yalnızken neyin tadı var ki? sokaklar daha çok yüzüne vurur kimsesizliği. geçmişle yüzleşirsin odanın duvarlarına her baktığında. tv açtığında eski bayat diziler karşına çıkar seni ilk gorduğun zamana götürür yine geçmişe dönersin. gündüz 40 c' de dışarı çıkamazsın otel odasının penceresinden dışarıyı seyreder akşam olsun da şuraya buraya gideceğim planları yaparsın. canın gülün klimanın esiri şekilde dibinden ayrılmazsın. yemek yer kafayı vurup manzaraya baka baka uyursun bir uyanırsın saat olmuş 22:00 bu saatten sonra yapacak tek şey serseri mayın gibi yollara vurup yürümektir der çıkarsın. gelince yine tv izler sızarsın. günler günleri kovalar yalnız hiçbirşeyden keyif almazsın.
kilo problemi. insanların kendini kıymete bindirmesi, naza çekmesi, değer bilmemesi. şarjın bitmesi, internetin paketinin bitmesi. sabah erken kalkmak. 40 c' sıcakta gezemeyip otele tıkılmak klima mahkumu olmak gül gibi manzaraya odadan bakmak dışarı çıkamamak.
bunların göt çeneli versiyonları da vardır ki nadir bulunurlar. estetik yollara başvurarak bu şahane kıvrımlara ulaşabilir ve selfienizi şenlendirebilirsiniz.
http://ayisozluk.com/lnk/a92a13
bir denizin maruz kalabileceği en güzel şey 4 adet babyboy'un kumsalda yiyip içip güneşlenip denizle serinleyip eğlenmesidir kanımca. hele bir de aylardan haziran ise bambaşka... bu dört neşeli lokum ile nereye gitseniz mutluluktan ağzınız tatlanır değişik tatlar tadarınız, uzaktan bir yel eser serinlersiniz, himbıl himbıl kendinizi salar kendinize bakarsınız, karşınıza çıkar ilk zorluğu bükersiniz ve güçlü hissedersiniz. deniz öyle temiz öyle bağışlayıcı ve sevgi doludur ki bunaldıkça gelir dalgalar yıkadıkça huzuru bulursunuz.
bir denizin maruz kalabileceği en güzel şey 4 adet babyboy'un kumsalda yiyip içip güneşlenip denizle serinleyip eğlenmesidir kanımca. hele bir de aylardan haziran ise bambaşka... bu dört neşeli lokum ile nereye gitseniz mutluluktan ağzınız tatlanır değişik tatlar tadarınız, uzaktan bir yel eser serinlersiniz, himbıl himbıl kendinizi salar kendinize bakarsınız, karşınıza çıkar ilk zorluğu bükersiniz ve güçlü hissedersiniz. deniz öyle temiz öyle bağışlayıcı ve sevgi doludur ki bunaldıkça gelir dalgalar yıkadıkça huzuru bulursunuz.
karşınızdaki kişi ergen kafası yaşıyorsa ilişki tam bir cinnet halini alır. siz olgunlugunuzun, anaçlığınızın ve tecrübenizin üzerine eklediğiniz fedakar tavrınızla tavan yaparken o hiçbirsey yapmadan sadece liseli bir çocuk edasıyla pastanın kaymağını yer bide niye kaymak beyaz renk diye mızmızlanır. mutlu etmek zor olur siz köpek gibi peşinde koştukça o sultan süleyman tavrını takınmaya devam eder. bir de cahil ve kırsal kafa yapısına sahipse sizi eleştirmekten geri durmaz sürekli üste çıkar. her zaman o mutlu olsun diye susarsınız bir gün siz dayanamayıp içinizde biriktirdiklerinizi patlarsanız bilin ki siz kırıcı, ilişkiyi baltalayan olursunuz. ne zaman ki gücünüz tükenir takatsiz kalırsanız o zaman ilişkiyi ayakta tutan tek saglam köprü ayagı da yıkılmış olur. emek zahmet ördüğünüz o aşk duvarı yıkılır harabeye dönersiniz. tam parçalarınızı toparlamak için ayaga kalktıgınız anda bir bakarsınız ki o kapınızda. sizde gördüğünü başkasında bulamaz o pamuk gibi yumuşak yatagı, sevgiyle koklayan öpen şefkatı arar bulamaz. kürkçü dükkanına geri döner. hala içinizde aşk kaldıysa ve biraz da akıl aynı fedakarlığı ondan sunmasını isteyin. farkındalığını kazanmış ve elini taşın altına koyacak kadar akıllanmışsa ne mutlu size. büyük savaşı kazandınız.