insan ne ile yaşar

ünlü yazar tolstoy un romanıdır. çok dini içerikli olduğunu düşünüyorum. kitaba göre cevabı insan inancıyla yaşar.
neye inanıyorsa onunla yaşar kendi içinde bu sevgi de olabilir hayalller de kimin ne yaşadığı kendine hastır ama yaşayacağı şeyi iyi bilir ve benimser...
insan bişekilde yaşıyor işte
nasıl ve ne maksatla yaşadığını bilmeyerek hem de.

çok izafi bir durum bu aslında.einstein de eksik kalmış bir yerde tamamlayalım e=mc2 yi.

trt4 saçık öğretim öğretmenleri gözüyle: sevgili öğrenciler burada einstein diyor ki ışık hızına ulaşan her madde enerjidir.şimdi tekrar edelim. neymiiişşşş...

yaşama aşık bir insan gözüyle: aslında einsteinin demek istediği ve en teşbihinden sevgiliye bir gönderme yaparak; aşka ulaşan her canlı artık ölümsüz bir yaşama kavuşmuştur. demek istiyor.

einsteinin gözüyle: artık fiziğimle gündeme gelmek istemiyorum
insan çok şekilde yaşar ama insanın insan gibi yaşaması için başka insanlara ve bunların duygularına ihtiyacı vardır.
tolstoy'un bir kitabının adıdır. aynı zamanda 11. uluslarası istanbul bianelinin sloganı, tanıtım cümlesi, bir anlamda ufak bir spoilerıdır.
what keeps mankind alive diye çevrilerek uluslararasılaştırılmıştır.
televizyonlarda gösterilmiş olan tanıtım videosu için; http://kisalt.be/vu245q
tanrım rezil oldum dedirten entryler girmiş olduğum başlıktır. tolstoydur tabiki. dostoyevski nereden çıkmıştır bilemedim bende.
biri bu azabı durdursun dedirten entrylere sahip başlıktır.
biri bu azabı durdursun dedirten entrylere sahip olan başlıktır. tolstoydur tabiki dostoyevski nereden çıkmıştır ki.
(bkz: buza yazı yazmak)
allah'a imanı bir hayli kuvvetli olan tolstoy'un, içindeki öykülerde bolca, insanın kalbindeki sevgiye ancak allah'a duyduğu sevgiyle ulaşabileceğini, yüreğinde bu sevgiyle ve bu sevgiyi karşılıksız olarak insanlarla paylaştığı müddetçe yaşayabileceğini anlattığı kitabı.
tolstoy'un dindar bir kişiliği vardır ve dostoyevski de dahil bir çok rus yazarın da gittiği optina manastırı'na gidip vaktinin çoğunu oradaki starets'lerle geçirir. en nihayetinde ailesini de terk edip, yine manastıra gitmek için yola çıkar ancak oraya varamadan, manastıra yakın bir istasyonda ölür.

şimdi niye bunları anlatıyorum derseniz; eğer okumak isteyenler varsa ya da okumuş olanlar bu kitabı, bir parça kitaba yazarın gözünden bakmalarını tavsiye ederim.
çünkü kitabı okuyan bir çok kişi, içindeki öykülere "sırlar odası kafasında yazılmış" gözüyle bakıyor. hatta "saçmalık, din propagandası" deyip bir kenara fırlatanları bile görmüşlüğüm vardır. tolstoy'un starets'lerden ve onların; kalbi ve beyni sekronize edip yaptıkları, isa duasından fazlasıyla etkilendiği açık.
kitapta güzel öğütler vardır, ders çıkarabilecek kıssalar bir hayli fazladır. hele de içinde az-çok bir inanç taşıyan biri çokça etkilenebilir, okurken duygulanmaması işten bile değildir. elbette kitap, sonunda size hayatın sırrını vermiyor, yok öyle bir şey.

sorunun cevabına gelirsek. benim açımdan verebileceğim tek cevap, merak olur. hep bir sonrasını merak etmek insana yaşama sevinci vermese de yaşatıyor işte. insanın aklında hep bir soru olması güzel; sorunu çözdüğünde ne olacağını merak etmesi de. tabi fazla merak...

edit:tolstoy manastıra varır,uğrar ve manastıra yakın bir istasyonda ölür.yanlış bilgi vermişim,affola.kendime ibret olsun diyede silip düzeltmedim.
40 yaşındayım.
şu an durduğum noktadan ve mekandan ve zamandan ve algılayış sistemimden çıkardığım tek bir yanıt var: umut! (merak da umudun yan ürünüdür belki de...)