ileride sağlıklı bir ilişkiye dönüşebilecek potansiyel görüyorsam gitmezdim, masrafları karşılamak garip ve ilerideki ilişkide asimetri yaratacaktır. sadece eğlence ve takılma gözüyle bakıyorsam her iki taraf için win-win olduğu için sıkıntı değil, giderdim.
en son tanıdığın kişilerden kimi ve neden çok kıskandın ?
kendinizle ilgili problemleriniz varsa "tıpçılar ders çalışmaktan sosyal hayatları olmadıkları için böyle" şeklindeki über mantıklı klişeyi bu başlığın altına yazıp siktir olabilirsiniz. tıp fakültesinde okuyan ve okumuş çoğu insanın "sosyalliği" ve tıp dışındaki aktiviteleri konusunda ellerine su dökemezsiniz, ama yine de bu şekilde gömdüğünü sanınca insan kendini önemli ve üstün hissediyor, haklısınız.
bence bu bir aksiyonunu gördükten sonra soğuma olmasından ziyade, kafada ideal kişi pozisyonunu yitirmesinden sonra bazı hareketlerin hoşlanan kişiyi rahatsız etmesi şeklinde tersine işliyor, hoşlanılan kişinin olumsuz özelliklerine biraz kör oluyor hoşlanan. ideal konumunu yitirmesine sebep olan şey ne bir bilsem ama..
ay kusura bakmayın da ibneliğinize kılıf aramayın aşkolar. kendisine saygısı olan ve hayatının merkezine bazı değerleri yerleştirmeyi başarmış olgun her insan ilişkisini partneriyle anlaştığı biçimde - açık ilişki de olsa ikili de olsa- sürdürebilir. aldatmak doğanın kanunu değil, zayıf öz kontrole sahip olduğunuz göstergesidir.
iran'da gay ortamlarında muhtemelen "türkiye'de gay olmak" konulu bir muhabbet geçmiştir, ne de olsa burada devlet bizi gay olduğumuz için şeriat hükümleri sonucu öldürmüyor (en azından şimdilik!). iran ya da afganistan'daki bir gayin türkiye'deki eşcinsel yaşamı kendi kafasında olduğundan da olumlu olarak çizmesi muhtemel, ve hatta bunun için kendince çok haklı sebepleri olabilir. aynı şekilde türkiye'de bir başka gayde avrupa'daki eşcinsel yaşamı olduğundan olumlu çizecek, ve evet bunun için de çok haklı sebeplerimiz var. mesela devletin sizi tanıması, görece daha eşit haklara sahip olmanız, yine metropollerde toplum arasında burada olduğundan çok daha rahat varlık göstermeniz vs vs...
ancak ataerki ve bununla bağlantılı olarak homofobi hala dünyanın her yerinde mevcut (tabi önce feminist sonrasında ise cinsel devrimin gerçekleştiği bir memleket varsa zevkle incelemek isterim). yani avrupalı bir eşcinsel de muhtemelen bulunduğu toplumdan pek çok açıdan hoşnut değil. ama başta dediğim gibi bir eşcinsel olarak yaşamaksa mesele batı avrupa>türkiye>iran>afganistan. bu uzun yazının tek amacı ise şunu vurgulamak: eşcinseller için "tanrının krallığı" tadında birbirimize vaaz edeceğimiz ve tüm dünyevi (siz toplumsal diye anlayın) sorunlarımızdan arındığımız bir toprak parçası henüz yok!
çok mühim bir ek: gramsci'nin bir zamanlar "eski ölüyor, yeni ise doğmak için mücadele ediyor ve şimdi canavarların zamanı" dediği bir uğrağa dönüp dolaşıp geldik. burada ne diyorum? türkiye ile birlikte aslında dünyanın hemen her yerinde var olan iki gram hakkın hukukunda teker teker gerileyeceği, koşulların daha da sertleşeceği bir aşamaya girdik ve ilerliyoruz. yani bugün fırsatı bulur bulmaz tabi ki kaçabilirsiniz ve bu asla yadırganacak bir şey değil, ancak bilinmesi gerekiyor ki siz nereye giderseniz gidin cehennemin dibinden çıkıp gelen iblislerde sizin arkanızdan gelecek, ne de olsa ataerkil, ırkçı, yer yer dinci kuvvetler sadece türkiye'de yükselmiyor. kısaca temizliğe yine kendi evimizin önünden başlasak daha bi çözüm olacak gibi duruyor.
genel anlamda birçok travmaya ve baskıya maruz kalmış iki insanın ilişkisinde yaşanan
en büyük sorun, bu iki insanın sahip olduğu patolojik psikolojidir diye düşünüyorum. küçüklükten başlayan akran zorbalığı, takılan lakaplar, tacizler, alay edilmeler, dışlanma. biraz büyüdüğünde hayatında büyük bir yer kaplayan ailenin, senin eşcinsel olduğunu öğrendiği an seni bir tecavüzcü ile aynı keseye koyacağını bilerek onlarla aynı evde yaşamak, aynı zamanda içten içe ailen olduğu için onları sevmeye devam etmek, seni olduğun gibi kabul edemeyecek insanları sevmeye devam ettiğin için kendini aptal gibi hissetmek.
lise/üniversitede tam iyi bir arkadaşa denk geldiğini sandığın an, onun ağzından homofobik bir laf duymak. çevrendeki bir çok kişi için senin gerçeğinin, onların alay konusu olması. ve bu ortam içinde kendine yer edinmeye çalıştığında iç sesinin "gurursuz musun amk onlar senin hakkında ne düşünüyor sen hâlâ samimiyet kurma çabasındasın" diye çemkirmesi. kendini soyutladığında ise asosyal damgası yemek, öyle olduğunu hissetmek.
nihayet seni kabullenen bir ortam bulduğunu sandığında ise eşcinseller arasındaki sidik yarışının içinde kaldığını farketmek. daha kaslı, daha yakışıklı, daha uzun boylu, daha büyük penisli, daha dolgun kalçalı, daha beyaz tenli vs. derkeen o tiksindiğin heteroseksist ortam ile şimdiki arasında pek de bir fark olmadığını idrak etmenin verdiği hiçbir yere ait olamama hissi.
iş hayatına atıldığında cinsel yöneliminin iş ortamındaki kişiler tarafından duyulmaması için gösterilen çaba. eğer gizlenme ihtiyacı hissetmeyip yönelimini açıkça yaşıyorsan maruz kaldığını mobbing, taciz.
ve bunları sadece senin değil, neredeyse tüm eşcinsellerin biraz eksik biraz fazla yaşamış olması. dolayısıyla ilişki yaşayacağın kişinin de bunca yaraya sahip olması. kendi derdin sana fazlasıyla yetiyorken en az senin kadar yaralı olan birine tahammül edememek, ilişkilerinin
zamanla tek gecelik, beklentilerden uzak , cinsel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik ilişkilere dönüşmesi
daha yazılacak çok şey var ancak bunlar yukarıda bahsettiğim patolojik psikolojiyi oluşturmak ve anlayabilmek için yeterli sanıyorum. tüm bunları yaşayan iki kişinin ilişkisi için genelleme yapacak olursak iki ihtimal doğuyor. ya birbirleri ile empati kurup birbirini anlayışla karşılayan iki insan olursunuz; ya da sürekli bir ego yarışının, kıyaslamanın, kendini kanıtlama çabasının egemen olduğu bir ilişkide oradan oraya sürüklenirsiniz. bu iki seçenekten hangisinin yaygın olduğunu tahmin etmek çok zor değil
kendinizle ilgili problemleriniz varsa "tıpçılar ders çalışmaktan sosyal hayatları olmadıkları için böyle" şeklindeki über mantıklı klişeyi bu başlığın altına yazıp siktir olabilirsiniz. tıp fakültesinde okuyan ve okumuş çoğu insanın "sosyalliği" ve tıp dışındaki aktiviteleri konusunda ellerine su dökemezsiniz, ama yine de bu şekilde gömdüğünü sanınca insan kendini önemli ve üstün hissediyor, haklısınız.