orhan pamuk

ferit orhan pamuk 7 haziran 1952 istanbul doğumlu, türk yazar. 2006 yılında nobel edebiyat ödülü'nü istanbul hatıralar ve şehir kitabıyla almıştır.türkiyenin ilk nobel edebiyat ödülünü alan kişidir. ödülün açıklamasını isveç akademisi şöyle yorumlamış; "kentinin melankolik ruhunun izlerini sürerken kültürlerin birbiriyle çatışması ve örülmesi için yeni simgeler bulan" orhan pamuk'a verilmiştir. bunun akabinde birçok eleştiride arkasından gelmiştir.

*okumayan kişiler bu eleştirileri daha kolay ve acımasızca sarf ettiler * bir diğer başka eleştiri örneğide siyasi düşüncesi yüzünden. bir hocam şöyle demişti ders esnasında; "sizler birer gözlemcisiniz, okuyucusunuz ne olursa olsun konu, yazar ayırmaksızın kitabı okumak zorundasınız ve gözlem yapıcaksınız ki iyi ya da kötü sonuca böyle ulaşabilirsiniz." toplumca, hazır eleştirilere bir iki cümlede ben serpiştireyim modu olduğu için böylesi daha kolay geliyor.****

kitapları;

cevdet bey ve oğulları*
sessiz ev*
beyaz kale*
kara kitap*
gizli yüz*
yeni hayat*
benim adım kırmızı*
öteki renkler*
kar*
istanbul: hatıralar ve şehir*
babamın bavulu* *
masumiyet müzesi*
manzaradan parçalar*
saf ve düşünceli romancı*





taraf gazetesinde yazacağı söyleniyor. kendi çektiği fotoğraflarına yazdığı hikayeleri yayınlayacakmış.
ilk sıkıntı yazısıyla yirmidört şubat tarihinde, ikinci köşe yazısı da eski kitaplar üç mart tarihinde taraf gazetesinde yazmaya başlamıştır. *

--spoiler--

sıkıntı

çok sık gördüğüm bu manzaraya beni aşkla bağlayan şey ayrıntılar değil, görüntünün verdiği duygu. şairin, “hava kurşun gibi ağır,” dediği şeye benziyor bu duygu ama tam o değil. karamsarlık? belki biraz, ama fotoğraftan daha güçlü bir ışık demetinin geleceğini de seziyoruz. gene de manzaranın bana verdiği duyguyu ve kelimeyi anlamaya çalışırken kafam karışıyor. belki de “sıkıntı” kelimesini şu son altı ayda herkes çok sık kullanmaya başladığı için. eskiden “dert”, “mesele”, “problem”, “sorun”, “huzursuzluk”, “zorluk”, “kafa karışıklığı” dediğimiz şeylere son altı ayda hep bir ağızdan “sıkıntı” demeye başladık.

--spoiler--

eski kitaplar

bombay’de beni eski kitapçılara çeken şey okuyacak yeni ve ilginç bir metin bulma umudu değil; bir zamanlar bu umudu benim gibi duymuş olan yorgun insanlarla özdeşleşme isteği... batı’dan, ingiltere’den gelmiş ve pek çok evin baş köşesinde yer tutmuş bu kitaplar, o insanlar da bu dünyadan çekip gidince, daha da kötüsü, çocukları meteliksiz kalınca bu kitapçıya gelmişler. eski istanbul’dan çok iyi tanıdığım bir toz ve küf kokusu; toz ve küfün ima ettiği şeylerin, tam tersini, hatırlatıyor bana.

--spoiler--

artık yky'nin yazarıdır.

http://ayisozluk.com/lnk/a9c6f6

(bkz: kafamda bir tuhaflık)
kara kitap yayımlandığında doğanlar şimdi yirmi beş yaşındalar. o günlerde genç olanlar ise orta yaşı geçti, geçiyor. yirmi beşinci yılı için yapılan özel baskı kara kitap’ı ilk defa okuyacak gençler için de, nicedir okunacaklar listesinde bekletenler için de güzel bir fırsat yarattı. ama asıl tadı “yeniden” okuyanlar çıkaracak. çünkü kara kitap tek okumayla üzerinden geçip gidebileceğiniz bir roman değil. bir çiçek dürbününü her sallayışta yeni şekillere bürünmesi gibi kara kitap da her okumada yeni hayaller, düşünceler açıyor önümüze. bu romanı hem bir an önce okumak hem de dönem dönem yeniden okumak gerek. size bunun için en az yirmi beş neden sıralayabilirim:
1
edebiyatımızda pek az roman tekrar okunacak güçte ve zenginliktedir. bu tür kitaplar hakkında konuşurken “ilk okuduğumda…” diye kurulur cümleler, çünkü aradan bir süre geçtikten sonra yeniden okuma isteği uyandırırlar, tüketilemezler. bunlara zaten “klasik” diyoruz. kara kitap türk edebiyatının klasiğidir ve calvino’nun da dediği gibi “klasikler, insanların, hiçbir zaman 'okuyorum’ demedikleri, genellikle 'yeniden okuyorum’ dedikleri kitaplardır.” kara kitap’ı yeniden okumaya zaten ilk okumanın sonunda karar vermişsinizdir.
2
kara kitap’ın parçalı yapısı sadece yeni okumalar için değil “seçilmiş” okumalar için de elverişlidir. bir senfonide daha çok sevdiğiniz bölümünü tek başına dinleyebilmeniz gibi, kara kitap’ı da tadı damağınızda kalan bir bölümünden okuyabilirsiniz. bir gün “boğazın suları çekildiği zaman”da dolaşmak için, bir başka gün melih amca’nın mankenler galerisini gezmek için alabilirsiniz elinize. bu defa önemli olan romanı kavrama çabası değil, kelimelerin zihninizde yarattığı büyüleyici resmi tekrar seyretme isteğidir.
3
kara kitap okurunu kendine hapsetmez, aksine başka okumalara yönlendirir. öncelikle doğu’nun büyük kültürüne açar. şart değildir ama kara kitap’tan daha yoğun tat alabilmeniz için örneğin hüsn ü aşk’ı, mantıku’t-tayr’ı da okumanız, binbir gece masalları ve muhayyelat’ı da elden geçirmeniz iyi olur. bu demektir ki, bu kitaplarla kuracağınız her okuma deneyimi dönüp dolaşıp yolunuzu yeniden kara kitap’a getirecek, okumanızı tazeleyecektir.
4
bu anlamda kara kitap, türk romanının eve dönüşüdür. benim çok önemsediğim bir yönü de budur. kendisini muhayyelat yazarı aziz efendi’nin torunu olarak gören orhan pamuk, çağdaş romanı türkçenin yüzlerce yıllık hikâye geleneğine büyük bir ustalıkla bağlar. kara kitap’tan sonra romancılar dededen kalma sandığı karıştırmaya daha büyük bir cesaret gösterdiler. bu dönüştürücü gücü bile kara kitap’ı edebiyatımızın en önemli romanlarından biri yapmaya yeter. kitabını, new york’ta bir üniversite kütüphanesinde mesnevi’yi, hüsn ü aşk’ı ve benzerlerini okurken kurgulayan pamuk, kendisinden yaklaşık yüz yıl önce paris kütüphanelerinde divan şiirini keşfeden yahya kemal gibi geleneksel hikâyeyi keşfetmiş ve yine onun şiire yaptığı gibi bu kaynağı yenileyerek türk romanında bir dönem başlatmıştır.
5
kara kitap, hikâyeye övgüdür. nâmık kemal ve ahmet midhatların pozitivist batı romanını yerleştirmek için anlatı dünyasından söküp atmak istedikleri geleneksel hikâyeye itibarını iade eden ilk “edebi metin”dir. gerçekçi ve öğretici olmaya şartlanmış romancıların güdümündeki okur için büyülü bir bahçeye çıkmak gibidir. içinden atamadığı olağanüstü hikâye dinleme ihtiyacını “yüksek edebiyat” içinde rahatça giderebilen okur, suçluluk duygusundan da arınır böylece. bunun içindir ki sonunu bildiğimiz halde tekrarlatmaktan bıkmadığımız çocukluk masalları gibi, satır satır bildiğimiz kara kitap’ı da okumaktan bıkmayız.
6
kara kitap çıktığı günlerde yazarı sık sık okumak ile panayır ve eğlence kelimeleri arasında ilişki kurmuş olabilir ama çok da kulak asmamak gerek söylediklerine. uzun okuma yolculuğunun sonunda sadece iyi edebiyatın hazzıyla dolmayacak, aynı zamanda yaşadığınız topluma ve kendinize dair nice durum üzerine düşüncelere dalacaksınız. kara kitap’ı okumak, hayata dair sorular uyandıran bir sürece katılmaktır. pamuk’un bütün kitaplarında ama öncelikle kara kitap’ta kurcaladığı konular arasında, doğu batı kültürlerinin bir karmaşa içinde gündelik hayatımıza yansıması da vardır. bu tür sorunlar çağlar içinde bizimle birlikte yol aldıkça, kara kitap da yeniden okunabilme potansiyelini koruyacaktır.
7
kara kitap, okurunu sadece doğu’nun değil dünya kültürünün büyük anlatıları arasında da dolaştırır. attar’dan dostoyevski’ye, şeyh galib’den dante’ye kadar dünyanın “edebiyat” denilen ortak bir coğrafyası olduğunu hatırlatan kara kitap’ı bu özel coğrafyanın defalarca dolaşabileceğiniz zenginlikteki bir ülkesi gibi de düşünebilirsiniz.
8
kara kitap için kullanılabilecek bir niteleme de “büyük roman”dır. büyük roman dediğimde, yazıldığı edebiyatta romanı dönüştüren, ele aldığı konuya yeni bir boyut kazandıran, ait olduğu dilin anlatım olanaklarını geliştiren, yararlandığı kültürel kaynakları yeni bir işleyişle güncelleyen, farklı dillerin edebi metinleriyle konuşan, çok katmanlı kitapları düşünüyorum. bu romanlar aynı zamanda yazarın edebiyatçı kimliğinin de damgası olurlar. bana göre huzur ve tutunamayanlar’dan sonra kara kitap da türkçenin daima başucunda duracak “büyük roman”larından biridir.
9
kara kitap, anlattığı ile anlatma biçimi arasındaki eşsiz uyumla da ayrı bir okuma tadı verir. pamuk’un paramparça, grotesk ve karanlık bir dünyada çıkış yolu arayan bireyi anlatırken kurduğu parçalı yapı, dolambaçlı dil ve kapalı atmosfer göz kamaştırıcıdır. geçmişle güncelin arasına sıkışmış istanbul sokaklarını arşınlayan galib’in yaşadığı kültürel kimlik ve varoluşsal anlam sorunları aslında tam da türkiye’nin ruhunu yansıtmaktadır. içerik, dil ve kurgudaki bu çarpıcı bütünleşmeleri zevkle tatmak için dahi kitap tekrar tekrar okunabilir.
10
kara kitap’ın çok katmanlı yapısı tek okumayla ele geçirilemeyecek kadar zengindir. en dikkatli okurlar bile kışkırtıcı bir kazı alanı gibi önünde duran metni yeniden dolaşma ihtiyacı duyarlar. bu defa suları çekilmiş boğaz’ın dibindeki balçıkta yürürcesine dikkatle yol alınmalıdır. zamanın adeta fantastik bir dizilişle yan yana getirdiği değerli, bayağı, eski, yeni yığın yığın nesnenin arasındaki bağları nasıl ustaca gösteriyorsa yazar, okur da romandaki bütün unsurların birbiriyle ilişkisini aynı dikkatle görebilmeli, yorumlayabilmelidir. bu da ancak yazma sürecinde metni defalarca kurup bozan yazar gibi, okurun da gözünü kara kitap üzerinden defalarca geçirerek edineceği bir okuma ustalığı gerektirir.
11
bütün büyük romanlar böyledir ama kara kitap’ın iyi okuru yazara dönüştüren gücü üzerinde de ayrıca durmak gerekir. okumanın yazmak kadar ciddi bir eylem olduğunu ve güçlü yazarların ancak büyük okurlardan çıkabileceğini kanıtlayan kara kitap’ı okuduktan sonra kaleme sarılan yazarlar, ilerisi için iyi bir araştırma konusudur. kara kitap bu yönüyle bir yaratıcı yazarlık kursuna benzer ve iyi yazmak için iyi kitapları tekrar tekrar okumak gerektiğini söyleyenlerin her zaman liste başında yer alacaktır.
12
kara kitap okuruna zevk verir, düşündürür, yetiştirir ama sevecen bir metin değildir hiç. adı gibi karanlıktır. metnin merkezini hemen kavramaya hevesli okuru oynak ve akışkan yapısıyla tedirgin edebilir. bir kısım okur ise cıva gibi başka tarafa kaydıkça kendisini de peşinden sürükleyen bu belirsizliğin ardında sürüklenmekten keyif duyacaktır. bu anlamda kara kitap okurunu klasik bir sona ulaştırmaz, kurduğu labirentten çıkarmaz ama daha değerli bir kazanç sağlar sonunda. okur, mantıku’t-tayr’ın kuşları gibi onca gayreti boşuna göstermemiş olduğunu anlar. kısacası kara kitap, menzili olmadığını bildiğiniz halde tekrar çıkmaya can atacağınız maceralı bir yolculuğa benzer.
13
buna göre (ve bana göre) kara kitap’ın okuruna hayatla ilgili fısıldadığı en etkileyici cümle romanın sonundadır: tek teselli yazıdır. orhan pamuk, yazarak o teselliye ne kadar yaklaşmışsa biz de okuyarak onunla aynı çizgiye çıkar, bize sunduğu teselliden payımızı alırız. sadece bu teselli payı bile kara kitap’ı tekrar okutacak güçtedir. hayat kafanızı karıştığında bir köşeye çekilip neyse ki iyi kitaplar var, yazı var, edebiyat var demek için de yeniden okunabilir kara kitap.
14
bu madde biraz “seçmeci” olacak ama doğrusu da budur: kara kitap’ı en çok istanbul tutkunları sevmiştir, sevecektir. merkezine bir şehri yerleştiren romanların sayılı iyi örneklerindendir kara kitap. şehirle romanın yapısı arasındaki benzerlik ise hayranlık verir. istanbul’un dolambaçlı, sürprizli, nerede çıkmaza dönüşeceği, nerede birden bire ana yola bağlanacağı bilinmeyen ara yollarında dolaşır gibi okursunuz kitabı. okumak bir yürüyüşe dönüşür kara kitap’ta. her şeye rağmen büyüleyici istanbul’u arşınlamaktan nasıl bıkmazsak kimi yerde istanbul gibi zorlayıcı bir metne dönüşen kara kitap’ı da tekrar tekrar okumaktan bıkmayız.
15
söz konusu istanbul ise kara kitap’ı yeniden okumak için bir başka önemli neden pamuk’un şehirle kurduğu ilişkiyi anlattığı kitabı olacaktır. kara kitap’tan sonra yayımlanan istanbul/hatıralar ve şehir’de pamuk, istanbul’un kişiliğinde ve edebiyatındaki etkisini uzun uzun anlatır. bu demektir ki kara kitap, bu kitapla arasındaki bağları keşfetmek için de ayrıca okunmalıdır.
16
ve bu ikili etkileşim, doğrudan doğruya huzur ile beş şehir arasındaki ilişkiyi düşündürüyor bana. kara kitap bağlamında tanpınar ve pamuk’un anlattığı istanbulları karşılaştırmak da çoğu edebiyat tutkununun aslında tadını çoktan çıkardığı bir başka okuma deneyimi olacaktır.
17
tanpınar demişken listeye bu konuda iki madde daha eklemek isterim, çünkü bana göre pamuk’un tanpınar’la nasıl konuştuğunun izini sürebilmek için kara kitap’ın kilit metni saydığım “boğazın suları çekildiği zaman” adlı köşe yazısı ile tanpınar’ın “lodosa sise ve lüfere dair” adlı gazete yazısını karşılıklı okumak gerek. türkçede boğaz için yazılmış en etkileyici metinlerden olan bu iki yazıda tanpınar’ın renkli, aydınlık boğaz’ı pamuk’un kaleminde ışıkları söndürülmüş, suyu çekilmiş bir çamur yığınına dönüşür. bizi bir aynanın sırlı yüzü ile karanlık arka yüzeyi arasında bırakan bu iki metin, yazarların benzer ve farklı yönlerini yorumlamak için çok verimli bir fırsat yaratır.
18
kara kitap’ı huzur’la birlikte yeniden okuma isteği uyandıran bir başka tema, aynı şekilde bir zıtlık ilişkisine dayanır. öyle sanıyorum ki birbirinden bu kadar farklı söyleyişlerle bu kadar derinden konuşan iki roman daha yoktur türkçede. pamuk, kara kitap’ta tanpınar’ın istanbul'unu kendi çağına, diline, edebiyat anlayışına büyük bir özgünlükle çevirmiştir. mümtaz’la galib arasındaki benzerlik ile hüsn ü aşk’ı kullanma yöntemleri bile başlı başına bir inceleme konusu olacak kadar önemlidir. ama asıl dikkate değer olan, kara kitap’ın mümtaz’daki bütünlük ve saflık arayışına kapkara bir cevap vermesidir. kara kitap, kişinin ne yaparsa yapsın tamlığa ve saflığa kavuşamayacağını söyler. huzur’un sonunda mümtaz’ın bir kabus gibi fark ettiği, hayatın paramparça ve karmaşık bir süreç olduğu gerçeği kara kitap’ta gelip tam kalbine yerleşir galib’in.
19
kara kitap’ı yeniden okumanız için bir neden de edebiyat sosyolojisiyle ilgilidir. türk edebiyatında pek az roman edebiyat çevrelerini birbirine katacak kadar geniş çaplı bir tartışmanın konusu olmuştur. bu tartışma metinlerinden ayrı bir kitap yayımlandığını da düşünürsek, kara kitap’a kayıtsız kalmak imkansızlaşır. romanı bir defa kendiniz için okuduysanız, bir defa da hakkındaki eleştirileri yeniden gözden geçirmek için okumalısınız demektir.
20
kara kitap tartışmalarının önemli bir ekseni postmodernizmdir. yazarı ister kabul etsin, ister çoğunlukla yaptığı gibi reddetsin, kara kitap, çağın etkin edebiyat kuramı postmodernizmin içinden yazılmıştır ve bu kuramı türkçede örnekleyen en yetkin romanlardan biridir. üstelik kitapta “borges’in, calvino’nun, amerikan postmodernizminin de etkisi” olduğunu bizzat yazarın kendisi söyler. kara kitap’ı postmodern tekniklerin nasıl kullanıldığını usta işi bir örnek üzerinden görmek için de tekrar elinize alabilirsiniz.

21
bir dilde bu tür romanlar ancak birkaç tane yazılabilir desem abartmış olmam sanırım. yazarı dahi kara kitap’ı nasıl kaleme aldığına şaşırır bazen. “belki de kitabın başarısının sırrı da bu. kitabı yazarken ne yaptığım bana da karanlıktı. hâlâ da öyle” diyor pamuk. hiç kuşkusuz türk edebiyatının ağır yazarlarından /tezli romanlarından sıkılmış okuru için kara kitap’ı çekici kılan noktalardan biri de pamuk’un kitabıyla kurduğu bu ilişki biçimi olsa gerektir.
22
kara kitap, pamuk külliyatının “kara kutu”sudur, bizzat yazarının “kendi sesimi bulduğum romanım” dediği kitaptır. kara kitap’ı bütün romanlarını birbirine bağlayan 'kilit taşı’na da benzetebiliriz. her büyük romancının kendisini temsil eden sesini, üslubunu, dünyasını yansıtan böyle tipik bir romanı vardır. pamuk ilk romanından itibaren dokuz roman boyunca aynı temaları çoğaltarak, derinleştirerek yazmaktadır ve kara kitap giderek genişleyen bu yapının temel direğidir. demem o ki, orhan pamuk okudum diyebilmek için, başka ne okumuş olursanız olun, kara kitap’ı mutlaka ve hatta yeniden okumalısınız. daha doğrusu her yeni orhan pamuk kitabında dönüp tekrar kara kitap’a da bakmalısınız.
23
sadece romanları değil, pamuk’un saf ve düşünceli romancı adlı kitabını da daha iyi anlamak için tekrar okunabilir kara kitap. yazarın roman türünde neyi neden nasıl yaptığını açık seçik gösteren bu metnin kılavuzluğunda kara kitap biraz daha aydınlanacaktır. saf ve düşünceli romancı’da bizi mutfağına sokan pamuk, özellikle romanlarla teorik açıdan ilgilenenlerin kara kitap’dan alacağı zevki ikiye katlayacaktır.
24
kara kitap’ı yeniden okumanız için çok keyifli bir neden daha var: darmin hadzibegoviç’in hazırladığı kara kitap’ın sırları. neleri kaçırdığınızı, nelerin farkına vararak, tadını çıkara çıkara okuduğunuzu görmek için önce kara kitap’ın sırları’nı ardından kara kitap’ı yeniden okumak gerekir. tıpkı dvd’lerdeki “film arkası”nın filmi yeniden izleme isteği uyandırması gibi, romanın nasıl oluştuğunu anlatan bu çalışma da okuru yeniden kara kitap’a döndürecek ilginç bilgilerle doludur.

25
kara kitap’ı okumak veya “yeniden okumak” için belki de en temel neden, orhan pamuk’a niçin nobel ödülü verildiğini anlamak olacaktır. ödül gerekçesi sanki sadece kara kitap düşünülerek kurulmuş gibidir. “şehrin melankolik ruhunun izlerini sürerken birbirleriyle çatışan ve iç içe geçen kültürlerin yeni simgelerini bulmuştur” cümlesinin pamuk külliyatındaki tam karşılığı kara kitap’tır. romanı benim gibi çok sevebilir ya da sadece beğenebilirsiniz ama her insaflı okur, kara kitap’ı elinden bıraktıktan sonra pamuk’a gelişigüzel yöneltilen eleştirilerin önünde taş gibi bir metnin durduğunu ve edebiyat dışı ölçütlerle bu gerçeğin değiştirilemeyeceğini görecektir.


*