homofobik ve transfobik psikologlar için yapılması gerekenler

lgbti destekçisi psikologlar olduğu gibi maalesef homofobik ve transfobik olanları da mevcut. ve bir aile çocuğunda eşcinsellik ya da ona göre "anormal" gelen şeyler farkettiği gibi bir psikoloğa götürmek isteyebilir. ailenin gözünde psikolog "en doğrusunu bilen" "iyileştiri" bir araç (araç demek ne kadar doğrudur) olarak gözüktüğü için ne dese haklıdır ve ağzından çıkan her şey onları etkiler. *şahsen psikolog lgbti destekçisi ise ve "bunlar çok normal şeyler, evet olabilir" gibi şeyler söylediğinde de onun kötü bir psikolog olduğunu öne sürebilir ve sinirlenebilir de.*
bu yüzden eğer bir aile homofobik bir psikoloğa denk gelir ve kafalarındaki "anormallik" psikolog tarafından da doğrulanır ise işte o zaman o dehşet süreç başlıyor demektir.

bu süreç çocuğun psikolojisini darmadağın ederken bir yandan da cinsellikten o kadar soğutacaktır.
hemcinsine karşı duygular beslemek "yanlış" olarak empoze edilirken öte yandan karşı cinsle beraber olması için zorlamak çocuğun duygusal ve cinsel hayatının içine sıçacak ve yok edecektir. halbuki kendini farketmesinde engel olunmasa ve içinden ne geliyor ise o şekilde devam etse onun hayatında hiçbir sorun olmayacaktı. bir çok homofobik kişinin kullandığı şu "psikoloğa gidince düzeliyor" denilen şeyin gerçeği o kişinin psikolojisinin içine sıçılması demek oluyor. kişiyi özünden koparıp başka biri yapmaya çalışmak ne kadar yapıldığı zannedilse de kişiyi ağır bir depresyona yol açıyor.

bir de kendimden örnek vereyim.
bundan yaklaşık bir sene önce sanırım, bir kadın psikoloğa gittim. o dönem bir ilişkim vardı. acaba ne sordu da ya da neyden konuşuyorduk hatırlamıyorum ama ben bir kadın ile birlikte olduğumu ve eşcinsel olduğumu söyledim.
o da bana bakire olup olmadığımı sordu. ben de hiçbir erkek ile birlikte olmadığımı söyleyince "o zaman nasıl bileceksin erkeklerden hoşlanmadığını?" ve sex yapmadan bilemeyeceğimi söyledi. o gün onun konuşmaları ile geçti ve ben bir şeyler diyemeden zaten seans süresi bitti, çıktım ve bir daha gitmedim. aslında şu ara tekrar gidip ağzının cevabını bir güzel veresim var ama.
homofobik psikoloğun sorularına ve dediklerine karşı şu soruları sormak gerekiyor bence. bir gün tekrar gitme çılgınlığını yaparsam soracağım en azından.

karşı cinse karşı ilk ne zaman bir şeyler hissetiniz?
karşı cinsten hoşlandığınızı sex yaptıktan sonra mı anladınız?
sex yapmadan cinsel yönelimimizi bilemez miyiz?
siz hiç hemcinsiniz ile sex yaptınız mı? belki hemcinsinizden de hoşlanıyorsunuzdur?
bakire ölenler sizce aseksüel mi?
illa sex mi yapalım diyorsunuz?
sex, sex, sex!
ay kafayı yedim.




cinsiyetçiliğin getirdiği saçma sapan klişe sorularla yola çıkarak cinsel yönelim ya da kimlik konusunda şüphede bulunmakta ayrı bir trajikomiktir.
bu kalıplaşmış şeyler yani oyuncak, renk, giyim tarzı vs şeylerle yola çıkarak asla yönelim, kimlik hakkında bir kanıya varamazsınız. ki bu tarz kalıplaşmış şeyleri yaratan da toplumdur. yani asılında böyle bir şey yoktur.
(bkz: kız oyuncakları)
(bkz: erkek oyuncakları)
(bkz: pembe renginin kadın cinsiyetini temsil etmesi)
(bkz: mavi renginin erkek cinsiyetini temsil etmesi)
six feet under izletip brenda chenowith'in ailesini parmakla gösterip "bak bak psikolog böyle olunur seni adi vizyonsuz vasat şey" diye ayıplanabilir ya da shame walk.
yazının tamamını bilinçli danışanların var olması adına sevinerek, meslektaşlarım demekten utandığım hatta meslektaşım demek yerine "bir süre psikoloji bölümünde öğrenci olarak bulunmuş kişiler" diye nitelendirdiğim grup adına üzülerek okudum. öncelikle eşcinsel bir birey olarak ve sonrasında psikolog kimliğim ile her iki açıdan da alandaki bu "niteliksiz çalışan" kirliliği beni de çok rahatsız ediyor. kaldı ki bir çok kurum ve kuruluşta heteroseksüel yönelimler dışında lgbti bireyler olup bu tarz homofobik, transfobik ve heteronormatif yargılarla insanların hayatını karartan lgbti psikologlar da mevcut. erk duygusunun vermiş olduğu zihinsel mastürbasyonun sarhoşluğundan olmalı ki alıştıkları uydurma düzeni sürdürdükçe kendilerini daha "normal" ya da daha "heteronormal" hissetmekteler zannımca. bu ve bu tarz hastalıklı ilkelere sahip bireylerle hem aynı meslek grubuna dahil olmaktan hem de aynı hareket içerisinde aktif olarak bulunmaktan dolayı bireysel olarak utanç duyuyorum. böylesine eğitimini içselleştirememiş ve aldığı eğitimi gittiği yere, bulunduğu kültüre, evrensel standartlara adapte edememiş insanlarla karşılaşmış olmanız sadece ve sadece talihsiz bir durumdur ama bilmelisiniz ki ne yalnızsınız ne yanlış! herhangi bir konuda hala daha desteğe ihtiyacınız olduğunu hissediyorsanız veya sormak danışmak istediğiniz noktalar varsa bizler hep buradayız.

iletişim için;

asdi@ayisozluk.com

sevgiler gökkuşağının en güzel renkleri...