aniden bastıran hüzün

ara ara olur bu bana. misal dün, saat 16:00 sularında vurmuş olup, tüm gece de sürmüştür. yani sanki bir an hayatın tüm manasını çözmüşsünüz gibi gelir. ve herkesin kendi salının küreklerini sadece kendisinin çektiğini fark edersiniz, aslında salda yapayalnızsınızdır. bu içinizi acıtır. aynen fizikteki entropi kavramına benzer herşey, doğadaki herşey bozulmaya meyillidir. yani daha az enerjili forma ulaşmaya çalışır. kurmaya çalışılan düzen bozulmaya meyillidir çünkü tasavvufta da dünya bir çöle benzetilir. insan kaybetmeye mahkumdur. az ilerideki koltukta o çok sevdiğiniz adamı okuduğunu anlamaya çalışan seksiliğini sizden ya da başka şeylerden dolayı kaybetmenize neden olabilecek kader ürkütür sizi. oradan oraya dolanır, gezer, kafa dağıtırsınız. mesele seksten de bağımsız bir forma bürünür, karşındaki adam çüksüz ya da götsüz öylesine biri gibi görünür gözünüze. sonra da birden geçer bu hüzün. sanırım herşey korkuyla ya da kaybetmekle ilgili. sadece kişilerle ilgili değil. hayatın tümünde kaybetmekle.
genellikle uykudan uyanınca oluyor.