kıraathane

sadece erkeklerin gittiği, kağıt, tavla, okey gibi oyunların oynandığı testosteron bölgesi.
okey ıstakalarının artık plastik üretilmesinin sebebi işletmelerdir.
birkaç dayı okey oynayacağız diye buraya git, yenilince de mızıtıp birbirlerinin kafasına tahta ıstakalarla vur...
olay bir insanlık ayıbı olmasına rağmen ardından asansörde gelen yiyişme araları düzeltmiş, olay tatlıya bağlanmıştır bittabi. *
zamanında raflarında sıra sıra kitaplar olan, insanların okumaya gittikleri mekanlarmış... şimdi evde karısını, çocuklarını bırakıp zaman öldürmeye giden erkeklerin yeri. bana biraz da gay gelir...
kendimi çok mutlu hissettiğim bikaç yerden biri diğeride stadlardır, valla gözüm gönlüm açılıyor
ismi var kendisi yok. gerçi kıraathane de denilmiyor artık. kahve, kahvehane vs. ben kıraathanelerin de varlığından şüpheliyim. döneminin okuma yazma oranlarına bakılınca kim o mekanlarda kıraat ediyordu acaba diye düşünüyor insan. anlaşılan çubuk, nargile, kahve içmek yerine kitap okusunlar, ilim irfan sahibi insanlarla hasbihal etsinler diye bir çeşit algı yönetimi olarak bu isim konulmuş.
ben çok severim. çocukken dedem beni alır götürürdü millete bakın benim torun bu dingil diye göstermeye. önceleri olum göster pipini amcalara diye başlayan diyalog, masaya oturmamla kahveci amcanın masadaki tan gazetesini çocuk edepsiz şeyler görmesin diye toplaması ve bana oralet getirmesiyle devam ederdi. arkasından da gazoz içerdim elbette. şimdi ise kağıt ya da okey oynama mekanım olmuştur. nargileli olanları tercihimdir.