özlenen adam akla geldiğinde hissedilenler

ne güzel söylemiş tolstoy ;
" çok sevdiğin ama geri döndüremeyeceğin kişilerin en kötü yanı; onları her hatırladığında, seni tekrar tekrar terk etmeleridir!"
özellikle hafif üşümekle oluşan bir durum olduğundan; burada olsa da sarılsak.
mide bulantısı, kalp çarpıntısı.
öyle birisi var ki bende mide bulantısıyla eşdeğer olmuş ne zaman aklıma gelse fütursuzca midem bulanıyor.
sadece yanaklarımı ıslatacak kadar sağanak bir yağmur başlar
işte bu benim hak ettiğim adam/insan dediğin andır.
(bkz: özlenen kadın akla geldiğinde hissedilenler)

hemen bir şarkı sözü geliyor aklıma 'unutursun için yana yanaa'
bölümün tuvaletinde gece 11'den 1'e kadar geçirdiğimiz ilk gece.
bir de bu özlenen adamın huyudur, hep yağmurlu günleri seçer insanın aklına düşmek için. akabinde; "ne olurdu şimdi bir köşede yağmuru seyre dalsaydık sarmaş dolaş?" diye iç geçirtir insana, dudaklarınız titremeye başlar ve sonrası malum. hayatımızdan geçen bir adamın sevdiğimiz şeyleri de alıp beraberinde götürmesi ne kadar acı. yazık, oysa ne kadar severdim yağmurlu günleri.
ruhum daralir. uykum kacar. huzursuzluk hissederim
(bkz: özlenen kişi akla geldiğinde hissedilenler)
önce bir öfke, zira özlemek, fiziksel ya da ruhsal uzaklığı gerektirir.. o mesafelere öfkelenip, sonrasında endişeyle karışık mutsuzluk.. iyi mi, keyfi yerinde mi düşüncesi...
sonrası malum, ağlayarak 31
burnunu ısırmak, öfke
o kadar çok düşündüm ki zamanında artık hiçbir şey hissetmiyorum. nötrüm ona karşı. sinirim, nefretim bile yok. yolu açık olsun.
önce üzülüyorum. sonra da sinirleniyorum, sonra da arayıp konuşuyorum, sonra da mutlu oluyorum tabi.
önce keyifli zamanlar aklıma geliyor sonra sinirleniyorum sonra öfkelenme başlıyor daha sonra yeniden güzel anılar aklıma geliyor. kafamın içi karışmadığı kadar karışıyor ...
şimdi olsaydi da beraber bir gece geçirsek (yedin bizi korona)
  • /
  • 2