astral'in askerliği

öncelikle şimdiden kendisine hayırlı teskereler diliyorum.

bence bundan sonraki tüm askerlik güncellemelerini bu başlık altına yapın. hem daha kolay olur, hem de ileride belki kitaba falan dönüştürmek isteyebilirsiniz. bazen düşünüyorum biz askerlik yaptıysak astral ne yapıyor, ya da astral'inki askerlikse biz ne bok yedik?

merakla olacakları takip ediyorum.

not: sevgilisi beğenmemiş a komşular
son günlerde birisi dengesiz bi şekilde sürekli olarak benim girdiğim ya da benimle ilgili girilen tüm girileri anlamsız bir şekilde eksiliyor..

olm sen hayırdır??

neyse şekerle bunlara takmamak gerek, asker olarak bir astral hala eskisi gibi dipçik gibi olup, nöbetlerden nöbetlere koşturmakta..

marmaris'te bu gün hava miss ötesi, çarşı iznindeydim * dolandım durdum..

sizleri çok özledim kız..
askerde olsa bile erimiz yardım desteğini asla esirgemez.
senelerdir bende beden bulmasa bile ayrı bir poncik yeri var nedense.

hayırlı tezkereler.
bu adam keşke askere daha erken gitseydi. sözlük bu hale gelmezdi, ayıktırayım gençler. askere gitmeden nehir yeliyle hallettiler sözlüğü. yanında askerlik için nehir yeli denen arkadaşı da götürseydi, sözlüğü önceden kurtarmıştık. neyse yapacak bi şey yok.

edit: her entryi silmek. yarın gelince bunu da siler iki paşamız.
ülkenin dört bir tarafından farklı farklı hayatları ile "zorunlu" olarak geldikleri her halinden belli olan gencecik onlarca insan..

ortak tek şeyimiz, zorunda kalarak hissettiğimiz tedirginlik..

bizleri birbirimize bağlayan, birbirimizi yakınlaştıran şey "korku"..

bitecek evet bir gün, dedikleri gibi şafak bir gün bana da doğacak ama o zamana kadar kendimden vazgeçtiğim onca gece olacak, sonunda ne kalbim ne de aklım eskisi gibi olacak..

büyük bir travmadır askerlik, özellikle eşcinsel bireyler için, birisine hangi sebeple olursa olsun silah doğrultmak zorunda kalmak, senden hayat standardı olarak çok daha düşük "insanlardan" anlamsız emirler almak, egolarını sizin üzerinizde tatmin etmeye çalışan zavallılar arasında yaşamaya çalışmak tümüyle fiziksel bir işkencedir..

her gün sabır eşiğini daha da yüksetlsen muhakkak bir sonraki güne bir başka sinir krizi ile başlayabiliyorsun, sonsuz can sıkma metodu ile dolu tek ortam diyebilirim..

güzel dostluklar hatta belki aşklar bile başlayabiliyor bu süreçte, dedim ya ortak tek yanımız korku içinde hissettiğimiz çaresizlik, bütün bunlar çırılçıplak kılıyor sizi, ranzanın üst katında yatan, yan ranzanda yatan 7/24 birlikte geçirdiğin hemcinslerin arasında ister istemez duygusal yakınlaşma sağlıyor bazen..

"adam" olmak için ülkemin yegane sınavı olarak paha biçtiği "askerlik" herkesten bir şeyler alıp götürüyor, belki de üzerine kurduğun kişiliğini senden alınca geriye kalandır "adamlık" kim bilir..

az kaldı tek sevincim o, * sonrası için bütünüyle yenilenmiş bir hayat planlıyorum, gerçekleşme ihtimali bile beni şu sıralar "hayata" bağlıyor..

bahçemizin halinden baharımı kıyasla..