utopya

Durum: 391 - 0 - 0 - 0 - 30.09.2016 16:04

Puan: 5063 - Sözlük Kezbanı

3 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

ütopyadan sevgiler.
  • /
  • 20

ayı sözlük itiraf

ev ilanı ile ilgili bi başlık bulamadığından mecbur buraya yazıyorum.


beni iki kedim ile kabul edicek istanbul içi ev arkadaşı arıyorum.bi haftam var ama gene de aklınızda bulunabilir. teşekkür ederim.

ayı sözlük itiraf

genç yaşımın baaarında ben! zorlu bir dönemi daha geride bırakmış durumdayım. en azından öyle sanıyorum.

hayatımın değişmesine ve güzelleşmesine son bir sene kaldı, hatta daha az ve yapacaklarım bunu çok etkileyecek ve belki de güzelleşmeyecek bile.

bu yüzden umudumu ve enerjimi kaybetmeden ders çalışmaya başlayıp her şeyi toparlamaya çalışacağım. ne olursa olsun bunu yapmak istiyorum. çünkü şimdi pes edersem bütün hayatım boyunca pes etmiş olacağım.


bir de, sözlüğü ve dergiyi bir hayli aksattım. bu yüzden de ayrıca üzgünüm. ama döneceğim. en yakın zamanda da yazacağım.

çav bella ayı sözlük.

zagor

hepberabear

beraber direnemedim ama beraber bir güzel kurtlarımızı döktük sabaha kadar, ooh.


yakışıklılığla bütün kadınları kendine hayran bırakan bahtı kara arkadaşım. yolun açık olsun..

sana geleneklerine bana gelselerdi böyle olmazdı! bak kıskandım şimdi.

nehiryeli

dark bear

günün başından beri istediğim bayrağı neyseki alabildim, hehehe!

ve sonra ne oldu! gazdan korunmak adına bayrakla ağzımı kapatırken sen öksür öksür güzelim gökkuşağı bayrağına kus. üzüverdi..

smellycat

güzel insan, güzel arkadaş ve tam bir dertleşmelik dost!

sanırım kendimi ona minnettar hissediyorum.

tubi

sarhoş olmak çok güzel gelsene. hehe

ayı sözlük gay pride zirvesi 2016

bu arada sokak kapalı değil. kapatsalar bile sivil olarak giriliyor bir sıkıntı yok yani. gelin!

ayı sözlük gay pride zirvesi 2016

geldim ben. telefon değiştirdim numaram olan arkadaşlar ararsa beni çok memnun olacağım.

ayı sözlük ilanlar

8 mayıs 2016 tarihinde evime girecek iken kedi miyavlaması sesi ile geri döndüm ve arabanın ezmesi sonucu bir bahçede sürünerek gidiyo şekilde buldum.
veterinere götürdüm. vücudunda çok sıvı eksikliği vardı, su gibi ishali vardı. tedavi görmeye başladı.
her gün ilaçları, iç dış parazit vs şeyleri yapıldı. mamasını kendisi yemeye başladı, ishali kesildi. testleri yapıldı bir şey çıkmadı. röntgen çekildi iki arka bacağında kırık var ama kafes istirahati ile düzelecekmiş kendi kendiliğine.
bu saydığım test, parazitler, röntgen dışında günlük orada kalma parası da yazılıyordu. bugün yani 25 mayıs 2016 günü veterinere gittim tekrar. taburcu vakti geldi, durumu gayet iyi.
fakat tabi ki de ödemeyi yapmadan kediyi alamıyorum. bana bir hafta süre verdi. öğrenciyim. okulum sebebiyle çalışamıyorum da. internetten destek geldi 175 lira, bir tanıdıktan 100 lira ve onun dışında ben 60 lirasını verebilmiştim sadece. ve veterinerin de yaptığı indirim ile bütün masrafları 590 tl.
ve kediyi almadığım süre içerisinde de bu miktar artacak kalma parası işlendiği için.
sizlerden de az da olsa elinizden ne gelebilirse o kadar destek bekliyorum.
iletişime geçmek isteyenlere veterinerin adresini ve veterinerin hesap numarasını atacağım.
teşekkür ederim.

ayı sözlük itiraf

8 mayıs 2016 tarihinde evime girecek iken kedi miyavlaması sesi ile geri döndüm ve arabanın ezmesi sonucu bir bahçede sürünerek gidiyo şekilde buldum.
veterinere götürdüm. vücudunda çok sıvı eksikliği vardı, su gibi ishali vardı. tedavi görmeye başladı.
her gün ilaçları, iç dış parazit vs şeyleri yapıldı. mamasını kendisi yemeye başladı, ishali kesildi. testleri yapıldı bir şey çıkmadı. röntgen çekildi iki arka bacağında kırık var ama kafes istirahati ile düzelecekmiş kendi kendiliğine.
bu saydığım test, parazitler, röntgen dışında günlük orada kalma parası da yazılıyordu. bugün yani 25 mayıs 2016 günü veterinere gittim tekrar. taburcu vakti geldi, durumu gayet iyi.
fakat tabi ki de ödemeyi yapmadan kediyi alamıyorum. bana bir hafta süre verdi. öğrenciyim. okulum sebebiyle çalışamıyorum da. internetten destek geldi 175 lira, bir tanıdıktan 100 lira ve onun dışında ben 60 lirasını verebilmiştim sadece. ve veterinerin de yaptığı indirim ile bütün masrafları 590 tl.
ve kediyi almadığım süre içerisinde de bu miktar artacak kalma parası işlendiği için.
sizlerden de az da olsa elinizden ne gelebilirse o kadar destek bekliyorum.
iletişime geçmek isteyenlere veterinerin adresini ve veterinerin hesap numarasını atacağım.
teşekkür ederim..

izmir'de 1 mayıs kutlamalarında soyunan anarşist grup

iş meme ve sik değil. bunu ayırt edebilmemiz bizi onlardan ayıran şeylerden bir tanesi.

yoksa haberi görünce "püü ataistler, teröristler, vatan hainleri, sapıklar, orospular, açmışlar oralarını buralarını, bunların ne olduğu belli zaten" deyip akşamında sansürlenmiş memeyi hayal ederek mastürbasyon yapan amcalarımız da hala var mıdır sizce?

bu bir tepkidir. ama bazıları da bunu anlayamayacak kadar aptaldır.


ayı sözlük homojen dergi ve lavaşk parti zirvesi

ayı sözlük ikinci istanbul fasıl zirvesi

parayı verip aç kalmak istemediğim için gelemeyeceğim zirvedir.

aslında çok isterim gelmek ama.
ben tatlı kısmına yetişsem?

ayı sözlük itiraf

sevgi denilen şeyi özledim.
karşılıklı olanından.

mülteci

insanların bu şekilde sıfatlandırılmasından hoşlanmıyorum.


mülteci, yetim, dul vsvs.

mülteci

onlar için çok üzülüyorum.

akademisyenlere özgürlük nöbeti

tutuklanan akademisyenler için lgbti barış girişimi olarak 3 nisan pazar günü (bugün) 12.00'da bakırköy kapalı kadın cezaevi önünde olacaklar.

gitmek isteyenlere de duyurulur.


"lgbti barış girişimi olarak "barış" için sesini çıkaran akademisyenlere özgürlük nöbetinde olacağız. 3 nisan pazar günü saat 12.00'de bakırköy kapalı kadın cezaevi önünde sizleri de bekliyoruz. barışın akademisyenleri esra mungan, kıvanç ersoy ve muzaffer kaya yalnız değildir"

ışid'in ankara ve istanbul'da eylem yapacağı iddiası

genellurmay'dan 29 mart tarihli işid'in terör saldırısı gerçekleştirebileceği olası noktalara (ankara ve istanbul) ilişkin ' gizli ' ibareli belge.
  • /
  • 20
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 391

eşcinsel olacağına uyuşturucu kullanmak

merhaba.
ben bir lgbt bireyiyim. çevremdeki herkes bunu bilmiyor. sosyal ortamda tanıştığım insanlar dışında. bu okul olsun, oturduğum semt, aile, akraba. zaten söylemeyi de düşünmüyorum bu işin sonu büyük ihtimalle aileden reddedilme gibi bir şey olacak. her neyse. çok yakınım diyebileceğim iki insan var. artık saklamanın bir manası olmadığını ve rahat rahat konuşabilmek adına ikisine de açıkladım. biri çok fazla tepki vermedi ne kadar konuşup dursa da, diğeri bir şaşırdı garip garip tepkiler verdi, konuşmadı benimle, hiçbir şey demeden evden gitti felan. aslında burada sorulması gereken bir soru da "en yakın arkadaşın olduğuna emin misin". işte daha sonra hiçbir şey olmamış gibi konuşmaya devam ettik. en son bu muhabbetlere girdik. o sırada da sevgililer günü işte sevgilime hediye bakıyorum. bana alma ne gerek var bir kız için yaptığın şeylere bak gibi saçma sapan cümleler kuruyor. daha sonra bana "nereye kadar gidebileceğini düşünüyorsun" "nasıl evleneceksin" "kendini kandırıyosun" demeye başladı. bu arada ben uyuşturucuya çok karşı bir insanım. hiçbir şekilde kabul edemem ve sinirlenirim konusu açıldığında dahi. bana "eşcinsel olacağıma uyuşturucu kullanırım daha iyi" dedi. şimdi insan edilen lafa mı alınsın, bunu yakın arkadaşından duyduğu için mi alınsın. o cümleyi ondan duymak bana hayatımdaki en ağır kalp kırıklığını yaşattı zaten. kaldım böyle bir yandan sinir bir yandan üzüntü. başladık laf dalaşına girmeye. ne yaptım ne ettim unutamadım bu cümleyi. belki başkası dese beyinsiz deyip geçicem, veyahut umursamıcam. ama düşünün ki bu sizin en yakınım dediğiniz insan ve bunu duymak.. gerçekten hayatımın en ağır kalp kırıklığı idi.

biyolojik insan

istanbul ne büyük bir şehirdir. her tarafında farklı yaşantılar, farklı insanlar. kimimiz çok zengin, kimimiz gariban mahallelerin yoksul çocukları. kimimiz bir taraflarda hala ötekileştirilen insanlar..


istiklalin o tıklım tıklım yolu, zibirlar tane bar, her ırktan, her kültürden insan, meşhur sokak sanatçıları, cihangirin şımarık kedileri, fransız merdivenleri, ıslak hamburger, beyoğlu çikolatacısı. biraz aşağı inince daha çirkinleşen görüntüler. saçma sapan klüpler, tarlabaşının işlek memurları, ücretli polisler. geceye doğru ilerlerken göz, söz tacizleri, kavgalar, sarhoş insanlar, sabahlayan çiftler.
ne kadar kötü yanları da olsa insan bir kenara bırakıp hep güzel yönüyle görüyor değil mi? umursamıyor, aldırmıyor. çünkü cebimizde para var ve karnımız tok. sıcak bir evimiz, gecenin her saati dönebileceğimiz bir arabamız var.
peki hiç düşündünüz mü o sarhoş gecelerin karanlıklığında gizlenmiş insanları. aslında gizlenmedi, biz kçr olduk onlara.

banka kenarlarında bir battaniye ile örtünmüş, çıplak ayakları ile yatan insanlar. ellerinde mendil (kim bilir kimin zoru ile) satan ve her seferinde onda dokuzumuzun umursamadan geri çevirdiği onlarca çocuk. açlıktan bir deri bir kemik olup bir kenarlara atılmış, sahibi tarafından sıkılmış ve bırakılmış onca hayvan. bir de söylemeden unuttum. avrupa yakasının beykoz ve aydos ormanı çok meşhurdur. bir bakın cins cins hayvan göreceksiniz. kimisi sevgilisine hediye diye para ile alınmış ve sıkılınca da atılmış, kimisi fazlalık diye atılmış bir sürü hayvan.
hiç bir gününüzü huzurlu geçirmeyi denediniz mi? bir kere olsun bu karanlığın ardında saklanmış masum insanları, hayvanları görmeyi. bir sabah işinize giderken bir hayvanı okşamayı deneniz mi? hiç elinde mendil olan çocuğun karnını doyurmayı denediniz mi? kapınızın önüne bir kap su koymayı denediniz mi? bir bayram günü belki de evlatları tarafından hiç ziyarete gelinmeyen o yaşlı insanlara bir demet çiçek bıraktınız mı hiç? en son ne zaman komşunuza bir sabah aynı anda ayakkabılarınızı bağlarken "günaydın!" dediniz. ayakkabı boyayan amcanın halinden ne zaman anladınız? en son ne zaman birinin halini hatrını sordunuz? annesiz babasız onlarca çocuğu ne zaman ziyarete gittiniz! bilmem kaç liralık alışveriş yaptığınız marketten 18 saat boyunca çalışan bir elemana "kolay gelsin" diyerek çıktınız. en son ne zaman bir düşenin elinden tuttunuz! ne zaman yanıbaşınızda olan bir tacize ses çıkardınız! en son ne zaman dayak yiyen bir kadını o ellerden kurtarmaya çalıştınız!

bana insanlıktan bahsetmeyin.. siz sadece biyolojik olarak insansınız.

didem madak

en sevdiğim şiirlerden biri de didem madağın "mutsuza kim bakacak?" şiiri.


iki sigaram kaldı bu gece için maviş anne
iki muhabbet kuşum.
iki kendim varmış maviş anne
biri benmişim, biri mutsuz
ben ölürsem maviş anne, mutsuza kim bakacak?
dünyaya bile bir dünya anne lazım.
biri sen ol maviş anne, biri ben.
dünyanın bütün sabahlarına iki bilet al da
birlikte gidelim maviş anne
bana da kendi serüvenimden bir yer ayırt,
şefkate söyle o da gelsin.
özledim onu, o da gelsin saçlarıma dokunsun
bilir misin, büyüler bile ninniyle büyür
temiz kokan pazen gecelikler, şehriye çorbası...
hepsi, hepsi ninniyle büyür.
bilir misin maviş anne?
ben çekildiğim her fotoğrafta
defolu bir kelebek gibi çıkarım.

mavi kareli gömleğiyle hatırladıkça babamı
kırpıp kırpıp fotoğrafları, döküyorum başımdan aşağı
sanırım ben assolist oldum maviş anne
şimdi mutluyum
geçmişini mi yok ettin kızım diye soran
bir babadan kurtuluşumu kutluyorum
babama söyle, o gelmesin maviş anne
birileri mutsuzsa, mutsuzlara nergis yolla,
bir kırmızı battaniye,
onlara bir mutluluk çadırı yolla
sonra belki, ben de gelirim

kuşlarımı da bırakayım gitsinler
dışarıda ölürler mi sence
postacı mektup bile getirmezse onlardan
ben bir anne gibi ağlarım sonra
bırakmayayım, gitmesinler bari maviş anne
ölürler yazık dışarıda!
onlar birer yıldız olursa
biri mavi, biri yeşil
ben onlara bakarım maviş anne.

kalbimi de büyüttüm sonunda
artık bazen gözlerime tırmanıp bakıyor sokağa
kirpiklerime tutunuyor, o ince parmaklıklara
öyle çok büyüdü yani, görsen şaşarsın.
kalbim sanırım büyüyünce
sokaklarda ağlayan biri olacak
rezillik yani maviş anne!
kalbim komik kaçacak
kaçmaması için sen en iyisi kalbime de
benim serüvenimden bir yer ayırt
aman, mutsuz bir yer olmasın!

iki sigaram kaldı bu gece için
yüzyıl yetecek çocukluğum,
iki muhabbet kuşum,
biraz da ateşim var.
dua ediyorum ateşe
vazgeçsin diye beni yakmaktan bu gece
dünyanın bütün sabahları için iki bilet al maviş anne
aman umutsuz bir yer olmasın!

iki kendim varmış maviş anne
biri benmişim biri mutsuz
ben ölürsem maviş anne, mutsuz için
dünyanın bütün sabahlarına bir bilet al.

ben ölürsem mutsuza iyi bak!

ayı sözlük ikinci anadolu yakası muhabbet zirvesi

çok iyi insanlar tanıdım. iyi ki gelmişim.
sohbet desen zaman olsa hala otururduk herhalde.

sözlüğün güzel yazarlarına selamlar!

homofobik ve transfobik psikologlar için yapılması gerekenler

lgbti destekçisi psikologlar olduğu gibi maalesef homofobik ve transfobik olanları da mevcut. ve bir aile çocuğunda eşcinsellik ya da ona göre "anormal" gelen şeyler farkettiği gibi bir psikoloğa götürmek isteyebilir. ailenin gözünde psikolog "en doğrusunu bilen" "iyileştiri" bir araç (araç demek ne kadar doğrudur) olarak gözüktüğü için ne dese haklıdır ve ağzından çıkan her şey onları etkiler. *şahsen psikolog lgbti destekçisi ise ve "bunlar çok normal şeyler, evet olabilir" gibi şeyler söylediğinde de onun kötü bir psikolog olduğunu öne sürebilir ve sinirlenebilir de.*
bu yüzden eğer bir aile homofobik bir psikoloğa denk gelir ve kafalarındaki "anormallik" psikolog tarafından da doğrulanır ise işte o zaman o dehşet süreç başlıyor demektir.

bu süreç çocuğun psikolojisini darmadağın ederken bir yandan da cinsellikten o kadar soğutacaktır.
hemcinsine karşı duygular beslemek "yanlış" olarak empoze edilirken öte yandan karşı cinsle beraber olması için zorlamak çocuğun duygusal ve cinsel hayatının içine sıçacak ve yok edecektir. halbuki kendini farketmesinde engel olunmasa ve içinden ne geliyor ise o şekilde devam etse onun hayatında hiçbir sorun olmayacaktı. bir çok homofobik kişinin kullandığı şu "psikoloğa gidince düzeliyor" denilen şeyin gerçeği o kişinin psikolojisinin içine sıçılması demek oluyor. kişiyi özünden koparıp başka biri yapmaya çalışmak ne kadar yapıldığı zannedilse de kişiyi ağır bir depresyona yol açıyor.

bir de kendimden örnek vereyim.
bundan yaklaşık bir sene önce sanırım, bir kadın psikoloğa gittim. o dönem bir ilişkim vardı. acaba ne sordu da ya da neyden konuşuyorduk hatırlamıyorum ama ben bir kadın ile birlikte olduğumu ve eşcinsel olduğumu söyledim.
o da bana bakire olup olmadığımı sordu. ben de hiçbir erkek ile birlikte olmadığımı söyleyince "o zaman nasıl bileceksin erkeklerden hoşlanmadığını?" ve sex yapmadan bilemeyeceğimi söyledi. o gün onun konuşmaları ile geçti ve ben bir şeyler diyemeden zaten seans süresi bitti, çıktım ve bir daha gitmedim. aslında şu ara tekrar gidip ağzının cevabını bir güzel veresim var ama.
homofobik psikoloğun sorularına ve dediklerine karşı şu soruları sormak gerekiyor bence. bir gün tekrar gitme çılgınlığını yaparsam soracağım en azından.

karşı cinse karşı ilk ne zaman bir şeyler hissetiniz?
karşı cinsten hoşlandığınızı sex yaptıktan sonra mı anladınız?
sex yapmadan cinsel yönelimimizi bilemez miyiz?
siz hiç hemcinsiniz ile sex yaptınız mı? belki hemcinsinizden de hoşlanıyorsunuzdur?
bakire ölenler sizce aseksüel mi?
illa sex mi yapalım diyorsunuz?
sex, sex, sex!
ay kafayı yedim.




cinsiyetçiliğin getirdiği saçma sapan klişe sorularla yola çıkarak cinsel yönelim ya da kimlik konusunda şüphede bulunmakta ayrı bir trajikomiktir.
bu kalıplaşmış şeyler yani oyuncak, renk, giyim tarzı vs şeylerle yola çıkarak asla yönelim, kimlik hakkında bir kanıya varamazsınız. ki bu tarz kalıplaşmış şeyleri yaratan da toplumdur. yani asılında böyle bir şey yoktur.
(bkz: kız oyuncakları)
(bkz: erkek oyuncakları)
(bkz: pembe renginin kadın cinsiyetini temsil etmesi)
(bkz: mavi renginin erkek cinsiyetini temsil etmesi)

toplumumuzda kadının yeri

biyolojik olarak iki cinsiyet vardır dünyada. biri kadın biri ise erkek. fakat toplulumuzda kadının yeri ikidir. ya kızdır ya da kadın. bu dinden sebepte değil. dindar olmayan bir çok insan da böyledir. "kadın" dediğinde karşılık verirler kadın olduğunu nereden biliyorsun diye. komiktir bu oysaki. hele ki bu lafı bir kadından duyuyorsanız. bir güldürür bir de incitir bu söz. kadının kendine olan saygısını yitirmesini gözler önüne serer. oysa erkek erkektir değil mi? kişiliği güzel olana adam deriz. biz ise bizi bir yaşımıza kadar koruyan bir zarı namus edinmişiz. ne ağzımızdan çıkan iki lafın bir önemi var ne de kişiliğimiz. şu iki bacağımızın arasındaki şey gösteriyor nasıl bir insan olduğumuzu. bu toplumda iki cinsiyet için de bu yargı sürülse amenna. kendi kuralları, görüşleridir derim ne kadar ne kadar hak vermesem de. ama burada tek bir cinsiyet için bu öne sürülüyor ve burada bir eşitsizlik var ise burada hiçbir kadının, hiçbir erkeğin susma hakkı yok. bir erkek bunu övünerek anlatır iken ben fahişe damgası yiyorum. ben sevdiğim, arzuladığım insan ya da insanlar ile seviştiğimde fahişe oluyorum. bir söz var ya, kadın ile erkek sevişmiş. kadına fahişe demişler erkeğe milli. işte bu kadar acıdır bu gerçek. bu kadının değerini gösterir. yok mudur bizim cinsel arzularımız? sevişemez, seks yapamaz mıyız? hele de bundan sözüm ona çok iğrendiğini söyleyen "aseksüel" sıfatı altında gezen kadınlar yok mu. gülünç.. bir hediye paketi gibi saklıyoruz kendimizi. "helalimiz"i bekliyoruz. öyledir ya, seks yapmak için bir imza lazım. öyle ya, seks yapmamız için bir insanın himayesi altında olmamız lazım. biz kendi kanımızdan bile utanır iken ne haddimizedir seks yapmak(!) sen kirli dediğin, iğrendiğin, dalga geçtiğin o kandan geldin. eğer benim kanım kirli ise sen de kirlisin. heteroseksüel cinsel ilişkide pasif olan taraf olduğundan herhalde bu baskılar. evet sadece buna bakıyor. sana bir şeyler yapan benim ve her konuda üstünüm. bu psikoloji ister istemez yerleşmiştir cinsiyetçi erkeğin kafasına. kadın seni doğuruyor ama hala sürüyor şu erkekten gelme lafı. hani bayanız ya biz. hanımefendiyiz ya biz. saçmalık. sen benden çıkıyorsun. ben doğuruyorum seni. benim kanımdan besleniyorsun. ben mi senden yaratılmışım? yapmayın. güldürmeyin bizi. ben sokakta prezervatif buluyorum. siz hiç sokağın ortasında kanlı bir ped gördünüz mü? ya da kaç kere gördünüz. çantamızdan çıkarıp tuvalete gidene kadar oramıza buramıza sıkıştırıp utandığımız, en doğal şeyimiz olan şeyi saklar iken erkek prezervatifini sokağa fırlatabiliyor, bu yüzü bulabiliyor. farkında olmadığımız küçük şeyler bile belli ediyor aslında ne kadar büyük bir ayrım içerisinde olduğumuzu.

sokakta kendi kendine şarkı söylemek

sıkça yaptığım bir şeydi. fakat bir süreden sonra kendime yeter dedim. dışarıdan biri olarak bakınca aptalmış gibi gözükse de bunu yapan insanın mutluluğu onu umursamamaya yetiyor.

homofobik birine aşık olmak

kimilerimizin başına gelmiştir belki. açıkçası ben hoşlanma sürecini yaşadım fakat gerçekten olmuyordu. her gün anlattığı şu erkek bu erkek muhabbetlerinden gına geliyordu. kendi yönelimini de söyleyemiyorsun. homofobik olmasa en azından bunu saklamazsın ama ne onu ne bunu söyleyebiliyorsun. zor gerçekten.

aman ben ne hetero ne de homofobik birine aşık olayım. uğraşamam sizinle.

müslüman olmayıp dini bayramları iple çeken insan

müslüman olmayıp oruç tutmak

eğer gerçekten bir aç insanın halinden anlamak istiyorsanız evet mantıklı olabilir fakat susuz kalmayı saymıyorum. o kadar saat susuzluk ki eğer gününüz yoğun geçiyor ise pek de sağlıklı olacağını sanmıyorum ama evet o kadar saat susuz da kalıyor insanlar. ve oruç tutmanın organlar açısından iyi geldiğini duymuştum. eğer gerçek ise bu sebepten dolayı da tutanlar vardır elbet.
Henüz takip ettiği biri yok.