günışığıyla uyanmak

çok severim. perdelerden sızan günün ilk ışıklarının tatlı sıcaklığı yüzünüze yüzünüze vurur. bi yandan yatakta gerinir ama uyanmak da istemezsiniz hani. babaanneme gittiğimde çocukken beni uyandırmadan kahvaltı etmeye çabalarlardı, bi yandan çay kaşığının şıngır şıngır sesiyle uyanırdım. onun gibi. hep aynı nostaljinin ve huzurlu günlerin temsili bi nevi. elinizi yastığın altındaki ya da duvardaki serinlikle buluşturursunuz falan. eğer benim gibi bahçesinde ağacı olan bir evde yaşıyorsanız, kuşların da ağacın dallarında ya da pencerenizdeki tıkırtıları ve cikciklemeleri de eşlik eder bu huzur dolu ortama. aman dünya yansın umrumda değil havasına girer ve tek derdiniz çayın yanına menemen mi yapsam yoksa omlet mi olur. hele ki o gün, erken bir saatse ve pazar günüyse, deymeyin keyfime.

ayrıca, eski sevgilime "günışığım" şeklinde hitap etmemden mütevellit, onunla da uyanmak demekti. umarım keyfi yerindedir. mutlu olsundur ve artık geleceğe baksındır.
tabuttan çıkmış vampir gibi hissediyorum
sabah güneşinin ışığı anlamında.