dış görünüş

var olanın ötesinde kilo değişimi, sivilce gibi faktörler, temizlik, günlük bakım, giyim tarzı gibi etkenlerle sürekliliğinin sağlanması gereken çok önemli bir kavram. insanın hem kendisi hem de sosyalliğinin parçası olan çevresiyle ilişkileri açısından kayda değer bir belirleyici. insanları dış görüntüsüne (güzellik/çirkinlik) göre sınıflandırmakla dış görünüşüne dikkat etmek arasında çok büyük fark vardır. dolayısıyla kendini unutup, beni böyle kabul edin, dış görünüş önemli değildir demek anlamsız bir savunmadır. ayrıca dış görünüşe özen göstermek kapitalizmin aşıladığı gibi bir lüks değildir, iliğinizi kurutmaz.

(bkz: götte sivilce çıkması)
(bkz: önemli olan iç güzelliği)
kalp temizliğinden önce gelen, kişinin kendi iradesiyle oluşturduğu, aslında ben buyum dediğimiz kişisel pankartımız.
"giydiğin sana yakışmıyor, oturduğun ev dökülüyor bile olsa temiz olması kafi olan durumdur."

dış görünüşe önem göstermek asırlardan beri önemli olmuştur. insanların vücudlarına dövemeler yapması ve ya boyaması, hayvan kürkleri ve kemikleri, tüyleri ile süslenerek toplumdaki konumlarını belli etmeleri, kraliyet hayatının ve entellektüel kesimin fark yaratma çabası, sınıf ayrımcılığını gösteren hizmetkar kıyafetleri... vb. gibi bir çok konuya ister istemez malzeme edilmiştir. anlayacağınız bu durum istenilen her kılıfa kolaylıkla sokulabilir. (bkz: iki ucu boklu değnek)

günümüzde de bu gerçeğin değişmesi beklenmez ve beklenemez. çünkü insan nüfusu çok fazla. dolayısı ile bu insan nüfusunun çoğu genç ve dış görünüş çeşitli yaş gruplarında, meslek hayatında kendini satmak, saygı görmek başlıkları altında önem arz eden bir durum. o hale gelmiştir, getirilmiştir. bir statü, bir duruş göstergesi olarak bile algılanabilen bir durum olması gerçekten halimizin acınası bir göstergesidir. fakat bu durum ne yazık ki bizdeki takım elbise içindeki boş adam cümlelerini akıllarına getiriyor.

sokaklarımızın, evimizin, giydiklerimizin ve fiziksel olarak kusurlarımızın bile bu konuya dahil edildiğini, bu kadar gözün herşeyi didik didik ettiğini düşünecek olursak bütün bunlar dile geldiğinde size yüklediği güvensizlikten, baskıdan başka bir şeye yaramadığı anlamak kolaylaşır. birde kişiye yapılan "şuna buna benziyorsun" sözleri vardır ki duymayın ayaklarınız yerden kesilir. günümüzde insanlara sürekli olarak pompalanan bu dış görünüşün güzel olması hikayesi ve merakı sadece pazarlamanın stratjisi olmuştur. çünkü dış görünüş insanı akıllı yapmaz ama dış görünüşüne dikkat edenin herkesinde boş olduğu anlamına da gelmez. (çoğunluğun şartlara göre içinde bulunduğu boşluğu kastederek yazalım.) insanı rol yapmaya iter. zaten günlük hayatımızda konuştuğumuz, konuşabildiğimiz 300-500 cümle ve bunun işyerinde mesleki cümlelerden başka ne var ki? bunun yanında dış görünüşün güzel olsa ne olur? kürk giydinde insan mı oldun? diye sormak lazım. zaten insanlar kendilerine verileni aldıktan sonra bu cici de olsa kaka da olsa vazgeçemezler. yine dönüyoruz kürk olayına. sen boklu hayvanı yaşarken beğenme onu öldür kürk yap giy hayvanın yaşarken onu koruduğu kürkün parası ile hayvanın hangi tür ise artık kendisi ile övün. bire at eşşek sikişmişte sıpandan olmuş insan evladı. her yerin dolu olsa nereden, nerenden seni adam sayacağız?

değerli madenlerden yapılan takılar ve özel tasarım elbiseler, günlük hayatta giyilen envai çeşit marka kıyafetler herkese para kazandıran işler. ekonomiyi ayakta tutan şeyler. bizlere de bu kadar reklamın ardından düşen pay sadece onları dinlemek, güzel olan herşeye sahip olmak, güzel olmaya çalışmak ve güzel giyinmek. bunun için çalışmalı, bunun için yaşamalı ve ileride yaşlandığımızda hayatı iyi yaşamış olduğumuza inanmamız gerekli. (bkz: kendini kandırmak)

varlığını bildiğiniz ve size yararı olan her şey sizi kendisine mahkum eder. siz zayıflarsınız ve kendinizden uzaklaşırsınız mal olursunuz. buda kendini umarsızca dış görünüşe adayan ve kendine içinde bulunduğu toplumda sürekli olarak yer arayan insanlardan oluşan aptal toplumlar ortaya koyar. (bkz: aziz nesin)

(bkz: hayatı minimize etmek)
(bkz: basit yaşamak)
(bkz: her körün bir alıcısı vardır)
(bkz: gönül ota da konar boka da)
(bkz: tutumlu olmak)

ilk izlenim i etkileyen en önemli etkenlerden biridir.
kimileri için önemli, kimileri için değildir.

(bkz: doğan görünümlü şahin)
ilk görüşte aşk yanılgısı taşıma ihtimali çok yüksektir.
5 sene öncesine kadar hiç önemi olmayandı. şimdi insanların dış görünüşünün ciddi ipuçları barındırdığını düşünüyorum.
dış görünüş eşittir kimlik. dış görünüş insanın hep önem verdiği bir şeydi ancak postmodernizm ile birlikte farklı bir olgu haline geldi diyebiliriz. artık herkes olağan dışı ve özgün olabilmek için dış görünüşüne farklı şekillerde özen gösteriyor. bugün baktığımız zaman nasıl giyindiğin, nasıl göründüğün uzaktan analiz yapabilmenin belki de tek yolu. insan iyi bir izlenim bırakma çabasını dış görünüş kavramı ile büyütüp bambaşka bir boyutlara getirmiştir. önemli önemsiz olmasından ziyade hayatımızın bir gerçeğidir. hepimiz ister istemez bu kaygıdan ötürü dış görünüşümüze önem veriyoruz. kısacası dış görünüş, insanlığın tek tip giyinmediği bir zamanda önemsemekten vazgeçemeyeceği bir şey.
aranızda dolaşmak için giyiniyorum, hem de iyi giyiniyorum. iyi giyinene iyi yer verdiğiniz için sözleri ile ne güzel anlatıyor tezer özlü dış görünüşün insanların size verdiği önemin ve saygının üzerindeki büyük etkisini.
artık herkes güzel, artık herkes bilgili. kabuk da kafa da dolu hemen herkeste. peki ya kalbimiz? aklın esiri, bedenin kurbanı olmuş.
biz gaylerin ekstra dikkat etmesi gereken birşey. beğenilme kaygısı çoğumuzda vardır. sporlar yapılır, cilt bakımı. ben beğenilme dışında kendim için de dış görünüşüme dikkat ederim küçüklüğümden beri. ama bana göre ortalama bir görünüş yeterli. çok yakışıklı olsun kaslı olsun derdi yok. bakımlı olsun elbette ama herkes yaşlanacak. önemli olan uzun ömürlü sevgi.
insanın içinde ne varsa dışına o yansır, bu sebeple dış görünüş önemlidir. mimik çizlerileri her detay insan hakkında bir çok bilgi verir.

(bkz: dışı seni yakar içi beni)
hamam böceği de uğur böceği de böcektir. birini eline alır şarkı söyler, birini öldürmek için evi ilaçlatır insanlar.

koulrofobi denen kişilerin palyaçolardan korkmasının altında da palyaçoların yüz ifadelerinin gerçek olmayışı, dış görünüşlerinin absürt bir şekilde yanıltıcı olabilmesi yatar.

bu iki örnek dış görünüşün önemi üzerine düşündürücüdür.
bomboş insanları vezir yapar. bu bomboş insanlardan bazıları ise bunu duygusal zekalarına, son derece entelektüel (!) sohbetlerine vs. bağlarlar; alakası yoktur.

belki de daha acısı ise, dış görünüşünün hoş olmadığı değerlendirilen insanlara her şeyi yapabileceğini zanneden insanların varlığıdır.

ve zannımca bir insanın diğer insanları dış görünüşlerinden ziyade karakterleriyle değerlendirmesiyle olgunluğu ve bunun getirileri arasında doğru orantı vardır.
dış görünüş önemli. neticede ruhlar aleminde yaşamıyoruz. vitrinini beğenmediğim dükkana girmem aga. iki iki dört
kendi dış görünümüme deli gibi önem veririm. cilt bakımına tonlarca para yatiririm falan (ki buna rağmen kötü cildim) ama bir insanla tanıştığımda o kişinin dış görünüşü niyeyse hiç umrumda olmuyor. ilk izlenimim genelde konuşması üzerine oluyor. dış görünüş düzelir ama karakter, konuşma değişmez.