşk değil, nefret olmuş.
pet şişe ile lavman yapıyorum. ne gerek var pompaya 100 tl vermeye.
ölmesini dilediğim insanlar var.
bugün bekaretimi kaybedişimin birinci yıldönümü. aynı zamanda fransızların bastil'i basıp devrimi başlattıkları günün de yıl dönümü. hoş tesadüf.
  • /
  • 186