sezen aksu şarkılarını sevmem ama bu şarkısı güzel samimiyetsizliği

bence ahmet kayayı onaylamıyorum ama şarkıları güzel hayranıyım diyenlerden zerre-i misak kadar farkları yoktur. eyyamın bini bir para bakın.
bu 'samimiyetsizliği' gösteren güruhun önde gideyim ben. ikiyüzlülükse ikiyüzlülük. bir şarkıcının/müzisyenin/sanatçının bir eserini beğenmek için o kişinin hayranı, seveni olmak zorunda değil insan. söz konusu "sevmek" de değil zaten. kimseyi sevmek ve dahi sevmemek/nefret etmek zorunda değil kimse. birini sevmeden -ya da nefret etmeden- de yaptığı bir işi beğenebilir pekâlâ bir insan.

ege'de bir şehre gidiyorum mesela. biryere ait olamamış ben, yine yollara âşığım. bir ev işte. geçici de olsa kafamı, ruhumu, yüreğimi sokabileceğim bir ev. yüksek bir tepede. sigara içemiyorum içeride. parmaklıklı küçük bir balkon var. oraya çıkıyorum. kahvem var yine yanımda. ve elbette ki müzikler de... bu kadının bir şarkısı çalıyor arka tarafta. ben sigaraları arka arkaya ciğerlerime yolluyorum. "aşk belası" değil derdim; uzağım, ırağım, yerim yurdum kalmamış. "sorma, ne haldeyim." gökyüzünü görüyorum çok katlı apartmanın giriş katındaki o dairenin parmaklıklı küçük balkonundan. bulutlar var birsürü gökte. "dalarım uzaklara. gönlüm sıkılır."

sezen aksu'nun şarkılarını sevmek için sezen aksu'ya körü körüne, delicesine hayran olmak gerekmiyor. belki de sırf bu yüzden bile bu kadın sade "şarkıcı" değil, tam bir "sanatçı".

bu samimiyetsizliğin altında popülerliğe karşı cephe alma durumu yatar. ve o sevilen parça muhtemelen kendisinin henüz bozulmadığına, aslına sadık kaldığına inanılan ilk dönemlerine ait bir parçadır.
sezen aksu'nun bu toplumun en üretken sanatçılarından biri belki de birincisi olduğu düşünülürse, elbette sevilen ve sevilmeyen şarkıları olacaktır
sesini pek beğenmesem de slow şarkıları güzel. (bkz:firuze)
sezen aksu’nun eski şarkıları güzel diyenlerin samimiyetsizliği gibidir.

43 yıldır şarkı yapıyor ,onlarca albümü var. sürekli “güzel ama eski şarkıları daha güzel “ diyenler var.

sen ağlama albümü çıktığında , müzik otoriteleri eleştirmiş. pop’dan uzaklaşıyor diye. 90’lara geldiğimizde sen ağlama , git ,sezen aksu söylüyor gibi albümler için söylendi bu. 2000li yıllarda da aynı şey.”eski şarkıları daha güzel” dendi. kastettikleri şarkılar 90’lı yılların şarkılarıydı. 2010’larda da aynı şey.

yani her 10 senede bir söylenen söz. ama sevilen şarkılarını say desek her dönemden şarkılar var. bundan 10 sene sonra da , bu yıllarda çıkan şarkıları için söylenecek bu. kısır döngü gibi..

sanırım her dönemin şarkıcısı olmak böyle bişey.
sezen aksu şarkılarını sevmem, bu şarkısı da bok gibi, yeterince samimi mi?
bunun neden samimiyetsizlik olduğunu anlayamadığım başlık, gerçekten kadının şarkılarını sevmek gibi bir zorunluluğumuz mu var (ben severim ve arşivci olarak çoğu albümü ben de var), tek bir şarkısını sevemezler mi? ben insanlara neyin sevileceğinin ya da sevilmeyeceğinin dayatılmasından usandım. aklın yolu bir ama gönlün değil, hatırlatmak lazım.
zaten lafımız aslında sevip de sevmiyormuş gibi yapanlara.

sezen aksu şarkıları mutlaka birilerine bi şekilde değip dokunur. hiç sevmeyen ve dinlemeyene tabi ki saygı duyulur.

ama türkiye’de bir gerçek var ki özellikle sezen aksu için “ ay hiç sevmen” diyip özelde çatır çatır dinleyip ağlayan tipler vardır. samimiyetsizlik derken bunu kastediyor başlık.

arabesk için de yıllardır böyleydi. herkes tü kaka olarak gördü, dışladı gibi yaptı ama özelde dinleyip orhan gencebay şarkısıyla kendinden geçti. dışarda “ ıyyy arabesk mi , çok kıro yaa” diye tepki verdi. bu malesef türk insanının yapısı. samimiyetsizlik ve ikiyüzlülük her konuda var.