insanların yolda yürümeyi bilmemesi

genelde orta doğu toplumlarına has bir şey. bilirsiniz trafik pek çok ülkede sağdan akar, ingiltere'de yaşamıyorsak şayet. trafik derken yalnızca araç trafiği gelmesin aklınıza insanların da trafiği vardır. ve bizler de yaya olarak yol alırken sağ taraftan yürümek mecburiyetindeyiz. toplumsal bir kuraldır bu. araçların sağdan gitme zorunluluğu kadar ciddidir. fakat çoğu cahil insan sağa sola yalpalaya yalpalaya yürüyor, karşıdan gelenin üstüne üstüne yürüyüp yol vermiyor, akılları bir karış havada sağı solu yukarıyı aşağıyı inceleyerek yürüyorlar. telefonlarına bakarak yürüyen ziyan tipler de var. karşısına bakan ama tam karşıdan gelen insanı fark edemeyen egoist tipler de var. sanırsın bütün yollar bunlara ait, adım attığım her yön benimdir diye yürüyorlar, sıkışık bir kaldırımda aheste aheste yürüyenler, bir kaldırım sırasını üç kişiyle aynı hizada doldurup blok oluşturup insan trafiğini yavaşlatanlar, aniden durup etrafa bakınan ya da yolda gördüğü biriyle konuşmaya başlayanlar... tüm bu akıl yoksunluğu içinde kurallara uyarak yürüyüp gideceğin yere varmaya çalışmak oldukça güç. resmen asap bozuluyor gideceğin yere varıncaya kadar, gittiğin yerin de tadını çıkaramıyorsun. insanlar nasıl bu kadar kuralsız, nezaketsiz, düşüncesiz ve fütursuz yaşayabiliyorlar aklım almıyor. iplerinden kurtulmuşlar sanki. iyice robota bağlamışlar. sakin sokaklara, karşıdan gelene kibarca yol verenlere, sadece sağdan akış kuralına uyanlara, yolda değil kenarda duranlara hasret kaldık da, böyle insanlarla bu ülkede hiç karşılaşmadım. insan sırf böyle insanların varlığından dolayı şu orta doğuyu terk etmek istiyor.
yolda hep kenara çekilip yol vermek zorunda olan benim. çünkü çok terbiyeli bir şekilde yetiştirildim. bu duruma hep lanet ediyorum ama. içgüdüsel bi şekilde yol veriyorum , yani ben yol vermezsem onun çekileceğini düşünmüyorum. zaten birinin üstüne yürümek de gerizekalılık. şunu fark ettim, bu tipler sana çarpmayı da umursamıyo. ama ben dokunulmaktan tiksinen bi insanım. yabancı birinin eli elime yanlışlıkla değse istemsiz olarak ağzım yüzüm seğiriyo zaten, midem bulanıyo. istanbul gibi kalabalık bi şehirde, @1in de anlattığı gibi yürümesini bilmeyen egoistler, elini kolunu sallaya sallaya yürüyenler, düz bi çizgide sarhoş değilken bile yürümesini başaramayanların yengeç gibi yürümesi yüzünden, salak salak vitrin incelemeleri yüzünden ben de bıktım bu şehirden. yol yürümek içindir, hızlı olucaksın. ben süper marioyum sen de koopa değilsin. aslında çinde yürürken telefon kullanan gerzekler için ayrı bi yol açılmıştı. ama orda uyuyolar mı bu kurala bilmiyorum. burda uyacaklarından da emin değilim yaya trafiği canavarlarının. böyle tiplerden otobüste falan da kurtulamıyosunuz. bunlar otobüste yayıla yayıla oturan gerzeklerdir. sanki babasının malıymış gibi, usturuplu oturmayı bilmezler. iri cüsseleri vardır ve sizin bi böcek gibi kenara yapışmanızı sağlayacakkadar da görgüsüzdürler. cidden bu gerzeklere karşı ne yapılabilir bi fikrim yok. köye taşınmak en iyisi, ordaki ineklerin yol açtığı trafiğe can kurban.

not: aptal teknoloji bi insanın ensesine göz koyamadı gitti. koy oraya yapay bi göz,eline mi yapışır, millet görsün arkasını. ama yo, işiniz gücünüz insana benzeyen iki gözlü robot yapmak, insanın 3. bir göze ve 3. hatta 4. kola ihtiyacı olduğunu hesaba katmayın siz.
bir insan diğerlerinin yürüyüşünü neden kendine dert edinir ki. ne kadar kompleksli insanlarsınız siz.
bilmeyenler için yürümeyi anlatıyorum: önce sağ ayağınızı ileri doğru atıyorsunuz. ancak ilerleme için bu yeterli değil, hemen ardından sol ayağınızı da ileri doğru atmanız gerekli. bu işlemi ardı ardına tekrarladığınızda yürüme işleminiz gerçekleşmiş oluyor. çok zor değil.

sık tekrar yapmak şart. iyi yürüyüşler.

(bkz:yürüyedur çocuk)
çok doğru bir tespit. hatta okullarda bunun eğitiminin verilmesi gerektiğini düşünüyorum. ne olursa olsun hep sağdan gidilmesi gerektiğini bilmeyen yüzde 80'lik kesim var. taksim, kızılay gibi merkezi yerlere gittiğinizde bunu daha iyi fark ediyorsunuz. insanların birbirine çarpma sebebi zaten sağdan gitmemeleri, yolu işgal etmeleri. aslında görgü kuralları adı altında bu okutulabilir, çocukluktan yetişseler rahat ederdik. bunun eğitimini biz almadık ama en azından farkındalık oluşturuyoruz. yürümeyi bari öğrenin kardeşim.
yurtdışında çoğu yerde ortam ne kadar kalabalık olsa bile bizdeki gibi bi karmaşa ortamı olmuyor.

meraklı ve dikkat çekmek isteyen bir milletiz vesselam. bu da yürüyüşe yansıyor elbette.