mülteci

- ak cehennemin gerçek yurttaşı.
- akp adlı örgütün, ülkenin tüm dengelerini ve yurttaş haklarını çiğneyip alt-üst ederek içeri aldığı 5-6 milyonluk kitle.
- avrupa birliği adlı emperyalistlerin, azıcık rüşvetle bize kakaladığı serseri mayın.
onlar için çok üzülüyorum.
yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal. bir yandan hükümetin politikasıyla neyi hedeflediğini biliyorsun bir yandan da bir insanlık dramı yaşandığını biliyorsun. bu politikalardan dolayı insanlar nefretlerini yanlış kişilere yönlendiriyorlar yani mültecilere. öfkelerini başka yere, bu işin politik sorumlularına kanalize etmeleri gerekirken işin kolayına kaçmak işlerine geliyor belli ki. kötülük bu başka birşeyle açıklayamıyorum.

en çok da çocuklara üzülüyorum.
birgün sokakta oturuyorum, izliyorum olan biteni. hava cıvıl cıvıl, gayet pozitifim. stand açılmış, halaylar çekiliyor bense izliyorum.bir tarafta da "bizim" sokak çocukları. gül uzatıyorlar, almayan olunca bazen laf atıyorlar şakalaşıyorlar. arada sokağın tanıdığı olan solcu abilerinin ablalarının yanlarına gidiyorlar, goygoy çevirip tekrar işlerine dönüyorlar. alışmışız onların varlığına. tam o esnada 2 küçücük insan dikildi birden karşıma, gözlerimin içine baktılar sadece. tek bir kelime dahi etmeden. mendil uzattılar. sonra anladım ki türkçe bilmiyorlar, arapça konuşuyorlar aralarında. fısıltıyla. sonrasında izlemeye devam ettim, sadece uzatıyorlar mendili. insanlar eliyle "yok istemiyorum" işareti yaptığında üstelemeden gidiyorlar.
içime oturan anlardan biridir, o mahcup bakışları unutamam. sokak çocuklarından etkilenmişimdir oldum olası hep. ama o mahcup, çekingen bakışları unutamam. baya etkilendim o çocuklardan. küfrettim sorumlulara, bu politikalara karşı hiçbir şey yapamayan bizlere( kelin merhemi olsa başına sürer imiş.)
lanet ediyorum nefret söylemine sahip olanlara, bu çocukları itip kakanlara.
hirpalanmis yerlerinden öperim çocuk diyordu nazim hikmet.

ben o çocukların mahsun ve mahcup hallerinden çok etkilendim. o çekingen hallerinden cok etkilendim, bir yandan düşünmeden edemiyor insan " kim bilir kaç iğrenen,otekilestiren nefret dolu bakışa maruz kaldılar"
mahcup olma çocuk, utanma. üzülme.
onlar bize de kötüler. kendinden olmayan herkese.
düşünüldüğünde dünya kötü bir yer gerçekten. aşağılık bir yer. mülteciler üzerinden yürütülen o aşağılık pazarlığı düşündükçe, ülkemdeki insanların nefretini düşündükçe herşeyden nefret ediyorum. avrupalısı da var sahi.

insan aşağılık bir varlık. bunca düşkünlüğü aklım almıyor.
insanların bu şekilde sıfatlandırılmasından hoşlanmıyorum.


mülteci, yetim, dul vsvs.
ilk kobani'den gelenleriyle tanışmıştım... başlarda şüpheci bakışlarıylarıyla bir kaç yeni yetme genç olanlarına hesap vererek sokulabiliyordum yanlarına... sonradan aşinalıklar tanışıklıklara; tanışıklıklar dostluklarla dönüştü...

dostça davet edildiğim sofralarında gözlerinde yıkılmış evlerinin, gömülememiş oğulların ve yarınsız torunların buğulu bakışları olan kadınları gördüm. gülten akın da görmüş olmalı dedim kendi kendime böyle gözleri; zira şu dizeleri başka ne için yazabilirdi ki...*

"ben değil sofraya ölüm oturdu
peynir yedi beni, zeytin yedi beni
ekmeğe uzandım, ellerim düştü
elmadan gözlerim yandı, kör kaldım
su değil sel aldı beni
ben değil sofraya ölüm oturdu”