505

Durum: 24 - 0 - 0 - 0 - 19.02.2018 22:54

Puan: 309 - Sözlük Kezbanı

5 ay önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 2

ayı sözlük yazarlarının şu an mırıldandıkları şarkılar

goodbye kiss - kasabian
i hope someday that we will meet again...

google görsellerde nick aratınca çıkan ilk resim

nickime hiç bu açıdan bakmamıştım jxjsicjsjxj
https://www.google.com.tr/search?q=505&c...

gay barda kucaktan kucağa dolaşan gay

ayı sözlük yazarlarının okuduğu kitaplar

charles dickens - iki şehrin hikayesi

ayı sözlük yazarlarının patronusları

porçay

reis-i burdur, ideoloji düşmanı

tanrıya sorulacak ilk soru

yıl olmuş 2012 halen karşı cinsle evlenen eşcinseller var

anlayamadığım olaylardan biri bu. karşıdaki insanın benliğine zerre önem vermemiş ve ortaya çıkması o kadar zor olmayan bir sırla eşinizin ve olası çocuklarınızın hayatını sikip atma ihtimalini gözardı etmiş oluyorsunuz. bir de aile/toplum baskısı gibi bahanelerle meşrulaştırılmaya çalışılınca iyice sinir oluyorum. gerçekten bu kadar karaktersiz misiniz ya? sırf aileniz/toplum sizi onaylasın diye karşınızdaki insanı hiçe sayıp yıllar boyu sürecek bir azap çektirmeyi kabul ediyorsanız sizden zaten bir bok olmaz.

will he

artık tvfilthyfrank isimli youtube kanalını bıraktığını açıklayan george miller'in joji takma adıyla çıkarttığı şarkı. bu adamın kanalını eskiden sıkı takip eder ve mizah anlayışına bayılırdım hatta bıraktığını duyduğumda bayağı üzülmüştüm ancak bu yeni depresif şarkılarını da fena bulmadım açıkçası. yolun açık olsun papafranku...

sarılarak uyumak

çok güzel bir şey bu ya. yanındakinin bedenini okşaya okşaya uyumak, kokusunun hep burnunda olması... paha biçilemez.

yer ve zaman gözetmeksizin uyuyabilmek

çok imrendiğim bir özellik. deli gibi uykum olsa da gündüzse yatakta dönüp duruyorum uyuyamıyorum olmuyor. gece bile uykuya dalmakta zorlanıyorum. getirisi de gün içinde ruh gibi gezmek oluyor.

erkek adamın erkek sevgilisi olur

akla eaegs'yi getirmiştir. erkek adam erkek götü siker ajjxusnxjsjzj

ayı sözlük yazarlarının ilk aşkları

ilkokul 2 civarı aleyna diye bir kız vardı. serviste falan hep yanina oturmaya çalışır aynı sınıfta olduğumuzdan teneffüsleri yanında olur onunla konuşurdum. bir şeyler hissettiğim ilk ve tek karşı cinsim olmuştur. sonra gelsin bıyıklı göbekli amcalar jxnsjsnsjzjd

babaanne

kendisini hiç tanımadım. kocasını da. anneannemi de. anaokulunda bu sebepten ağladığımı hatırlıyorum. çocuk aklı işte. sonradan gelen çocuk olmak zor be sözlük. bazı şeyler eksik kalıyor. hissedebiliyorsun.

ayı sözlük itiraf

harıl harıl ders çalışmam gereken şu dönemde zamanımı gereksizce harcayıp boş boş oturuyorum. tescilli gerizekalıyım.

göbek

hastasıyım ben bunun ya. bir erkekte ilk baktığım yerlerden biri :)

ayı sözlük yazarlarının yaşları

18. digerlerine bir göz atınca velet durumundayım galiba.

istanblue

kolonyanın biraz daha pahalısı resmen.alkolü deneme döneminde öğrenci olduğun için bunu alıyorsun tabi ama mide falan bırakmıyor. tavsiye etmiyorum.

dark bear

beni çok sıcak bir şekilde karşılamış olan kişi. teşekkür ediyorum kendisine.

askk

hoşbulduk efendim karşılama için teşekkürler :)
  • /
  • 2

5 yıl önce açılmış başlığa entry yazmak

jet sosyete'deki eşcinsel karakterin tepkilere sebep olması

feminen olduğu için mi eşcinsel etiketi vurulmuş hemen. feminenlik = eşcinsellik mi? ilk bölümde eşcinsel olduğuna dair bir diyalog görmedim ben. karakter modacı ve stilist sanırım. her ne olursa olsun feminen olması eşcinsel olduğunu göstermez. bu kafaya göre her sert tavırlı kadın da lezbiyen zaten.

yazarların şu anki ruh halleri

pasif olmak zevk veriyor mu

ayni anda hem aktif hem pasif olmayi dene, zevkten uç.

gay ilişkide partnerine kocacım diyen erkek

kocacım kelimesini kullanan kişiye kadın yaftası yapıştırmak alışılagelmiş, binary sistem işlemiş içimize tabi; kocayı direk karı ile eşleştiriyoruz. ikisi de bir birine kocacım deseydi ne olurdu acep(?)

ayı sözlük altı yaşında zirvesi

oyuncu

bütün oyuncular için geçerli değildir yukarıdaki kanı. oyunculuk sadece dizilerde yapılmaz zira tiyatro ve sinema oyuncuları da mevcuttur ki asıl oyunculuk sahnede yapılandır. kamera önünde sürekli sufle verilen oyunculuk değerli değildir ama bu ülkede milleti oyalamanın yegane yolu dizi çekmektir. meşhur olmanın cebine biraz para koymanın peşinde olan her meslekten şahıslar dizi oyunculuğuna soyunmuştur. eski ve yeni erkek-kadın mankenler bilhassa yaşı geçmiş ve türkiyede mankenliğin yapılamaması sebebiyle bu sektöre giriş yaparlar. ama nedense hiç biri tiyatroya ya da sinemaya geçiş yapmazlar. çünkü para dizilerdedir.

gay barda babayla karşılaşmak

efendim bizzat başıma gelmiştir. anlatayımda dinleyin ve dersler çıkarın.
2004 yılıydı galiba. türkiye'ye tatile gelmiştim. çok sevdiğim bir lezbiyen arkadaşımla taksimde buluştuk.
yemek yedik, bir kaç kafe gezdik, türkü bara gittik. gecenin üçüne doğru bu bana, "hadi seni gey bara götüreyim" dedi.
tek yön o zamanlar, ingiliz konsoloslugu civarinda bir yerdeydi. sarhoş kafayla arayıp bulduk, girdik içeri. sanırım hafta içiydi. içerde in, cin ve üç beş lubunya tek kale maç yapıyordu. neyse efendim, gelmişken birer bira içelim dedik, aldık biraları, bir köşede muhabbete koyulduk.
bu sırada içeriye iki kişi girdi. öndeki, uzun koyu renkli bir paltoyu omuzlarına atmış, boynunda beyaz atki, 40
yaşlarında, hafif toplu, orta boylu, bıyıklı, kısa saçlı, yüzü biraz sedat peker'i andıran bir ağır abi. arkasinda ki ise 20-25 yaşlarında, uzun, sert yüz hatlarına sahip, takım elbiseli bir genç. hareketlerinden öndeki abi'ye çok saygılı olduğu hatta çekindiği anlaşılıyor. öndekinin, kendi çapında bir baba, arkadakinin de onun koruması olduğunu hemen anlıyorum.

bu garip ikili karsimizdaki bir masanın kenarina yanastilar. garsonlar hemen viski getirdiler. baba'nin paltosu hala üstündeydi. arkadaki eleman bir sey içmiyordu. baba melül gözlerle pistte dans edenleri süzüyordu. sonra bakislari
bizi buldu ve üzerimizde sabitlendi.
önce pek takmadim. ancak bir müddet sonra bu bakislar, yüzük tasiyici frodo'nun üzerine çevrilmis sauron bakislari gibi rahatsiz etmeye basladi. ufaktan benim büzük terlemeye ve yusuf yusuf olayina girmeye baslamisti.
ama hala kezban gibi, adamin yanimdaki lezbiyen arkadastan dolayi bize baktigini düsünüyordum. arkadasim,her ne kadar, 1.50 boyunda, kisacik saçlı, ve 15 yasindaki çilli bir erkek çocuguna benzesede, 95'lik memeleriyle, dikkat çeken bir kadindi ve bu memeler karsidaki baba'nin da dikkatini çekmis olabilirdi. adam zil gibi sarhostu ve belli ki çoktan, "nefes alsin yeter" moduna girmisti.

bir tatsizlik çikmadan biralarimizi içip gitmek en iyisiydi galiba. bu arada baba, korumasina isaret etti, kulagina bir seyler fisildadi ve koruma bize dogru gelirken, kendisi tuvaletlere dogru yürüyüp gitti.
kalbim yerinden firlayacak gibiydi. bela geliyorum diyordu... neden siktirolup gitmedik diye kiziyordum kendime. bu ipsizler artik neyinkafasilabu kafasını yasiyorlarsa, yanımdakini bir afeti devran, benide herhalde onun pezevengi sanmislardi. ve simdi pazarlik için geliyorlardi. siçtigimizin resmiydi bu..

genç izbandut yanimiza geldi, kulagima egildi ve belirgin bir kürt aksaniyla, " abim seni çagiriyor" dedi.
arkadasimla birbirimize baktik. onun gözlerindeki dehseti ve çaresizligi görebiliyordum.
ama sakin olmak gerekiyordu. "merak etme, hersey yoluna girecek" dedim ve dizlerim titreyerek arkaya yöneldim.

baba beni pisuvarlarin orda bekliyordu. ben daha bir kelime etmeden, "selam aslanim, çok güzel dudaklarin var. bir alt dudak verir misin?" dedi.

ben girdigim "oha nasil yani?" sokunu atlatamadan dudaklarima yapisti ve bir yandan similyami avuçlarken, öte yandan dudaklarimi kanatircasina emdi.
sonra yüzümü avuçlarina alip bir müddet bakti.. sonra yine öptü.
"benim adim necmettin" dedi. "içerden yeni çiktim. yanımdaki arkadas ürkütmesin seni.. dost var düsman var. o yüzden tedbirli olmak lazim.yanimda çalisan, dürüst güvenilir bir çocuk. ıstersen bir otele gidelim. sevismeyi o kadar özledim ki.. sabah kadar sevisiriz" diye ekledi.
"veriyor musun?" diye sordu sonra. "hayir" dedim kekeleyerek. sonuç itibariyle tekinsiz bir herifti ve ben bir full aktif tarafindan hunharca sikilerek ölmek için çok genç ve güzeldim. hayir bunu istemiyordum.
"aferim delikanli adammissin. erkek adam vermez zaten" dedi. "bak bende vermiyorum yanlis anlama. ama istersen biraz kerkinirsin. zaten büyükmüs te senin alet. istesemde alamam.."
"abi dedim kusura bakma. arkadasimla geldim. onu birakamam. allah nasip ederse baska bir zaman insallah."
nedense çok ısrar etmedi. sanirim çok sarhostu. hülyali bakislarla bakti bir müddet. "çok ta yakisikliymissin. seni çok canim çekmisti. halbu ki... sabah kadar çılgınca sevisirdik seninle... " dedi, sirtini döndü ve yalpalayarak gitti.

yüzümü yikayip arkadasin yanina gittigimde, onlar bari terketmisti çoktan. olanları anlattigimda, korkudan yüzünün rengi atmis olan arkadas önce çok sasirdi sonra makaralari koyverdi.. epeyce güldügümüzü hatirliyorum. "olum büyük balik kaçirmissin. keske bir telefon alsaydin" dedi. evet bunu nasil da düsünememistim. barda baba'yi görmüs, ama baba'yi almistim. gerçi sin sonunda babalar'a da gelebilirdim, ancak yine de pisman olmustum. hem de adam çok güzel öpüsüyordu. ama is isten geçmis, baba kendi karanlik
dünyasini perdeleyen sis bulutunun ardindan çoktan kaybolmustu.

ayı sözlük yazarlarının seviştikleri en ilginç mekanlar

önceki entry de seviştiğim ilginç mekanların bir listesini yazmıştım ama en ilginç olanı, dağda, bir koyun sürüsünün ortasında, sürünün çobanıyla, yıldızların ve çobanın abasının altında olanıdır. unutmam mümkün değil.
sene 94. üniversite 3. sınıf bittiği sene yaz tatilinde memlekete gitmeye karar verdim. bizimkiler istanbulda ama köyde dayımlar uzak akrabalar falan var. bir de yeni bir fotoğraf makinası almışım. gidip doğa fotoğrafları çekicem dedim, atladım otobüse, 14 saatlik yolculuktan sonra ulaştım köye.
ilk bir kaç gün benden bir kaç yaş küçük olan dayımın kuzu çobanlığı yapan oğluyla dağ tepe, köyün etrafında dolaştık. ben durmadan fotoğraf çekiyorum. bu arada dağda başka çobanlarla sürülerle de karşılaşıyoruz. bu çobanlardan birisi, uzun boylu, yapılı, esmer, yeşil gözlü, gür bıyıkları olan 35-40 yaşlarında bi abi çok dikkatimi çekmişti. tarık akan ın "sürü" filmindeki haline benzeyen bir adam. dayı oğlu bizi tanıştırdı. biz köyden göç ettiğimizde ben çocuktum daha, ama bu abi bizimkileri, abilerimi, babamı falan iyi tanıyor. bize de uğra dedi,
çayımızı iç. olur dedim, ayrıldık ordan. bu esnada dayıoğlunun bu elemandan pek hazzetmediğini sezinledim.
dayıoğlunun ağzını aradım biraz. meğersem bir yıl önce dayıoğlu bu çobanın yanında yamaklık yapıyormuş. koyun sürüleri büyük olduğu için çobanların yardımcıları oluyormuş. bir de bizim oralarda koyun sürüleri geceyi dağda geçirir, ertesi gün öğleye dogru köye iner, koyunlar sağılır, çoban uyur, akşamüstü hava serinlediginde sürü yine dağa çıkar. bu abi de bizim kuzeni dağdalarken bir kaç kez yoklamış. yok senin sikin büyük mü falan diye.. ama sözde bizimki hiç oralı olmamış.

neyse efenim ben tüyoyu aldım ya, ertesi gün bu abilerin dayımlardan çok uzak olmayan evlerine gittim. abi uyuyor. ailesi epey geniş, karısı, kardeşleri, annesi babası, saolsunlar izzet ikram gösterdiler. hoş beş edildi. hal hatır soruldu. yemekler yenildi, çaylar içildi. akşamüstü bizim abi uyandı, o da yemeğini yedi, ben bu arada doğa sevgisinden girdim, fotoğrafçılıktan çıktım, dağları, koyunları, kuşu, kurdu, böceği ne çok sevdiğimi anlatıp, onunla dağa gidip gidemeyeceğimi sordum. olur dedi. zaten yardımcı tutmamış bu sene. geçen seneye nispeten sürüyü,
bir kısmını satıp küçültmüşler.
vakit geldi düştük yola, vurduk kendinizi dağlara. gece yarısına doğru gür otların bulunduğu bir yaylada konakladık. mis gibi dağ havası, koyunların çanlarından çıkan müzik, uzaktan kurbağa sesleri, gökyüzü yıldız dolu,
uzansan tutacaksın ellerinle sanki. kavurmalı dürümlerimizi yedik çay demledik.
yanımda oturuyor bu, dağ gibi. çayımızı içtik, sohbet koyulaştı, istanbulu soruyor. istanbul gece hayatını, kızlarını... istanbulun kızları kolay veriyomuş diyor.. sen çok siktin mi diyor... bağırtırmısın diyor... beni deli ediyor... gözlerini pantolonumun önündeki giderek büyüyen kabarıklıktan alamıyor... ben he diyorum, hık diyorum
mık diyorum.. utanıyorum... gülüyorum... en sonunda sikin büyük mü diye sorup el atıyor. dayanamıyor ve yapışıyorum dudaklarına...
gerisi yıldızların altında sabaha kadar süren bir sarhoşluk... bir delilik.. bir kendini kaybediş.... her ikimiz için de yabancısı olduğumuz dünyaların keşfi..
ben onun ilk öpüştüğü erkekmişim. o benim ilk seviştiğim çobandı.... öpüşmek ah ne hoştu yıldızların altında....






eşcinsel olunduğunun ilk fark edildiği an

ilkokul öğretmenimiz çok tatlı bir adamdı. kırmızı tomul yüzlü. bıyıklı. öyle şirin bi adamdı ki çok severdim. sağolsun oda beni çok severdi. ona karşı hiç cinsel dürtü hissetmedim o dönem. saf bir duyguydu ama ileriki dönemlerde beğendiğim erkek tarzının oluşmasın da büyük katkısının olduğunu düşünüyorum. sonra beşinci sınıfta okulum değişince yeni öğretmenimiz oldu malum. oda çok seksi adamdı. öbürü gibi babacan görüntüsü yoktu pek, yeni atanmıştı daha. onunla ilgili çok fantazi kurmuşumdur. çok döverdi ama. sen öpüşmeli fantaziler kur adam seni dövsün. ayıp ederdi. orta okulda da öğretmenlerimden birine aşık oldum. hiç kendi yaşıtlarıma ilgi duymadım. "arkadaşla eve gittik sonra olaylar hooo" gibi durumlarım olmadı o yüzden. lide de keza müdür yardımcısı. onun poposuna çaktımadan baktığım kadar aynada kendime bakmadım. bide okul servisinin şoförü vardı ki allah muhafaza. ne yakışıklı adamdı beah. hükümet gibi adamdı. bir sürede onun fantazileriyle aldım yürüdüm. dersen ki bu hikayenin içinde gay olduğunu farkettiğin an nerde. valla yok. bir anda dururken arkamda ışıklar parlayıp,kilise korosunun "aaaaaaaaaa" nidaları eşiliğinde gözlerimi yukarı dikip "la ben gaymişim ya la" anım olmadı. bir gariplik olduğu belliydi ama ne bileyim tek garipliğim o değildi. hayat garipti, insanlar garipti, ben de gariptim. gay olmak da o garipliklerden biriydi.

Toplam entry sayısı: 24

sıfır tolerans

bana itici gelen şarkıdır. özellikle nakarat kısmında hadise'nin sesiyle öyle oynanmış ki kulağım kanıyor resmen.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

muse - undisclosed desires

sevilen reklamlar

cengiz bozkurt'lu deneysel bankacılık serisi

505

kullanıcı adıma da ilham veren arctic monkeys şarkısı. "but i crumble completely when you cry"...

dark bear

beni çok sıcak bir şekilde karşılamış olan kişi. teşekkür ediyorum kendisine.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

muse - undisclosed desires

sıfır tolerans

bana itici gelen şarkıdır. özellikle nakarat kısmında hadise'nin sesiyle öyle oynanmış ki kulağım kanıyor resmen.

sevilen reklamlar

cengiz bozkurt'lu deneysel bankacılık serisi

505

kullanıcı adıma da ilham veren arctic monkeys şarkısı. "but i crumble completely when you cry"...

askk

hoşbulduk efendim karşılama için teşekkürler :)
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.