başkanlık sistemi

başkanlık rejiminin kökeni abd'nin 1787 anayasası'dır. başkanlık, yarı başkanlık ve seçilmiş başkanlık olmak üzere üç değişik uygulaması var. bugün abd'de ve çoğu latin amerika'da olan venezuela, costa rika, kolombiya ve şili gibi ülkelerde uygulanmakta olan başkanlık rejiminin özellikleri şöyle sıralanabilir:
1. başkanlık rejiminde başbakan ya da cumhurbaşkanı makamı yerine başkanlık makamı bulunuyor. başkan meclis tarafından seçilmeyip doğrudan halk tarafından seçiliyor. meclis de halk tarafından seçiliyor ve başkanlık sisteminin en önemli özelliği olarak meclis de başkan da birbirine üstünlük taslayamıyor.
2. başkanlık sisteminde bakanları başkan atıyor ya da görevden alıyor. üstelik başkanın bakanları meclis içinden seçme zorunluluğu da yok.
3. başkanlık sisteminde meclis yasaları hazırlanması ve bütçenin oluşturulması konusunda yetkiliyken başkan tüm politikayı ve uygulamayı belirleme yetkisine sahip. ancak başkan yönetime karışmasına izin vermediği meclisin denetimi altında çalışıyor.
4. başkanlık rejiminde birbirine karışamayan ama denetleyen başkan ile meclis arasındaki hakemliği yüksek yargı, yani anayasa mahkemesi yapıyor. yani başkanlık sisteminde başkan ile meclis birbirinden bağımsızken anayasa mahkemesi her ikisinden bağımsız olarak hakemlik görevi yürütüyor. bu nedenle başkanlık sistemine kesin kuvvetler ayrılığı deniyor.

ve bugün başbakan yardımcısı bekir bozdağın yaptığı açıklama sonucu nihayet gerçek amaçlarını * açıkça dile getirdikleri rejimdir.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/20502686.asp
ve beklenen açıklama rte tarafından da gelmiştir...

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/20502686.asp
ak faşizme zirve yaptıracak çöküşün başlangıcıdır!
henüz parlamenter sistemin özünü ve gereklerini anlayamamış ve oluşturamamış bir kültür ve seçmen kitlesi varken, böyle bir sistemin işlevini tartışmak bile abestir!

şöyle özetleyim: henüz altındaki beze sıçan bir bebeğe, bez yıkatılır mı hiç?
parlamento denetimini ayıp sayan, lidere tapan, muhalif görüşleri yok etmeyi hak bilen ve yargının hükümetin işlerine ayak bağı olduğunu düşünen bir yönetimin "başkan" adı verilen hikmetinden sual olunmaz bir güç ile neler yapabileceğini söylemeye, anlatmaya, abartmaya gerek var mıdır?, dedirtir...
rte'nin çok istediği sistem. seçim öncesi tüm açılış ve toplantılarda direk bir partinin başkanı gibi vaaz vermesi oldukça iğreti duruyor.

faşizmin hasını ve alasını yaşamamıza ramak kaldı.
geri sayım başladı; gözünaydın türkiye!

(bkz: akp'nin tek başına iktidar olması)
teoride iyi gibi görünse de, tepemizdekilerin zihniyeti ve icraatlerini düşününce, zaten bu sistemde yeterince zarar veriyorlar, bir de tek güç olurlarsa ne olur düşünmek istemediğim siyasal sistem. şu tepemizdekinin niyetinin iyi olduğunu bilsem amenna, ama adam evde zorla tutamadığı yüzde elliyi düzmek istiyor ve başkanlık sistemi buna her türlü imkanı verecek. başkanlık sistemi diye, amerika ya da medeni toplumlardaki değil, araplarınki gibi bir sisteme öykünüyor ve ben iran, ırak, suriye, suudi arabistan gibi ilkel görgüsüz arap ülkelerinin bir kopyası olmak istemiyorum.
gezi'ye avm gibi içinde kalacak, gerçekleşmeyecek bir hayal.

daha birkaç gün önce sayıştay (kamunun harcamalarını, hesaplarını inceler) raporlarının gizlenmesini geçirdiler meclisten. daha önce de mecliste okunmasını engellemişlerdi.

koyun can derdinde, kasap et derdinde...
ülkenin içine sürüklendiği korkunç uçurumu engellemeye odaklanmamız gerekirken, götümüze don mu giyelim, çaput mu bağlayalım, yoksa üstüne makyaj yapıp donsuz mu gezelim?, muhabbeti yapıyoruz...
böyle bir ülkede, başkanlık sisteminin tek hedefi, katıksız faşizm uygulamaktır!
akp, bugüne dek istediği hangi yasayı çıkartamamış da, sanki sistem tıkanıyormuş ve muhalefet çooook güçlüymüş de hükümeti çalıştırmıyormuş gibi başkanlık istiyor??
amaç belli, niyet aleni!
amaç üzüm yemek değil, muhalif olan herkesin ebesini bellemek çünkü!