kendi kendine gelin güvey olmak

birden çok ademle kararlaştırılması gereken durumlarda, ilgililerin fikrini almadan durumu olmuş bitmiş gibi tasarlama, kurgulama durumudur.
genelde böyle durumlara dusmemeye özen gostersem de saçmaladım yine bu hafta :-(
çalıştığım bara yeni bir barmen geldi ki, bir ademle bir havva sevişerek böyle bir şey yapamaz! yani nerdeyse tanrı inancım gelişecek, bakmalara doyulmuyor ademe ama umursamaz görünmeye çalışıyorum ki aman açık verme ibnisaatchi durumundayız.
bazen keserken yakalaniyorum falan bir iki göz attı ama tepki vermiyorum, müşteri azaldı bara çağırdı tanıştık, kucukmus benden ama adımla sesleniyor ve nedense bu durum beni heyecanlandırıyor.
ikinci gün daha samimi olma çabaları bardan bakıp gülümsemeler, içecek ikram etmek çabaları falan, tabi bende kuyrugu dik tutuyorum ama bir bilse içim nasıl kaynıyor. üçüncü gün bardan sipariş alırken durduk yere "çok sevimlisin" diye lafa girdi, afalladim teşekkür edip işime baktım ama tamam diyorum galiba çıkma teklif edecek nereden anladı çok mu baktım herife diye kendi kendimi yiyorum. kapanışta yakaladı beni evine kadar yürüdük sohpet muhabbet gırla gidiyor benim aklımda herşey oturdu yerlesti, hatta gelecek yaz tatile bile birlikte çıktık.
ertesi gün.
bakışmalar göz atıyor falan, bende utangac gülümseme biri gördü mü korkusu. birden barda bir havva belirdi, bir iki bira bir tekila falan derken bunlar muhabbete başladı. bakmayım diyorum ama elimde değil, fark ediyor baktığımı ama tepki aynı değil. ben iyice sinirlendim artık ama birşeyler gelmez elimden. havva içtice gülüşmeler artıyor muhabbet sulanıyor ve tüm canlı müzik gürültü kesiliyor sadece onları duyuyorum sanki. havva eliyle dairesel hareketler yaparak konuşuyor, birseyler tarif eder gibi.
çıkışta yanımda yine ama başka halleri bir iki sokak sonra cebinden buruşuk bir peçete çıkarıp yazan numarayı arıyor.
-evet benim, ulaştım mi eve diye merak ettim,çıktım bende, tamam gorusuruz.
konuşmadan yürüyoruz çok üzgünüm ama üzgün olduğum için kendime kızgınım da. sürekli kafamda yankı "ne bekliyordun ki, seni mı sevecekti"
sonra evden önceki caddede tarif edilen döner kavşakta bir apartmanın en üst katına bakıyor başımı kaldırma gereği bile duymuyorum. abi ben burada ayrilayim bir arkadaşa ugrayacagim (gece 3.15 te ).
abi mi ?
tamam dedim. iyi geceler dileyip bindim bisiklete, hiç bu kadar ağır gelmedi pedallar, hiç bu kadar ağır gelmedi bedenim.
sürekli aynı soru "ne bekliyorsun seni mı sevecekti"