erkeğe şiddete hayır

bir mekana gittiğinizde ya da herhangi bir yerde genellikle bir kadının bir erkeği üzdüğü, ona çemkirdiği ve ağlama kozuyla ona köpek çektiği durumlarla mutlaka ama mutlaka karşılaşmışsınızdır. tamam, duygusuz çomar heteroseksüel erkeklerin suçlu sayılabileceği durumlar da mevcuttur elbet; ama, böyle durumlarda kişi, hemcinsinin bir seks uğruna ya rab ne yiğitler heder oluyor şeklindeki haline üzülmeden de edemez. kadınların ağlamaklı gözlerle erkeği onca insanın gözü önünde rezil etmesine tanık olunca ben "erkeğe şiddete hayır! erkeğe şiddete hayır!" diye bağırmak istiyorum.
bi tane reklam dönüyor ekranlarda, mutlaka görmüşsünüzdür.



zen pırlanta’nın “değişim” konseptli bu reklamında, hanım kızımız diyor ki: “... işte ben onu aldım, emre’yle birlikte zen’e götürdüm, daha büyük taşlı olanıyla değiştirdim...”

emre de sadece fotoğraflarda. ha bi de pırlantacıda. adam ortada yok. sanırsın kadın eski yüzükle beraber adamını da daha büyük taşlı yüzük için zen’de bıraktı.

konuşmayacağım konuşmayacağım diyorum ama şu kadınların büyük taşlı pırlanta yüzük için kocalarına çektirmediği yok. koca taşlı yüzük bir zaman sonra beş taşlıya dönüşüyor. sonra da gerdanlık ve daha fazlası.

kadınların evlilikteki çabaları takdir edilesi, ama bazı kadınların sanki “amları altındanmış” gibi davranmalarına tahammül edemiyorum. sanki ortada sikecek başka kadın yok. böyle kadınların kocası olsam kesinlikle onları aldatırdım. kocasına cüzdan muamelesi yapan karılık olmaz.
aşırı feminizm iyi bişey değil...eşitlik var ama partizanlık ayrı bir sorun