jan xwen

Durum: 160 - 0 - 0 - 0 - 13.02.2012 00:09

Puan: 2328 - Sözlük Kezbanı

11 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 8

ayı sözlük'teki tahammülsüzlük

ayı sözlük'teki tahammülsüzlük

eminim ki bu başlığa da tahammül edemeyen sevgili tahammülsüzler daha ilk dakikalarda eksi vermeye başlayacaktır(bkz: umurumda mı?)

her özet faşizandır,der bir düşünür.ben de uzun uzadıya yazmak istiyorum o vakit. faşizmden sözü açmışken başlayalım dostlar
-faşizmi de diğer görüş akımları ile aynı potada görüp faşizmi savunan ve diğerleri nasıl düşünüyorsa faşistler de böyle düşünüyor deyip faşizmi ve buna benzer holiganlığı ve şövenizmi savunan akıldan uzak orantıyla aritmetiğini kurmuş şahıslardan sebep
-adımın anlamını merak edenler için bir derkenar düştüğüm açıklama kısmının parantezinin içinde türkçe yazılmış kürtçe kelimesine tahammül edemeyip anında 8-10 eksi veren şahıslardan sebep
-türkiyede güzel şeylerin yapıldığına vurgu yapılırken, islamiyet ile ilgili herhangi bir paylaşım yaparken vs aslında bu tarz düşünenlerin akp yanlışı,tayyibin yandaşı,hükumete yardım ve yataklık hatta kaltaklık yapıldığına dair önyargıları ve yaftaları yapan şahıslardan sebep
-sözüm ona özgürlükçü olmanın gerekliliğine dem vurup bu özgürlükçülüğün sanki sadece cinsel kimlik üzerinde olması gerekliliğini düşünen ve kültür,dil,ırk farklılıklarında kendileri gayet yoz ve yobaz olan şahıslardan sebep
-sözlükle ilgili herhangi bir sıkıntının kelimelerden tasarruf yapıp yumuşatarak bile yansıtılmasından sonra gayet sert tepkileri veren ve asıl yanlışlıkları görmezden gelip doğruların tokadı ile kendilerine gelmeyen , yanlışlığın şamarını yiyecek olan şahıslardan sebep
-kendi gibi düşünmeyenleri ötekileştiren şahıslardan sebep (şurada açıklık getirelim bu kısma :
farklı görüşe saygı duyulur uygun bir dille eleştirilir ama yanlışa ve zulme saygı duyulmaz,eleştirilir hatta gerekirse o zulmü yapanın yüzüne tükürülür(eleştirinin dozu kastediliyor bu cümlede))
...

daha uzatacağım nice nice tahammülsüzlük içersindeyim ve bu tahammülsüzlük paydasında olmak beni yeterince rahatsız etmektedir.ben diğerlerinden pek farklı değilim evet birazdan diğer tahammülsüzler gibi olacağım (ne kadar çok tahammülsüz kelimesi kullandım az biraz tahammül edin bitiriyorum).beni de diğerleri gibi tahammülsüz olarak düşünenler yazdıklarımı tekrar oksunlar.bu sefer anlamak için okusunlar.son bir tahammülsüzlük de benden. buradaki tahammülsüzlüğe tahammül edemiyorum artık. herkes hoşçakalsın.

not: bu arada bu sözlükten tanıdığım pırlanta gibi arkadaşlarımın(tanımadığım ama tanımak istediğim pırlantaların da olduğunu düşünüyorum) hepsini güzel yüreklerinden öpüyorum...

akıl almaz şarkı sözleri

ister vur
ister okşa
ister tut
ister zorla... devamı da böyle bir fantazi ürünüydü sanırım

tansu çiller

kocasına kendi soyadını vermek isteyen bayanların gösterdiği tek örnektir yedikleri tokat öncesi.

seks objesi olarak görülmek istemiyorum

artık fiziğimle anılmak istemiyorum (albert einstein)

anlamlı şarkı sözleri

ikimize birden yükleniyorlar
ama sen ağlama

pepee pepee çok üzülüyor

pepenin mavileri çoğaallııyyooorrr

en sevilen çizgi filmler

alice harikalar diyarında

charles lutwidge dodgson (27 ocak 1832 - 14 ocak 1898) ya da daha çok tanındığı mahlasıyla lewis carroll, ünlü ingiliz yazar( matematikçi, mantıkçı, papaz ve fotoğrafçı)ın önemli eserlerinden biridir. aslı kalın 8 ciltten oluşan psikolojik bir çalışmadır.çocuklara okutulmasında sakınca görmekteyim.

görmezden gelmek

hatta çoğumuz yanlış kullanırız bu deyimi..bu şekilde : görmemezlikten gelmek...olarak

hair

milos forman isimli yönetmenin 1979 yılında çevirdiği müzikal filmin ismi.
film bir grup hippi ile vietnama savaşa gidecek bir adamın karşılaşmalarını ve gelişen olayları anlatmakta.
müzikleri süper, filmin finali de süper ama türkçe çevirme konusunda üzerimize tanımadığımı da söylemeden geçmek istemiyorum.
müzikalin adı hair yani kısaca saç...bu kadar... ama filmin türkçesi ne? bırak güneş içeri girsin...sanırım filmin unutulmaz müziğini kullanmış olmalılar bu çeviride

yok olmayı istemek

mümkün olamaması olasıdır zira var olan bir şey yok olamaz. sadece şekil değiştirebilir.

tutunamayanlar

kitabı okuduktan sonra,öyle içselleştirmiş olmalıyım,bir kaç hafta evden dışarı çıkmak istememiştim ama şimdilerde bakıyorum ki olric ve efendisinin mana derinliğini bilmeyenler bile dialoglarını umarsızca paylaşıyorlar.

-uyumak istiyorum olric
+neden efendimiz
-e uykum geldi amk

tek şarkıyla star olanlar

kendisi kekeme olsa da şarkısında bunu belli etmedi(!)

scatman john_ i am a scatman

ayı sözlük yazarlarının facebook sayfaları

https://www.facebook.com/#!/burakbugra.kalamis?sk=info

pollyanna

-cehenneme geldin polyanna
+olsun en azından sıcakmış

0.7 ucu olan var mı

kendisi bazı esprilerin de noktai istinadıdır

-0,7 ucu olan var mı?
+0,9 verim yont

matematiği zayıf sözlük

toplam arti oy sayiniz: x
toplam eksi oy sayiniz: y ise

ortalama oy sayiniz: x-y değildir... olmadı sözlük...otur...sıfır

sözlükten soğumak

...dalmıştım.gözüm bir yere odaklandı.o noktadan başka bir şey düşünmüyordum.o nokta adeta benim dünyamdı ve ben noktam ile çok mutluydum çünkü onun içine sığıyor ve başka bir şey görmüyor,duymuyordum.beni içinde barındırıyor gibiydi sanki.çok mesuttum...ta ki bir el gözlerimin önünde bir aşağı bir yukarı gidip gelinceya kadar.bu olay,bir hipnotizelik durumu bir parmak şıklaması ile de yok etmek gibiydi.

aynen öyle de o verilen kısa ayı sözlük molası yani yapılandırılması zamanı da beni odaklandığım noktadan uyandıran bir parmak şıklatması oldu...toparlayamadım kendimi sonrasında.bir daha o noktaya odaklanacağım zamanı bekliyorum.

ayı sözlük yazarlarının en sevdiği filmler

darren aronofsky nin the fountain (kaynak) i
  • /
  • 8
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 160

gelmiş geçmiş en salakça sorular

hemşerim memleket nire?

kanguru

1700lu yıllarda yaşayan ingiliz denizci james cook, sosyete adalarını ve yeni zelandayı keşfedip, haritalarını çizdiği 1769 yılında, avustralyanın doğu kıyılarını da ortaya çıkardı.

kaptan cook, bitki ordusunun zenginliğinden ötürü botany bay (botanik koyu) adını verdiği koyda, avustralyalı yerlileri ilk gören yabancı oldu (aslında sömürgecilik sistemi her dönem o bölgeyi keşfetmek ve medeniyet yerleştirmek manasında kullanılmştır). yerlilerle el kol hareketleri ile güçlükle anlaşabilen james cook, karınlarındaki ceplerde yavrularını taşıyan ve arka ayakları üzerinde zıplayarak hareket eden uzun kuyruklu hayvanları görünce, yine el kol hareketleri ve çeşitli işaretlerle bunların adlarının ne olduğunu sordu.yerlilerin kanguru demesinden sonra da bu hayvanları dünyaya kanguru olarak tanıttı.

aradan 50 yıla yakın bir süre geçtikten sonra, 1800 lerin başında, kanguru sözcüğünün gerçek anlamı anlaşıldı... kanguru, avustralyalı yerlilerin(aborjinlerin) dilinde; ne demek istiyorsun yabancı? anlamına geliyordu.

arkadaş zekai özger

ahmet kayanın da şiirlerini bestelediği ender kalemlerden biridir arkadaş zekâi özger.

ahmet kayanın alnında dağ ateşi olarak albümünde gördüğümüz, şairin aşkla sana isimli şiiri:


alnını
dağ ateşiyle ısıtan
yüzünü
kanla yıkayan dostum
senin
uyurken dudağında gülümseyen bordo gül
benim kalbimi harmanlayan isyan olsun
şimdi dingin gövdende
uğultuyla büyüyen sessizlik
birgün benim elimde
patlamaya sabırsız mavzer olsun

başını omzuma yasla
göğsümde taşıyayım seni
gövdem gövdene can olsun

söyle bana ey
ölümün açıklayıcı pervanesi
hangi yavru tek başına yiğittir
hangi yangın bir başına söndürülür
ah herkes susuyor
hiçkimse bilmiyor içimin yangınını
ah herkes mi susuyor
kalbimi kalbine bağladım dostum
ah herkes mi susuyor
kalbi kalbimize benzeyen dostlar
bir çarmıh gibi bırakıyorken kendini dünyaya
hayatın ateş renkli kelebekleri
bir bir tutuluyorken korkunç koleksiyonlar için
ah herkes mi susuyor

bağırsam içimdeki dehşeti
hırsım deler mi toprağı
beni
acısıyla onduran
dostumu
aşkla vurduran hayat
sana
yaşananla harlanan bağrımın sevdasını akıttım
dünyanın yeni baharına
çatlarken kadim güneş
bağrım delinirken fidanların kanıyla
anamın doğurgan karnıdır diye
sevgilimin sütlenecek göğsüdür diye
dostumun üretken gülüdür diye
sana bağlandım
sana sarıldım

beni umutsuz koma
tarihle avutma beni
çünki aşkla sınanmışım sana
sana yangınla, suyla, ateşle
ölümle, yaprakla, şiirle sınanmışım
ey yaşarken kanayan acı
şimşekli gök, tufan, kan fırtınası
uçurum kıyısında hızla büyüyen ot
yapraksız bir ölümün anısı için
körpecik kuzuların derisi için
beni tarihle avutma
umutsuz koma beni

akıtsam deliren sevdamı
köpürür mü hayatı besleyen su
ey benim
yedi başlı kartalım
her başını
bir dağ başlangıcında koyanım
senin
böyle diri bir akarsu gibi kıvrılan gövdendir
bizim aşkımızı solduranların korkusu
çünki elbette bir su
kendi akacağı toprağın sertliğini bilir
ve suyun gövdesiyle yırtılınca toprak
artık ırmak mı ne denir
işte devrim
ona benzer bir akışın hızına denir

yarın ne olur bilirim ben
bahar gelir, otlar büyür
ölüm de yapraklanır
bir dağ bulur uzun uzun bakarım
bir çam ağacı gölgesi
güzel kokular veren
bir damla güneş görünce
sana da gülümseyeceğim yarın

şimdi senin uzanıp yattığın otlarda
yarın yeni bir yeşillik büyüyecek

mutsuzluk veren küçük şeyler

yemek yiyorken ve ağızda kocaman bir lokma varken hapşurmak

ikizler burcu

söylenilen bütün güzel düşüncelerin doğru olduğu burçtur

şizofren olduğumuz da doğru değildir
çünkü ben şizofren değiliz

mia aioniotita kai mia mera

selanikte yağmurlu bir gün... ünlü bir yazar olan alexander, amansız bir hastalığa yakalanmıştır. karısından, 30 yıl önceki bir yaz gününü anlatan bir mektup alan alexander için bütün yaşamını geçirdiği sahil kenarındaki evini terketmenin vakti gelmiştir.ve sonunda geçmişinin ve şimdiki hayatının karışmış olduğu ilginç bir geziye çıkar o güzel, mutlu dakikaları tekrar yaşayabilmek için... belki bir günün içinde belki de bir sonsuzluğun...bu yolculuğun içinde karşısına çıkan beklenmedik kişiler ise bugünün getirdiği süprizler olarak hayatının son anlarında yer edecektir.

film içerisinde beni en çok etkileyen repliklerden biri de şudur:


son zamanlarda
dünyayla tek bağlantım
şu bilinmeyen
karşı pencere
bana hep aynı müzikle karşılık veren
kim bu?
nasıl biri?
bir sabah onu bulmaya karar vermiştim
ama sonra bir daha düşündüm
belki de bilmemek ve hayal etmek daha iyidir
hayal ediyorum
kimi istersem o oluyor

kanguru

1700lu yıllarda yaşayan ingiliz denizci james cook, sosyete adalarını ve yeni zelandayı keşfedip, haritalarını çizdiği 1769 yılında, avustralyanın doğu kıyılarını da ortaya çıkardı.

kaptan cook, bitki ordusunun zenginliğinden ötürü botany bay (botanik koyu) adını verdiği koyda, avustralyalı yerlileri ilk gören yabancı oldu (aslında sömürgecilik sistemi her dönem o bölgeyi keşfetmek ve medeniyet yerleştirmek manasında kullanılmştır). yerlilerle el kol hareketleri ile güçlükle anlaşabilen james cook, karınlarındaki ceplerde yavrularını taşıyan ve arka ayakları üzerinde zıplayarak hareket eden uzun kuyruklu hayvanları görünce, yine el kol hareketleri ve çeşitli işaretlerle bunların adlarının ne olduğunu sordu.yerlilerin kanguru demesinden sonra da bu hayvanları dünyaya kanguru olarak tanıttı.

aradan 50 yıla yakın bir süre geçtikten sonra, 1800 lerin başında, kanguru sözcüğünün gerçek anlamı anlaşıldı... kanguru, avustralyalı yerlilerin(aborjinlerin) dilinde; ne demek istiyorsun yabancı? anlamına geliyordu.

canı cennette siki amcıkta olmak

her şeyi istiyoruz
olsun diyoruz
bir de hemen olsun istiyoruz
o olsun
bu da olsun
beklentilerimizi büyütüyoruz koynumuzda,ölü sabahlar doğururken hem de.

ne çok şeyin bize ait olmasını diliyoruz.
oysa zenginlik çok şeye sahip olmak değil; az şeye ihtiyaç duymaktır.

arkadaş zekai özger

ahmet kayanın da şiirlerini bestelediği ender kalemlerden biridir arkadaş zekâi özger.

ahmet kayanın alnında dağ ateşi olarak albümünde gördüğümüz, şairin aşkla sana isimli şiiri:


alnını
dağ ateşiyle ısıtan
yüzünü
kanla yıkayan dostum
senin
uyurken dudağında gülümseyen bordo gül
benim kalbimi harmanlayan isyan olsun
şimdi dingin gövdende
uğultuyla büyüyen sessizlik
birgün benim elimde
patlamaya sabırsız mavzer olsun

başını omzuma yasla
göğsümde taşıyayım seni
gövdem gövdene can olsun

söyle bana ey
ölümün açıklayıcı pervanesi
hangi yavru tek başına yiğittir
hangi yangın bir başına söndürülür
ah herkes susuyor
hiçkimse bilmiyor içimin yangınını
ah herkes mi susuyor
kalbimi kalbine bağladım dostum
ah herkes mi susuyor
kalbi kalbimize benzeyen dostlar
bir çarmıh gibi bırakıyorken kendini dünyaya
hayatın ateş renkli kelebekleri
bir bir tutuluyorken korkunç koleksiyonlar için
ah herkes mi susuyor

bağırsam içimdeki dehşeti
hırsım deler mi toprağı
beni
acısıyla onduran
dostumu
aşkla vurduran hayat
sana
yaşananla harlanan bağrımın sevdasını akıttım
dünyanın yeni baharına
çatlarken kadim güneş
bağrım delinirken fidanların kanıyla
anamın doğurgan karnıdır diye
sevgilimin sütlenecek göğsüdür diye
dostumun üretken gülüdür diye
sana bağlandım
sana sarıldım

beni umutsuz koma
tarihle avutma beni
çünki aşkla sınanmışım sana
sana yangınla, suyla, ateşle
ölümle, yaprakla, şiirle sınanmışım
ey yaşarken kanayan acı
şimşekli gök, tufan, kan fırtınası
uçurum kıyısında hızla büyüyen ot
yapraksız bir ölümün anısı için
körpecik kuzuların derisi için
beni tarihle avutma
umutsuz koma beni

akıtsam deliren sevdamı
köpürür mü hayatı besleyen su
ey benim
yedi başlı kartalım
her başını
bir dağ başlangıcında koyanım
senin
böyle diri bir akarsu gibi kıvrılan gövdendir
bizim aşkımızı solduranların korkusu
çünki elbette bir su
kendi akacağı toprağın sertliğini bilir
ve suyun gövdesiyle yırtılınca toprak
artık ırmak mı ne denir
işte devrim
ona benzer bir akışın hızına denir

yarın ne olur bilirim ben
bahar gelir, otlar büyür
ölüm de yapraklanır
bir dağ bulur uzun uzun bakarım
bir çam ağacı gölgesi
güzel kokular veren
bir damla güneş görünce
sana da gülümseyeceğim yarın

şimdi senin uzanıp yattığın otlarda
yarın yeni bir yeşillik büyüyecek

bitmiş bir ilişkinin tekrar başlaması

bu durumlarda verilen çivi örneği çok klişedir.bazı kişilerde değişkenlik gösterir duvar ya da tahta gibi..eğer sizin partneriniz yada siz aynı maddeden yapıldıysanız (bkz.beton veya kereste) ona bir şey diyemem elbette .
sakızda enteresan bir betimleme aletidir.eğer sizin sevginiz ağzınızda aldığınız tattan ibaret ise ve kanınıza karışıp kalbinize ulaşmamışsa zaten izlediği güzergah:ağız,mide,kalın ve ince bağırsaklar silsilesi olmaya mahkumdur. bir ilişkinin bitmesi de tuvalete bıraktığımız (b)esinlerin (o)ksitlenmiş (k)alıntısından başka bir şey olmayacaktır.

aslında canlar bu işin aritmetiği çok basit (hadi kağıt kalem çıkarın malzeme listesini tekrar ediyorum)

bitmiş bir ilişkiye başlanmışsa o ilişki zaten bitmemiştir ki yeniden başlanmış.ipler kopar ve düğüm atılır .bilirsiniz ki iyi bir düğüm atılmışsa ip hiçbir zaman oradan kopmaz bir daha.ipin en sağlam yerleri düğümler,bunu sıkı düğüm atanlar bilirler

aslında başlık bizi yanılttı çünkü bizde algıda seçicilik , seçicilikte tamamlayıcılık ve tamamlayıcılıkta içini boşaltıcılık olduğundan dolayı yazıyoruz belki de ne dersiniz?

ayı şiirler

seni tanıdıkça nefret ettim insanlardan
seni tanıdıkça sevdim bütün hayvanları
özellikle ayıları
kıllı bütün mahlukları
nefret ettim insanlardan seni tanıdıkça

özellikle ayıları
kıllı bütün mahlukları
nefret ettim insanlardan seni tanıdıkça

(söz-müzik: jan xwen)

buda

buda gelir buda geçer...

obsesif kompulsif bozukluk

yeme ve içmeden kesilmek,sadece o şeyi düşünmek,uyuma problemi gibi etkilerle anlaşılan bir tür hastalık. araştırmacılar buna kısaca aşk demişler
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.