can yücel

öncelikle kelimelerime bu başlık nasıl açılmamış hayret diye başlarım.tüm şiirlerini ezbere bilmediğim fakat bazı şiirleri vardır ki insanı yürekten dağlar.

basma basma...
basma al kirdin kirdin al!
ben sana basma dedim!
dedim...

ben bu şekıl giyinirim,
bu bayan şu şekıl giyinir ,
şu şekıl giyinir.
bu şekıl...
yerin seni çektiği kadar ağırsın,
kanatların çırpındığı kadar hafif..
kalbinin attığı kadar canlısın,
gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
sevdiklerin kadar iyisin, nefret ettiklerin kadar kötü..
ne renk olursa olsun kaşın gözün,
karşındakinin gördüğüdür rengin..
yaşadıklarını kar sayma:
yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
sevdiğin kadardır ömrün..
gülebildiğin kadar mutlusun.
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
sakın bitti sanma her şeyi,
sevdiğin kadar sevileceksin.
güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar inansın.
bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
işte budur hayat!
işte budur yaşamak,
bunu hatırladığın kadar yaşarsın
bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir,
kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
bebek ağladığı kadar bebektir.
ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
sevdiğin kadar sevilirsin…
önüne geçemediğin tek şey kaderdir.
seni yaşama bağlayan aslında bir mucizedir.
bugün yaşadığın herşey dünden kalma sebeplerdir.
ve aslında hayat dediğin,
'' yaşayabildiğin kadar güzeldir ''...
ayyaş baba, küfürbaz dede, can, canan. fizy de can yücel yazıp ev işleri yaparken sanki evdeymiş gibi hissettiriyor kendisini.
rahmetli, türkiye'de göte göt demekten imtina etmeyen ender kişilerden birisiydi.. bir nevi köyün delisi yani.. delisi olmayan bir köyün ne kadar sıkıcı ve ne kadar tekdüze olduğu, can baba'nın yoklugunda nasılda hissediliyor.
bir söylentiye göre kendisine sağcı mı solcu mu olduğu sorulur ve can yücel şu cevabı verir.
"sabah uyandığımda malafatım ne tarafa yatmışsa..."

babası hasan ali yücel de büyük adamdı.
ölüm bu ara çok oldun sen
ortalığı kırıp geçirdin
dostlara taktın, gençlere taktın kancayı...
kendim için söylemiyorum, yanlış anlama, bak!
nasıl olsa benim miyadım doldu,
ama sen de bokunu çıkarma işin!
bir süre ara ver bu iş güzarlığa!
tek dur biraz!
ne dersin tam maaşla emekliliğe?
işsizlik sigortası da veririm istersen...
14. yılı bugün ölümünün... ışıklar içinde uyu can baba...
bu ay kendisi hakkında ot dergisinde dolu dolu bir sayfa hazırlanmış muhterem kişi.

ek olarak prof. dr. semih çelenk'in blog (http://semihcelenk.blogcu.com/internette-sahte-can-yucel-metinleri-semih-celenk/11038398) ve twitter hesabında (https://twitter.com/treeofidleness) araştırmaları sonucunda paylaştığı üzere aslında can yücel'e ait olmayan bir çok şiir öyle ya da böyle onun adı ile paylaşılmakta.
"kendi kulağına küpe takan adamı taşlayıp, götümüze kazık sokan adamları alkışlayan bi toplumuz." - can yücel
16 yıl önce bugün sardunyaları yetim bırakan şair, şiiradam
başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğin memleket
denizi ayrı deniz, havası ayrı hava..*