çocukken ayna karşısında saç fırçasıyla şarkı söyleyen yazarlar

benim o salak. az mı mozart'tan* türkü çığırmadım tey tey.
ne acı hala söyleyen var.*
tarak yerine, deodarant şişesi de aynı görevi görmektedir. hem şekil bakımından mikrofona benzemektedir daha fazla.
karaoke barlardan haberdar olmayan yazarlardır.
bunun yanında kendine çeşitli tüllerden sahne kıyafeti yapan ve aynı anda dans da eden yazarlardır. * *
çocukken biraz kısıtlayıcı olmuş . *
aon dönemde bunu kumanda ile yapan yazarlardır. bilseniz beni konserlerimde kimler kimler dinledi. sadece şarkı söylemekle kalmayıp, röportajlar, tv programları ve cinsellik bile akabinde devreye girebiliyordu.

(bkz: sözlük yazarlarının hayal dünyalarındaki genişlik)
son dönemde bunu kumanda ile yapan yazarlardır. bilseniz beni konserlerimde kimler kimler dinledi. sadece şarkı söylemekle kalmayıp, röportajlar, tv programları ve cinsellik bile akabinde devreye girebiliyordu.

(bkz: sözlük yazarlarının hayal dünyalarındaki genişlik)
anne evde yokken açılan şarkıya bir elde tarak eşlik ederken diğer elle her onbeş saniyede bir aynaya karşı "hey sen,sen ,seni lanet uslanmaz yakışıklı" anlamında kendini işaret etmek suretiyle yapılan eylemdir. yaparken anneye yakalanılırsa elin ayağa dolaşacağı yer yarılsa yerin dibine girsemlik bir durum ki aslında her eğlenceli yazarın muhtemelen yapmış olduğu bence çok sempatik bir hadise.
bu yazarlar şimdilerde, kulaklıkla müzik dinlerken dinlediği şarkıyı mırıldayıp hafiften de dans eden yazarlardır. *
artık saç fırçası yerine pet şişe falan kullanıyorum, level atladım
ileride ünlü bir solist olduklarında; "aslında çocukluğumdan belliydi bugünlere geleceğim... fırçayı kapıp aynanın karşısında az şarkı söylemezdim" şeklinde röp. verebilecek olan yazarlardır.*