çağdaş bağımsız insan için saçma olan uygulamadır. ilişkiye ara verilmemeli, ilişki zaten aralıklı olmalıdır. elbette kastettiğim açık ilişki değildir. bahsettiğim, tarafların bir birine boşluk bırakması, bir birinden bağımsız bir çevresi, uğraşı ve hayatı olabilmesidir. ilişki hayatınızı işgal etmemeli, hayatınıza huzur katan, renk katan bir unsur olmalıdır.
tıbben sigaradan daha zararlı olmayan yasak madde. en kötü avantajlarından birisi başlangıç uyuşturucusu olmasıdır. bağımlılık yapmaması ve götü dağıtmaması gibi nedenlerle esrar kullanan kardeşlerimizin %98i diğer uyuşturucuları da dener ve müptelası olurlar.
pek çok yazar çizerin de kullandığı esasen bir ergen uyuşturucusudur. yazar çizerler kafa açsın diye kullanır lakin bir süre sonra kafanın yayını bozar. kafa esrarla bile açılmaz hale gelir.
bir de ilginçtir ki en çok gariban mahallelerde, fakir gençler arasında yaygındır. halbu ki pek de ucuz değil..
agnostik ile arasında gelip gittiğim inanç türüm.. gelip gidiyorum diyorum, ama bu olay şöyle oluyor; küçücük bir şüphe senelerce içinizde kalıyor, daha sonra pat diye patlak veriyor, artık dinlere inanamıyorsunuz, kopamam dediğiniz şeye belki de o şüphe hazırlıyor sizi senelerce, daha sonra ateizm agnostiklik ve deistlik arasında kalıyorsunuz. sonra ateizmde eleniyor* böyle tanımsız 2 kavramlı bir şey cıkıyor. sonra kavramların ne kadar cok olurlarsa olsunlar yetersiz ve gereksiz olduguna inanıyorsunuz. filan. *
başrolünde ve senaristliğinde rachel bloom'un olduğu, 2016 yılı müthiş müzikal komedi.
rebecca (bloom), kafayı işiyle bozmuş, başarılı-biraz da çatlak bir avukat(hanım kızımız demiyorum çünkü kendisi bayağı bi psycho). ilk ve tek aşkı 15 yaşında katıldığı yaz kampında tanıştığı josh iken, kamp sonu ayrılmalarıyla rebecca kendini durdurak demeden çalışmaya vermiş; önce harvard sonra da yale'den mezun olmuştur. 20li yaşlarının sonunda herkesin hayal ettiği bir hayatı yaşarken rebecca, bir gün işe giderken gördüğü reklamla ''en son ne zaman mutlu olduğunu'' sorgulamaya başlar. tam da o sırada josh'a denk gelir, josh ise ny'da tutunmayı başaramamış ve memleketine dönmektedir. bütün bunların bir işaret olduğuna inanan rebecca, anında(gerçekten) her şeyini toplayıp josh'ın peşine new west covina'ya taşınır ve olaylar gelişir.
gerçekten olaylar gelişir çünkü rebecca über dramatik, epey zeki ve bir o kadar da çatlaktır. rebecca her bölümde (öğreniyoruz ki josh'ın sevgilisi var) josh'a yakınlık kurmak için elinden geleni ardına koymuyor. bunu da her bölümde 3 tane birbirinden başarılı müzikal performans ile gerçekleştiriyor çoğu zaman.
örnek olarak, seksi hazırlanma şarkısı,
bir modern family gibi kahkahalara boğmasa da ilginç, sevimli bir çekiciliği var dizinin. kaldı ki, rachel bloom ve performansları parmak ısırtır cinsten. orta halli bir komedi dizisi arayanların beğenebileceği yapım 7,5 imdb puanına sahip ve 2.sezon onayını aldı önümüzdeki dönem için.