ölmek istiyorum

babam tam anlamıyla escinsel oldugumu öğrendi. yarından itibaren bize psikolog yolu gözüktü. bi tedavi olalım bakalım. belki düzelir? fhhdsj neyse ben biraz depresyona giriyorum. yakşamlar!
hayatımda her şey üst üstüme geliyor. o kadar mutsuzum ki saatlerdir ağlıyorum. dayanamıyorum artık. çok kötüyüm çok kötü hissediyorum. etrafımda hiç doğru düzgün insan yok derdimi anlatabileceğim. okuldan ayrıldıktan sonra da hiç arkadaşım kalmadı. sessizce geceleri ağlıyorum. çok kötüyüm. sürekli kendimi camdan ya da balkondan atarken düşünüyorum ya da ilaç içip ölürken ya da bileklerimi keserken. çok canım yanıyor. kalbim ağrıyor. ölmek istiyorum hayatıma son vermek istiyorum. sözlük kurallarına aykırı mı bu yazdıklarım bilmiyorum ama artık biri sesimi duysun istiyorum elimden tutup beni kaldırsın istiyorum. ne annem ne de babam bunu yapıyor. elimden biri tutsun ne olur, kendimi intihar ederken bulmak istemiyorum. her gece ilaçları alıp uyuyup bir daha uyanmamanın planlarını yapıyorum. yeter ne olur yeter...
42 yaşındayım, anadolu'nun kıytırık bir köşesinde, kilis ilinde yaşıyorum. hayatım boyunca hep ağladım, hep ah çektim. 4 kardeşim var, dördü de benden küçük. hepsi evlenip çoluk çocuga karıştı. ben ise yaşlı annemle bu zindan hayatı yaşamaya devam ettim. 2 ay öncesine kadar üç kuruş bir maaşa, (asgari ücretinde altında) bir matbaada çalışıyordum. kendimi bildim bileli hep gençlerden hoşlanan full pasifim. 2 ay kadar önce, öğle yemeklerini yediğim lokantada çalışan 18 yaşlarında bir gence gönlüm tutuldu. ona açıktan gay oldugumu söylemesem de ima yollu anlatmaya çalıştım. bu gidip bunu babasına söylemiş. ertesi gün adam yanında birisiyle beraber işyerime geldi. beni iş arkadaşlarımın gözü önünde çok fena bir şekilde dövdüler. polisi aramak zorunda kaldım. polisler bizi karakola götürdüler. bu gencin orada 17 yaşında oldugunu ve ifadesini çok farklı vererek beni direk tacizle itham ettiğini ögrendim. savcı telefonumu incelemeye gönderdi. her gayın telefonunda oldugu gibi benim de telefonumda birlikte oldugum, veya tanışmayıp sadece sosyal medya aracılıgıyla konuştugum kişilere ait malum fotograf ve videolar vardı. şimdi telefonun incelemeden gelmesi bekleniyor. ona göre hakkımda iddianame hazırlayacaklar sanırım. bu yaşananlar sonrası patronum, iş arkadaşlarım, 7 sülalem, çevrem vs.. hepsi benim gay oldugumu ögrendi ve işten kovuldum. üstelik adım tacizciye çıktı. şimdi 2 aydır evimden dışarıya çıkamıyorum. her gün ağlıyorum. ölmek için allah'a dua edip yalvarıyorum. dün banyodaki su borusuna kemerimi bağlayıp boynuma geçirdim. kendimi aşağıya doğru biraz bıraktım, ama yapamadım. çünkü allah'tan korkuyorum. nasıl yapıcam, dertlerimden nasıl bir kurtuluş yolu bulucam? çırpınıyorum, çırpındıkça bitiyor, tükeniyorum. keşke diyorum, keşke ben bir hiç olsaydım da gay olmasaydım. bilemiyorum, ben yine her an intihara kalkışırım ve bu defa gerçekleştiririm gibime geliyor. bana dua edin nolur. dua edinki, ben kendi canımı almadan allah alsın. alsın ki bitsin artık bu lanet olası, acı dolu, yalnızlık dolu kahrolası hayatım.
ağlama duvarına dönmüş olan başlık. cidden.
28 yasina bastim bugun olemedim bi turlu
geçen gün şu anda yaşadığım avrupa ülkesinde erkek arkadaşım ve onun zengin gey bura doğumlu türk doktor arkadaşı ile bir yere gittik. doktorla konuşurken bu ülkede çok rahat ettiğimi, türkiyesde eşcinsel olmaktan dolayı çok problem yaşadığımı anlattım. tam bir istanbul aşığı olan ve emekliliğini istanbul’da geçirme hayali kuran doktor bey “türkiye’yi hor görme, orada da çok güzel hayatlar yaşayan eşcinseller tanıyorum, orada yaşamak da çok güzel” dedi. erkek arkadaşım da sonuçta hayatının çoğunu burada geçirmiş, burada açılmış biri, o da hayatından memnun. onların arasında kendimi biraz eneyi hissettim. hakkaten eşcinsel olmak çok da sorun edilecek bir şey değil ki, ne var ki yani? ben enayi olduğum için bir sürü depresyon yaşadım çünkü. kendi kendimi hasta ettim...

böyle hissedip kötü oldum. doktor beye gerçekten rahat ve mutlu bir eşcinsel yaşamı olan kişilerin türkiye’de de olabileceğini ama kaç kişi olduğunun önemli olduğunu, benim kendi deneyimimde, görece açık ve liberal bir ailede yetişmiş olsam da bir çok sorunla karşılaştığımı, dışarıdan, rahat bir avrupa ülkesinden bakarak ahkam kesmenin fazla doğru olmadığını söyledim. yine de kendimi enayi hissetmeye devam ettim o gün.

sonra burada, benim gibi sıkıntı yaşamış, yaşayan kişilerin hikayelerini okuyunca bu konuda çok da yalnız olmadığımı düşündürdü.

biraz alakasız oldu ama benim de en son yaşadığım olay bu.
hayat gerçekten kısa aslında ve her kötü şeyin sonunu temizleyen bir ölüm realitesi de var. çok garip değil mi?bembeyaz bir sayfa sanki ölüm, bir daksil, bir silgi misali. her şeyi silen bir özelliği var, tonlarca karanlık, küfür, hakaret, nefret, mutluluk, umut, aşk, nefret, sevgi, saygı yani hayatın tüm renkleri ama en sonunda bir daksil. bunu unutmamak lazım bence. son belli, başını da üç aşağı beş yukarı öğreniyoruz, pekii
ya ortası? doldursak ya orayı gönlümüzce, doldursak ya orayı içimizden geldiğince, kendimize saygı duyarak , kendimizi bilerek. herkesin bir busu var ben buyum diyebildiği, peki ya bunu yaşamak ? hayat kısa, sadece nefrete, kine , kıskançlığa harcayacağım çok da vakit yok aslında. biraz kendimize değer verelim ve onu kirletmeyelim, yıpratmayalım, yazık olmasın ona.
sadece ve sadece genç olmam engel oluyor ölmeme. elden ayaktan kesildiğimde bu stresi taşıyacak gücüm kalır mı merak ediyorum. belki o zamana kadar düzelir diye umutlanıyorum.