parks and recreation

indiana eyaletinin pawnee şehrinde geçen, belediyenin park/bahçe departmanın çalışanlarını anlatan mockumentary tarzındaki dizidir. ilk sezonu* the office'den esinlenmiş gibi dursa da ilerleyen zamanlarda kendi havasını yakalar. the office'e oranla barındırdığı efsane karakter sayısı daha fazladır. leslie ( amy poehler), ron ( nick offerman), april ( aubrey plaza), andy ( chris pratt)... hepsi birbirinden farklı ve birbirinden eğlenceli karakterlerdir.
dizi şu an dün 7. sezon finaliyle aramızdan ayrılmıştır.
az önce final bölümünü izleyip deli gibi ağladığım dizi.

--- spoiler ---

özellikle ann gelince odada bir tur attım kendime geleyim diye.

--- spoiler ---

ne kadar seviyormuşum bu diziyi, bu ekibi şimdi daha iyi anlıyorum. arkadaşlık hakkında çekilmiş en iyi şeydir parks and recreation, artık eminim.

--- spoiler ---

"find your team and get to work."

--- spoiler ---
mockumentary tarzına olan bağımlılığımın doruk noktası, finaliyle hayli üzen dizi. the office ve modern family ardından çerez gibi iki haftada bitebiliyor. oyunculardan bazılarının fazlaca çekici olması (bkz: chris pratt) diziye kitliyor insanı. favori karakterim leslie knope olsa da hemen her karakter ayrı bir güzel.
bu zamana kadar nasıl izlememişim dedirten bir dizi. leslie'nin işine olan aşkı bir yandan komik gelse de kesinlikle kafamdaki mutluluğun tanımı.
bugün tam on altı bölüm izleyerek üçüncü sezonunu bitirdiğim dizi. komple başarısız ve aşırı yalnız birisi olduğum için değil, sadece kendime zaman ayırmayı seviyorum ve bence herkes izlemeli. neyse, bence bu dizi the office ile friends'in karıştırılmış hali. bunda sadece biraz daha anlaması güç espriler var, yani güç dediysem fark etmek zor ama fark edince de hatırladıkça gülüyorsun bölüm boyunca, çok fazla ingilizce kelime esprisi var ve yakalaması zor olabiliyor, bu yönünü the office'den, karakterler arası samimiyeti de friends'den almış gibi hissediyorum ben ve artık dizileri friends ile karşılaştırmayı bırakmalıyım. favori karakterim sanırım april, mimikleri ve suratsızlığından deli keyif alıyorum.
bugün tam yirmi iki bölüm izleyerek dördüncü sezonunu bitirdiğim dizi. ama dediğim gibi komple başarısız ve aşırı yalnız birisi olduğum için değil, sadece kendime zaman ayırmayı seviyorum ve bence herkes izlemeli. neyse tüm sezon boyunca leslie'nin seçim yarışını izledik. andy ve april relationship goals listeme o kadar çok şey ekledi ki artık yatakta geçmeyen hedeflerim var ikili ilişkilerde. ayrıca rob sanırım yeni nesil diziler ile birlikte oluşturulmaya çalışan bir rol model, depresif insanları mücadele etmeye teşvik ediyor, duygusal hayatında ne kadar başarısız olsa da.** tom ve ann ilişkisini onaylamıyorum. jerry'nin ölmesinden korkuyorum ve donna go girl.

--- dördüncü sezon finali spoiler ---

leslie kazandı yaaaaaaaaaaaaaaayyyy

--- dördüncü sezon finali spoiler ---
the office ve türevi dizilerden haz etmediğimden uzak duran birisi olarak, sıkıntıdan öylesine başladığım ve son 3 haftadır gerçekten yaşama sevincim olan mükemmel ötesi dizi. öyle ki, şu an açık ara izlediğim en iyi dizi bile diyebilirim neredeyse.

2 günde 3 sezon izleyip ara vereyim derken sonunda 6.sezona gelerek artık her bölümü saya saya izlemeye başladım. 1.sezonu 6 bölüm ile ısınma turlarıa oynasa da 2.sezon ile tam gaz devam ediyor. bu zamana kadar bir tane boş bölüm, yapılmış/doldurmuş olmak için yapılan espri vs görmedim, hiçbir şekilde boşa atmıyor. daha çok kankası tina fey'i sevsem de, bundan sonra leslie knope'un askerleriyiz !!!



bunu böyle alıp her yere yapıştırmak istiyorum o derece. leslie'nin asla pes etmeyişi, insan üstü enerjisi, motivasyonu... sanırım 6 sezon boyunca bir kere bir şeyin peşini bıraktığını, ağladığını vs görmedim. ayrıca izlediğim 5 sezon boyunca amy poehler'ın çiğ sarışınlıktan günümüze ulaşan saç evrimini de izlemiş oldum. ann ile ilişkisine ciddi şekilde hayranım ve talibim. ann'i biraz yavan buluyorum, her ne kadar leslie kendisini şöyle tanımlasa da:

http://www.vulture.com/2015/02/leslie-kn...

sosyal medyadan april & andy ikisilini bilsem de chris pratt her sahnede sevimlilikten ölme sınırlarını zorluyor; bihter ziyagil-ölüyorum anlasana modunda anna faris'e saydırıyorum. olamaz yani böyle bi şey, hatta dizinin sözleriyle ''he's a giant puppy with no shame''. april'i ilk başta abartı kötü bulsam da sonra epey yerine oturdu dizide ama ilerleyen sezonlarda yumuşaması doğru bulmadımı, o ilk sezonlardaki kök söktüren haline hayranım (bkz: 94 meetings).

donna zaten kendi başına akıyor, jerry ''damn you jerry''. tom'u bile ilk 2 sezonda sevmezken artık bayılıyorum, hele de o 'pıliiiz' demesine. ron zaten kendi başına spin off'u olması gereken bir karakter. ilk başta sevmesem de chris & ben ikilisi bile harika. rob lowe'un seksiliğinden mi bilinmez sezonlardır pozitifliği neredeyse hiç bırakmayan haliyle chris ve seslenişlerine hastayım.

her bölümü ayrı güzel olsa da; favorilerim kesinlikle 2.sezon açılışı-leslie'nin gaylerin şahı olması, 4.sezondaki mun debate ve 5.sezonun son bölümü. bunlar ayrı bir güzel, dönüp dönüp izlenilesi.
bir bölümüne michelle obama'nın konuk olduğu harika bir komedi dizisi.
ikinci sezonunu bitirmek üzere olduğum dizi. formatını gerçekten çok sevdim ve karakterler harika. ron swanson ve bıyıkları ise beni adeta mest etti :))). leslie knope ise azmiyle beni kendisine bağlamayı başarıyor.