ölmek

nasıl bir his olduğunu hiç bir kimsenin deneyimleyemeyeceği yok oluş.
hiç kimseye yakıştırılmayan, ne zaman gelirse gelsin daha erkendi dedirten hadise
"üzülme bazen ölmek bile insan için umuttur." sözünün baş roldeki kelimesi. *
bir çok insana göre hayatın film şeridi gibi gözünün önünden geçermiş kim uydurdu kim inandırdı bilmiyorum ama ölmek çok acı verici bi tecrübedir tüm hücrelerinizin, bedeniniz size cevap veremediğini avazınız çıktığı kadar bağırdığınızı sanarken sadece etrafın zifiri olana kadar kararmasından ibarettir geriside yoktur zaten.ve bana kalırsa insanlar bu acıyla savasırken direnmeye çalışanların gözleri açık oluyor pes etmiyor ve gözü açık gitti diyerekte insanlar inanmak istediklerine inanıyor.
maddesel olarak varlığın devam etmesi. bilinç firarda, o ayrı.
bende uyandırdığı iki tahmin var : ya bir durma, sanki pause'a basılmışcasına duraksama hali, ya da devirdaim varmışcasına tekrardan başlangıç noktasına dönmek, hayata her anlamda 0dan başlamak
gün aşırı simülasyon olarak deneyimlediğim hadisenin sözlükteki karşılığı, simülasyonu da "panik atak".
türkiye'de gün be gün sıradanlaşan hadise.
insan hayatının hiçe sayıldığı bir dünyada öldürülmek kadar kolay ve ucuz değildir. baskı ve şiddetle yaşayan ölüden farksız hayatlara mahkum edilenler içinse kurtuluştur.
bu da ekşiden gelsin.

ne diyeceğim biliyor musunuz? madem bu kadar hızlıysa hayat, madem bu kadar keskinse ölüm. böylesine geçirgense duvarlar, çatılar, asfaltlar. böylesine bilinmezse akrep, yelkovan. aniden gelen bir fırtınaysa yokluk; sarılın sevdiklerinize. okşayın sevdiklerinizin gözlerini. yarım bırakmayacak, eğer ölürse kapanacak kadar okşayın... ne yarım kalın, ne yarım bırakın. sevin birbirinizi. yarın yok olabilmeye hazır olacak kadar sevin.