19 aralık 2014 fethullah gülen'e yakalama kararı

çok da büyük bir etki oluşturmayacak karardır..

zira tek etkinliklerinin lobi söylentileri ile sınırlı olduğu, gerçekte üç beş boş beleş insanın yavşak bir şekilde menfii temeller ile bir araya geldiği gerçeği pek çok kere deneyimlenmiştir..

direkt olarak kişisel tecrübelerim ile, iki lafı bir araya getiremeyen, sadece kendi içlerinde birbirilerine karşı söylemlerinde güçlü olmaya çalışan, dışarıya karşı gösterdikleri dişleri, menfaatleri doğrultusunda kendilerine bile gösterebilen bir oluşumun liderine karşı alınan bu yakalama kararı, zaman zaman ülkenin farklı görüşlü yöneticileri tarafından uygulanan bir süreçtir..

zira, zamanında aynı tastan çorba içen akp hükümetinin, şimdi diş bilediği gazete yayın müdürlerini direkt olarak terör örgütü kurmak, yönetmek ve üyeliği gibi sebeplerle suçlaması kendilerince bir gövde gösterisidir..

akp'yi de cemaati de büyütmemek gerekir.. söylemleri ile güçlü olduğunu iddia eden her iki tarafın da aslında sadece gazete kupürlerinde yer alan satırlar kadar gücü vardır..

kurumlaşamamış, sağlam sistemler kurmayı başaramamış, kalıcı bir ahlak felsefesi ve yaşam tarzı üzerinde anlaşamamış "gecekondu toplumları"ndaki siyasal dalgalanmaların doğal sonucudur.
abd'nin 12 eylül rejimiyle müdahalesi olmasaydı, islamcılık ve şeriata dayalı toplumsal yapılar bu toplumda oluşamayacaktı!
bu hormonlu islamcılık nasıl abd'nin eseriyse, akp de o islamcılığın ve cemaatin eseridir aslında.
dolayısıyla, iktidar ve çıkar için biribirine düşmüş bu "islamcılar" veya eren erdem'in deyişiyle "" abdestli kapitalistler"", kendi aralarında itiş-kakışa devam etmektedir.
sonu hayrolsun diyelim, öyle olsun umalım...