tanri

Durum: 307 - 0 - 0 - 0 - 01.11.2018 23:09

Puan: 4490 - Sözlük Kezbanı

6 yıl önce kayıt oldu. 3.Nesil Yazar.

Entry'lerimi eksileyenler için cehennemde özel yer yaptım!
  • /
  • 16

üstteki yazar

ilk defa görüyorum. yeni yazar sandım, inceleyip güzel çıkarımlarda bulunmayı düşünüyordum. eski yazar çıktı. hay tanrının işine bak sen. ehe.

ayrılık sonrası hissedilenler

kişinin kendisini yansıtır.

ilişkiler artık plastik bir hal aldığında, kriz yönetimi yapıp olayı gömer hale geldiğimizde, bu bizim içimizde bir şeyler öldüğü anlamına gelmez mi?

ps: her ilişki de aynı olmuyor tabii, o ayrı.

gay sex orgy'de ben aseksüelim çığlığı atmak

yanlışlıkla kendini bir gay orgy içinde bulup, üzerine gelen istekli adamlardan gerilen kişinin çığlığı.

aslında bir tür metafor.

aşırı vurgulanan seksin aslında kişisel ihtiyaçları geriye itmesi, ya da toplumdaki diğer insanlar kadar sekse önem vermeyen birisinin hissettiği yalnızlığa bir gönderme.

sonuçta herkes ilişkisinin ortasına seksi koyacak diye bir şey yok. kimisi sevişmek istemez, ya da ister ama herkes kadar çok istemez. sürekli sosyal hayat, medya, kullanılan app'ler seksi sevmek zorundasın dese bile, sevmeyebilir.

-bu durumda ne yapması gerekir?
-kesinlikle hiç bir şey!

susma! haykır! aseksüeller vardır!

tanrı erkekte delik yarattıysa eşcinsellik normal demektir

doğru söylem.

ben siz erkeklere deliği o yüzden verdim sevgili kullarım. bir prototip olarak yarattığım ilk erkekle sadece oral sex yapılıyordu sonra eğlenceli olmayacağını düşünerek başka bir delik daha ekledim.

hadi yine iyisiniz köftehorlar :)

hiç sevgilisi olmamış bear

daha önce sevgililerim oldu ama bence sayılmaz onlar.

sevgilisi hiç olmamış bear sayılır mıyım? lütfen sayılayım çünkü. swh.

yazarın kendi kendisine hoş oy atması

alttaki yazara soracaklarım var

lgbtq bireylerin bu tarz oluşumlarda aslında ün kovaladığını fark ettiğimden beri cevabım: kesinlikle hayır.

aynı şekilde kendileri gibi düşünmeyen ya da hissetmeyen herkesin kendilerinden nefret ettiklerini düşünmek yahut kendilerine zarar vermek istediklerini düşünmek gibi bir gaflet içindeler. bazı insanlar basitçe ekmeğinin peşinde koşuyor, bunlara verecek enerji ve ilgisi yok, acı bir şey bu ama gerçek hayatın kendisi aynı zamanda.

bir keresinde "aman tanrım ne kadar güzel bir erkek" demiştim, "erkek demesen olmuyor mu, cinsiyetçilik bu" demişti bu örgütlerden birisi. o kadar radikal bir topluluk ki, sadece kendi içlerinde oluşturdukları bir alt kültür var ve kesinlikle yabancı içerik kabul etmiyorlar. üstelik olumlu olumsuz fark etmiyor, anında saldırı var.

topluluk içerisinde de çok fazla bireysellik var, profesyonelce paylaşımlar, organizasyonlar göremedim. sürekli ben biliyorum, burası daha güzel, bunu yapalım...

yani kendilerini diğer lgbtq bireylerden soğutacak kadar drama peşinde koşan bir kesim söz konusu iken, kendilerini sapık olarak gören bir kısma nasıl hitap edebilirler, biz de burdayız ve insanız, aslında sizden farkımız yok, bizi ayırmayın diyebilirler ki?

diplomatik değiller. sinirli ve hayalperestler.

haklar verilmez, alınır. ama savaşmanın da adabı var. özet bir şekilde bunun üzerine çalışılması gerekiyor.


alttaki yazar, en sevdiğin yıldız takımı nedir?

sarılınca kalkan penis

daha fazla yaklaşma uyarısı veren düşünceli penis.

ödev vermiyor musunuz hocam

mübarek öğrenci lafı.

büyümüş halleri şirketlerde patronlara çalışanlardan laf taşır.

dinsiz eşcinsel

hem dinsiz, hem eşcinsel ha?
bilin ki ateşleri hazırladık!

ruby rose

angelina jolie'nin çin pazarı versiyonu gibi gözüken itici insan.

ah be angelina...

alttaki yazara soracaklarım var

kelimeleri cümle içinde kullanmak hem kelimeyi akılda tutmak için hem de anlamını net bir şekilde kavramak için çok iyidir.

dildo'nun boyutları nedir? (dildosu olmayan cevaplamasın.)

kadın olsaydınız adınız ne olurdu

alttaki yazara soracaklarım var

var, insan seviyorum dediği zaman gerisi önemli olmuyor. bu sağlıklı mı? işte o konuda konuşmak istemiyorum. swh

azrail en sevdiğin 2 insan arasında seçim yapmanı istiyor. birisi ölecek ve sen ölecek olanı seçiyorsun. birisi sevgilin öbürü en yakın arkadaşın olabilir ya da annen, baban, kardeşin... en çok sevdiğin 2 insan.
seçimini neye göre yaparsın?

alttaki yazara soracaklarım var

daire. köşesiz ama net olmalı.

ölmeden önce son bir kişiyle sevişme hakkın var, o kişi kim?

alttaki yazara soracaklarım var

eğer canı aksiyon istiyorsa öldürüp bedenini asitte eritirdim.
ayrılınca doğru düzgün davrancaksa bye bye derdim. o zaman asite falan gerek yok tabii. sevgi yoksa, bi de toxic bir insansa zaten ne gerek var. hayat o kadar uzun değil.

insanlar nasıl ünlü oluyor? mesela bu "keşfedilen" insanlar, nasıl oluyor da bulunuyorlar?

alttaki yazara soracaklarım var

ne konuşacağımıza bağlı, dini soru kabul etmiyorum. kitabı yolladık zaten her şey yazıyor. geyik yaparsak olur.

hayalindeki insan sarışın mı, esmer mi, turuncu mu, kel mi, gri mi, yoksa boyalı(mavi, yeşil gibi) saçlı mı?

çirkin erkeklerin ciddi ilişkiye daha meyilli olması

tam tersi de mümkün olan önerme.

nasıl dediğinizi duyar gibiyim. kimsenin bir ömür geçirmek istemeyeceği bir karakteri ve ortalama/ortalama altı bir zekası varsa zaten en yakışıklı erkek de olsa kendine saygısı olan birisi uğraşmaz.

bu ikisinin yanına ortalama da bir güzellik katarsanız o insanın zaten ilişki bulması... zor.

ha aşkın gözü kör müdür? çok ender de olsa bence evet kör olabilir.

sevgilinin geçmişi

önemlidir. önemli değil diyenin gardrobu da iskeletlerle doludur. mikrofon kendi geçmişine yöneltilmesin istediği için "aşkooom geçmişim önemli diiil ben seniniim" der.

şu an görüştüğünüz kişiyi o insan yapan şey geçmişidir, bir insanı geçmişinden bağımsız düşünemezsiniz. ki ergenlikte yapılan hataları tenzih ederek konuşuyorum, tekrar edilecektir.

o güne kadar yapılanlar kişiliğin sonucu olduğundan bir insandan daha önce yaptığı her şeyi yine yapmasını bekleyin. yatırım tavsiyesi. swh.

alttaki yazara soracaklarım var

insanlar değişmez. olan şeylerin üzerine bir şeyler eklenir. elma ağacıysan elma vermeye devam edersin. belki aşı yaparlar bir kaç dalından armut çıkar ama yine elma ağacı olarak kalır.

pop kültür ise hedef kitleye göre sürekli değişir. zamanla kendini çağa uydurursan üretilenler zevk verir. çağın dışında kalırsan eskilerin özlemi kalır.

ağaca güzel bakarsan gençken olduğu gibi meyve verir. bayram olayı da bu, içindeki çocuğu öldürmezsen hayat hep bayram. ehe.

alttaki yazar, sevgilinin bir önceki sevgilisini aldattığını öğrendin, ne düşünürsün ve ne yaparsın, söyle bakalım?
  • /
  • 16

berber dayaması

her ne kadar yakışıklı seksi olsa da(ki türkiyedeyiz namümkün) itici bir şeydir.

heteroseksüelliğin sübvansiyonu

geçenlerde aklıma bir soru takıldı; “heteroseksüeller neden eşcinseller kadar başarılı değil?”. günümüzde dünya nüfusunun %3 ile %10 arasındaki bir kesiminin eşcinsel olduğu düşünülmekte. buna rağmen tarihteki başarılı simalara baktığımızda çoğunun lgbt+ topluluğu ile bir bağının olduğunu görüyoruz. bu örneğin bir aynısı da, tıpkı eşcinseller gibi tarihin her döneminde ezilmiş olan yahudilerde de görülmekte. otuz milyonluk nüfuslarına rağmen bilim ve teknolojide, medyada, bankacılıkta vesaire dünyanın geri kalanından çok ve çok üstünler.

ben buna “çoğunluğun sübvansiyonu” diyorum. sübvansiyon, kelime anlamı olarak devletin / kişilerin bir işi / kişiyi desteklemesidir. örneğin devletin batmakta olan bir çiftçinin mallarını alarak çiftçiyi batmaktan kurtarması bir sübvansiyondur. benim kastettiğim sübvansiyon böyle bir sübvansiyon değil, daha çok toplumsal bir “akrancılık”. yani çoğunluğu oluşturan topluluğun birbirini destekleyen bir yapı oluşturması ve bu yapının herkesi standart ve eşit bir şekilde tutmasıdır. [bu eşitlik, kendilerine eşitliktir]

norveç ve isveç gibi ülkelerde doktorluk gibi zor ve yıpratıcı işler pek rağbet görmez. neden? çünkü insanlar standart bir işte çalıştıklarında bile düzgün bir hayatlarının olacağını bilmektedirler. kaç kişi fazladan bin, iki bin kron için altı yıl boyunca saçlarının beyazlamasını ister ki? işte heteronormativitenin heteroseksüel toplumda yarattığı etki budur.

seks hakkının ilk sahibi, güçlü olandı. vahşi doğada seks, ancak güçlünün sahip olabildiği bir şeydir, belgesel izliyorsanız iki maymunun bunun üzerine sıklıkla dövüştüğünü görebilirsiniz. sapiens bu noktayı geçmiş olabilir, ancak bir zamanlar o da sadece en güçlünün genlerini yeni nesile aktarabildiği bir düzen içerisinde yaşıyordu. peki ne değişti?

kadının “evcilleştirilmesindrn” sonraki yüzyıllar boyunca erkekler “seks hakkı” için savaşmak zorunda kalmadı. toplum, yasa ve en önemlisi din; kadının görünmez bir kafese konulmasının en önemli aktörleriydi. bu esnada seks hakkı yasal olarak en güçlünün elindeydi. derebeyler istedikleri serf kadını ile beraber olabiliyor, yeni evlenen kadınlar üzerinde “ilk gece hakkı” sahibi oluyorlardı. işte bu dönemde hetereseksüelliğin sübvansiyonu denilen bir şey ortaya çıktı.

eski zamanlarda bir kadın düşünün. iki talibi olsun; fiziksel olarak güçsüz bir erkek ve güçlü bir erkek. kadının seçeceği erkek güçlü olan olacaktır zira güçlü erkek bebeğe bakabilir, genleri iyidir, avlanabilir vesaire. ancak orta çağlarda çıkan bu sübvansiyon normalde gen havuzundan elenmesi gereken erkeklerinde seks hakkına ulaşabilmesini sağladı. ilk ortaya çıktığında [ve hala günümüzde böyle işleyen kabilemsiler var] kızıma karşılık üç inek tarzı bir tarz belirlemişlerdi. böyle olmasa bile kızlarının fakirlik çekmemesi için zengin erkekler ile evlendirmek yaygındı. bu zamandan bir erkeğin kendine bakmasının, güçlü olmasının, yakışıklı olmasının, uzun olmasının vesairenin önemi yoktu. seks hakkı tıpkı bir pazardan bir armut alır gibi satın alınabiliyordu çünkü.

[seks hakkının satımı olan fahişelil bu dönemde dini nedenlerden dolayısıyla tabulaştırılmıştı. zira dinlerin yayılması “sağlıklı ailelere” ve onların yetiştireceği “endoktrine edilmiş öhöm dindar çocuklara” bağlıydı]

çok değil 20 yıl öncesine kadar görücü usulu oldukça yaygındı, eskisi kadar olmasa da hala yaygın. görücü usulü evlilik nedir? ne kadar vasat olursa olsun her hetero erkeğin bir kadınla evlendirilmesidir. yani hetero erkek için belli bir yaşa ulaşmış olmak bile seks hakkına sahip olmak için yeterliydi. bu dönemde kızını “verenler” damadı yolmak için yepyeni adetler bulmuşlardı. kapının açılmaması, makasın kesmemesi, yüzgörümlük vesaire.

günümüzde de bu sübvansiyon daha ehil şekilde devam etmektedir. kadının özgürleşmesi ile birlikte kadının üzerindeki baba [patriarşi] etkisi ortadan kalktı, bunun yerini ise toplum etkisi aldı. günümüzde belli bir yaşa geldikten sonra evlenmemiş olan kadına “kesin bir sıkıntısı var” etiketinin yapıştırılması kadınları, artık “ne zamana evlenicen” “ne zaman torun sevcem ben” tarzı söylemler ise erkeği evliliğe zorlamakta. yine de kadının özgürleşmesi ile sona ermekte plan sübvansiyonun ironik bir sonucu oldu. hetero erkekler 21. yüzyılın sonunda kendilerine bakmaya ve kromagnon gibi dolaşmamaya başladılar. ve kendilerine metroseksüel adını verdiler. zira artık kadın seçici hale gelmişti ve pazardan armut alır gibi seks hakkına sahip olamıyorlardı. aile kurabilmeleri için “güçlü” olmaları gerekiyordu.

yazının ilk kısmı, sübvansiyonun seks ile ilgili kısmıydı. toplumsal etkisine bakarsak, din heteroseksüel sübvansiyonun en etkili aracıdır. düşünsenize, bir tanrı var, koskoca evrenleri gezegenleri yaratıyor sonra diyor ki “erkekler birbiriyle ilişkiye girmesin”. bundan yaklaşık iki bin beş yüz yıl önce avrupa topraklarında paganlar eşcinsel evlilikler yapıyordu. amerikada trans olmak üstünlük belirtisiydi. sonra ne oldu? ibrahimi dinler dünyayı kapladı. peki dinler bunu neden yaptı?

çünkü varlıkları ve yayılmaları heteroseksüel kitlenin üremesine bağlıydı. iki yüzyıl önce ortaya çıkan mormonluk bunun en tipik örneğidir. eşcinselliğe “izin vermeniz” demek, halkınızın bir kısmının ürememesi ve üstüne üstlük bunu “yayması” [o dönemin düşüncesi] demekti. ayrıca insanlık farklılıklara saygı duyabilen bir tür değildir, insan beyni farklılıklardan korku duyar. ibrahimi dinlere baktığınızda hetero beyaz erkeğin üstünlüğünü kabul ettirmeye ve bu gruptan olmayan herkesi baskılamaya çalıştığını görürsünüz. günümüzde bu durum çoğu ülkede ortadan kalksa da kimsenin hetero beyaz erkek plduğu için aşağılanmaması, ayrımcılık görmemesi heteroseksüelliğin sübvansiyonunun dünyayı ne kadar ayrıştırdığının bir göstergesidir.

hetero erkekler neden ilk ortaya çıktığında feminizme karşıydı mesela? çünkü doğuştan gelen rahatlıkları sarsılmaktaydı. peki neden eşcinselliğe karşıydılar? çünkü doğuştan gelen rahatlıkları sarsılmaktaydı. hala heteroseksüellik “normal” diye kullanılıyor, heteroseksüel erkekler kendilerini eşcinsellerden hakir görüyor. çünkü heterolar herhangi bir kadının / eşcinselin onlardan iyi olabileceğini düşünmüyorlar, düşünemiyorlar.

tim cook ile gay bashing saldırısında ölen sıradan bir eşcinselin farkı ne? [göreceli olarak] birisi başarılı, diğeri başarısız. normal hayatında homofobinin dibine vuran insanlar tim cook’un peşinde kedi olmuyor mu?

işte bu, eşcinsellerin daha başarılı olmasının nedeni. eşcinseller hetero erkekler gibi toplumun onlara sağladığı seks hakkı, onaylanma, özsaygı gibi olaylardan mahrumlar. bu da eşcinsellerde daha iyi olmaya yol açıyor.

isveç örneğini hatırlayalım. hetero erkeklerin daha iyi olmak için bir nedenleri yok, zira her şey onlara göre ayarlanmış. ancak eşcinseller her zaman daha iyi olmak zorunda.

not: bu yazı öylesine bir yazıdır, söylediklerim tamamen kendi görüşlerime dayalı, kesinlikle böyledir diyemem kısacası. gece vakti kafama takılan bir soruya cevabım da denilebilir.

boğa burcu

gel beni bul dediğim burç.
geçenlerde totem yaptım bir boğa bulsun diye, bula bula en vasatı buldu hala yastayım.

prostat orgazmı

kişiyi manevi açıdan uçuran orgazm. o neydi gız.

bakir erkek

yozlaşmaya giden en kestirme yolun cinsellikten geçtiğini kavramış olması muhtemel erkektir.

aşk, sevgi, kıymet ve hürmet gibi insanın ruhuyla alakalı bir takım erdemlerin cinsel perhizle arttığı hakikatini de biliyor olabilir. meyvesi geçici bir haz olan cinselliğin ancak sevilen biriyle kalıcı olduğu fikrinden hareketle bu mahremini oburluk, zenginlik, alışveriş manyaklığı gibi kapitalist devrin bir neticesi olan 'başıboş' * cinsellik anlayışından uzak tutmayı müstakbel 'iyi insan' profilinin vazgeçilmezi kabul etmiştir.

peki, bu devirde ne zaman doğru kişi bulunacak da kalıcı olacağı tahmin edilen cinsellik yaşanacak? öyle zor bir soru ki insanın yanılması işten bile değil.

yanılmaktan korkup devamlı çekinmek ise faydasız bir hareket olur. "seni seviyorum" demenin bile aşkı yıprattığı ön yargısıyla sarhoş olan yeni insanın *tahriki rahat bırakmayacağından, korkunun ecele de fayda etmediğini fark edecektir. en önemli devre ise bundan sonradır. iş bittiğinde, maddi hazzın insanı soyarak çıplak ve bencil bir insana çevirdiğini; asıl bakirliğin, bedenî olanda değil de ruhî olanda saklandığını keşfetmesi en büyük bilgisi ve erdemi olacaktır. ve en büyük üzüntüsü... bazen dayanılmaz, kalıcı bir eziyet, endişe ve dehşetengiz bir ürkme hali. fakat her halükarda uçkuruna düşkün, beyniyle testisleri yer değiştirmiş insandan daha onurlu. peki onur?

growlr

yükleyip "ayılar yazmasın" yazasım falan var, trollesem mi acaba. #nobear #nochubby

ay evet dur yüklüyorum.

translarla girilen ilginç diyaloglar

bahçelievler merobilmem ne hastanesinde annesiyle beraber sıra bekleyen bir afet-i devran. annesi dediysem belli. hık demiş burnundan düşmüş. bu kadar benzerlik olur bir ana-kız arasında.

b: ben
a: trans abla.

b: geçmiş olsun *
a: saol canım. sana da. neyin var?
b: ben değil arkadaşım, endoskopi, senin neyin var?
a: hamileyim kontrole geldim,
b: ?!?!?!?!
a: aahahahahahah allah canını almasın, bende endoskopi olcam. sanırım seninkini bekliyorum. o çıkınca giricem.
b: benimki değil kız, arkadaşım sadece.
a: ay tamam bee arkadaşın olsun, yemedik hahahah,

o arada arkadaşım (yani benimki) sedyede çıktı. ben tabi kaltım sedyede elinden tutup durumunu sordum. bizim ablayla göz göze geldim o anda, abla kafasını sağa sola sallayıp sırıtarak sessizce 'orospuuu' diye mırıldandı.. bende bi öpücük atıp göz kırptım, karşılıklı sırıttık birbirimize.

babanın trafik kazası yapması

26 kasım da yaşadığım elim olay, hatta olaylar örgüsünün başlangıcı.
sabah 06.00
halamdan gelen telefon ile durumu ağırlaşan babaannemin ölüm haberi üzerine yola çıktım, babamı aramak aklıma bile gelmedi, nasılsa bir haber veren olmuştur diye düşündüm belkide şimdi hatırlayamıyorum.
sabah 06.48
babam arıyor !
-efendim baba
-nerdesin
-imamoğluna varmak üzereyim ne oldu ?
-kaza yaptım, bir yaya arabaya çarptı!
-nasıl yani ? nerede? sen nasılsın? adam nasıl?
-öldü?
-geliyorum!
hiç bu kadar hızlı araç kullandığımı hatırlamıyorum, birkaç arkadaşımı arayıp yardım istedim. olay yerine ulaştığımda babamın aracını görünce aracın takla attığını düşündüm. tüm camları kırılmış, tavan sacı çökmüş, farlar ve tüm stop lambaları kırılmış, aracın sağ taraf kaportası içine çökmüştü. aracın biraz ilerisine park edip, olay yerine yürüdüm ve ilk jandarmaya;
- şoför nerde ?
-şoför yok çekil!
-ben oğluyum gösterin arabaydaysa !
o an karşıdan gelen rütbeli koluma yapışıp beni aracıma doğru sürükler vaziyette götürürken
-sen salak mısın git buradan şoför kaçmış!
size saçma gelebilir ama tüm bunlar ağır çekimde oluyormuş gibi geldi o an. komutanın sarsmasıyla irkilmem, yerde cesedi görmem, etrafımda bana doğru gelen kalabalığı fark etmem, aracın aslında ölen kişinin yakınları tarafından bu hale getirildiğini anlamam aynı birkaç saniyeye denk geldi. komutan aracıma bindirdi ve git dedi! o anda babam aradı ve en yakın jandarma karakoluna sığındığını söyledi.
karakola ulaştım henüz karakol komutanı gelmemiş babam nöbetçi komutan ile bir odada, içeri girdim, şaşkın, korkmuş, yüzü gözü şişmiş kan revan içinde.
-nasıl oldu
-normal giderken karşıdan köy yoluna dönmek için iki araç sinyal verip yolun orta boşlukta durdu, bende birden çıkarlar diye yavaşlayıp sağ şeride geçtim. araçları geçtim yaklaşık yirmi metre sonra sol cam üzerime patladı, birşey atıldı sandım. ilerden dönüp geldim yolda bir adam yatıyordu. bu arada işçi taşıyormuş minibüsler, adem de elcisiymiş işçilerin, köy yolunda durdular, insanlar geldi baktılar, acili jandarmayı arayıp yardım istedim. öldüğünü fark edince saldırdılar bana ellerinden birileri aldı beni buraya geldim.
-adam nasıl sol kapıya çarpar? hadi çarptı cam nasıl patlar? adamın öldüğünü nasıl anladılar?
-boynu kesilmişti kan kaynıyordu, bilmiyorum.
arkadaşlarım yanıma geldiler bu arada olay tamamen muamma, karakol komutanı gelince işlemler başladı, alkol muayenesi, karakol ifadesi ardından savcı ifadesi.
o ana kadar ne yapılması gerekir bilemiyor adem oğlu. sadece bir suru şey geçiyor aklımdan kimdi bu adem, evli mi, çocuğu var mıydı, o saatte orada ne işi vardi, araca nasıl yandan carpar vb
savcı babamın ifadesine inanmıyor çünkü cesedin yeri babamın tarifi ile uymuyor, bu arada emniyet görevlisi arkadaşım olay yeri inceleme ekibi getirtti ve onlarda dahil oldular duruma. işin rengi bundan sonra daha da değişti.
babam darp edilip olay yerini terk edince, bu "çok üzgün" yakın akrabalar cesedin yerini değiştiriyorlar. yolun sol şeridinde duran cesedi kaldırıp orta refuje taşıyorlar ve yayaya burada çarptı diyorlar, aracı da buna uygun şekilde tahrip ediyorlar. tüm bunları uzmanlar anladı ve kaza raporları tekrar değişti, bu şekilde babamın ifadesi ile birebir uyar hale geldi.
tüm bunları duyana kadar gerçekten üzülmüstüm ölen adem ve yakınları icin, o an nasıl bir profesyonellik bunu gerektirir diye düşünmeye başladım.
hafta sonu olduğu için o gece nezarethanede kaldı babam tabi bende oda katılamadık babaannemin cenazesine.
ertesi gün mahkeme süreci oldu, avukatımız dahil hiç kimse serbest bırakılmasını beklemezken acil ve jandarmayı kendisinin araması, cana kasıt olduğu için olay yerini terk etmesi ve gelip karakola teslim olması, 67 yaşında olması, kanser hastası olması durumlarını göz önüne alan hakim denetimli serbestlik ile serbest bıraktı. biz apar topar taziye evine gittik tabi.
hani derler ya yaramdan değil sorandan usandım diye tam o durum aynı olayı her kişiye tekrar anlatmaktan helak olmuşken bir telefon aldım. bana ölen kişinin yakını ve köyünün muhtarı olduğunu söyleyen biri;
"biz siirt/pervari den geldik, bari taziye evine gelseydiniz, bu adamın 7 tane çocuğu var, bunlar ne olcak? yanınıza kalır sanmayın, bunun kardeşi dağda, devlet sizi koruyamaz"
içerikli cümlelerle bir dolu tehdit sıraladı, o an aklıma sadece "ne derece profesyonel olduğunuzu cesedin yerini değiştirmeniz den anladım " demek geldi ama malum birinin alttan alması gerekli. bizimde cenazemiz olduğunu, aracımızı o hale getirdikten sonra canımı yolda bulamadığım için taziyeye gitmedigimi, bunları şuan konuşmanın uygun olmadığını, durumun zaten mahkemeye yansıdığını isterlerse ayrıca şikayetçi olabileceklerini izah ederek kapattım. avukatı aradım durumu anlattım. mahkeme sürecinin beklenmesi gerektiğini kimseye maddi manevi bir söz vermemem gerektiğini, amaçlarının para almak olduğunu, zaten sigortadan bu tazminatı alacaklarını söyledi. tabi bunlar insanı pek rahatlatmıyor.
bu durumda çevreden gerekli gereksiz bir sürü konuşan adem çıkıyor, ama iş birşeyler yapmaya gelince kimse yok ortada.
ertesi gün bu muhtar yine aradı ve kaza raporunu istedi, avukata sordum isterse bir yakını gidip savcılıktan alır siz alıp veremezsiniz dedi. aynı şekilde iletmeme karşın ısrarla 4 gün daha arayıp vazgeçtiler. ben bu arada sigorta uzmanları ile görüştüm ve çok farklı durumlar öğrendim. ben verilecek tazminatın hakim tarafından karar verilen bir rakam olduğunu düşünürken, hakimin sadece kazada kusur oranını belirlediğini, tazminatın ise uzmanlar tarafından hesaplandığını öğrendim. tazminat hesaplanırken örneğin bir doktorsa; bu adem okurken ne harcadı, ailesi devlet buna ne yatırım yaptı, kendisinin devlete faydası, verdiği vergi, bakmakla yükümlü olduğu kişiler vb göz önüne alınıyormuş. işin boktan tarafını uzman şöyle özetledi;
-sizin adem muhtemelen yeşil kart alabilmek için gelir testinde sıfır kazanç belirtti, sigortası ve mal varlığı yok, devlete vergi vermiyor ve vasıfsız tarım işçisi sınıfında, tek tutar dalı 7 çocuk! (37 yaşında 7 çocuğu ne ara yaptın be arkadaş?)
- yani ?
- kan parası ödemeye hazır mısınız?
- o nedir ?
- sigortanın ödediği tazminatı az bulan aileler kendi aralarında bir değer biçerler ve ödeme alırlar, buna kan parası denir.
- ha siktir avukat haklı çıktı adam resmen para için aradı !
10. gün muhtarın ısrarlı telefonlarına dayanamayıp görüşmeyi kabul ettim. açıkça ilk tehditlerini aynen sıraladıktan sonra, "sigortadan pek birşey alamayacaklar, adem gelip arabaya çarpmış, ortada kalmasınlar, sen 200 bin ver ben aranızı bulurum, barış olsun" dedi.
- 200 bin? adem zaten suçlu? arabayı hurdaya çıkardınız! biz savaşta mıyız sizinle ?
- artık hasımız kan büyümesin genç adamsın sana yazık olur.
dedi ve gitti !
avukatım devletin bu gibi durumlarda bir arabuluculuk üstlendiğini (beni korumak yerine) tarafları bir araya getirdiğini ve anlastırdığını söylüyor. bu toplantıyı beklemem gerekiyormuş parayı vermek için. ulan ne parası ben her şeyimi sarsam 100 bin etmez! sanırım hayatım bir kan davası içerisinde son bulacak! ne saçma değil mi sözlük!
süreç ne gösterir belli olmaz, yaşarsam yazmaya çalışırım sözlük!

not; şimdi aranızda ırkçılığı körüklediğimi, bu insanları ötekileştirdiğımi söyleyen adem yada havvalar çıkacaktır. ne yaşadığımı anlamanızı beklemiyorum zaten. sadece şu durumu önce kendinize sonra bana açıklayın lütfen.
birkaç dakika önce birlikte çalıştığınız iş arkadaşınız kaza sonucu ölüyor ve siz bu şoku atlatıp onun cesedini sürükleyerek yer değiştiriyor, kanlarını toprak ile örtüyor, kazaya karışan araçı kafanizdaki plana göre tahrip ediyorsunuz. ertesi gün de hemen para derdine düşüyorsunuz.

odtü

mezuniyet törenleri olaylı geçer. hazırlanan pankartlar da gündem olur genelde. lgbti etkinliklerini sansürleyen ve engelleyen rektör verşan kök'e de odtü lgbti üyeleri gökkuşağı bayraklarıyla ve pankartlarıyla tepki gösterdiler.

Toplam entry sayısı: 307

alttaki yazara soracaklarım var

lgbtq bireylerin bu tarz oluşumlarda aslında ün kovaladığını fark ettiğimden beri cevabım: kesinlikle hayır.

aynı şekilde kendileri gibi düşünmeyen ya da hissetmeyen herkesin kendilerinden nefret ettiklerini düşünmek yahut kendilerine zarar vermek istediklerini düşünmek gibi bir gaflet içindeler. bazı insanlar basitçe ekmeğinin peşinde koşuyor, bunlara verecek enerji ve ilgisi yok, acı bir şey bu ama gerçek hayatın kendisi aynı zamanda.

bir keresinde "aman tanrım ne kadar güzel bir erkek" demiştim, "erkek demesen olmuyor mu, cinsiyetçilik bu" demişti bu örgütlerden birisi. o kadar radikal bir topluluk ki, sadece kendi içlerinde oluşturdukları bir alt kültür var ve kesinlikle yabancı içerik kabul etmiyorlar. üstelik olumlu olumsuz fark etmiyor, anında saldırı var.

topluluk içerisinde de çok fazla bireysellik var, profesyonelce paylaşımlar, organizasyonlar göremedim. sürekli ben biliyorum, burası daha güzel, bunu yapalım...

yani kendilerini diğer lgbtq bireylerden soğutacak kadar drama peşinde koşan bir kesim söz konusu iken, kendilerini sapık olarak gören bir kısma nasıl hitap edebilirler, biz de burdayız ve insanız, aslında sizden farkımız yok, bizi ayırmayın diyebilirler ki?

diplomatik değiller. sinirli ve hayalperestler.

haklar verilmez, alınır. ama savaşmanın da adabı var. özet bir şekilde bunun üzerine çalışılması gerekiyor.


alttaki yazar, en sevdiğin yıldız takımı nedir?

eşcinsel değilim erkeğim

alttaki yazara soracaklarım var

eğer canı aksiyon istiyorsa öldürüp bedenini asitte eritirdim.
ayrılınca doğru düzgün davrancaksa bye bye derdim. o zaman asite falan gerek yok tabii. sevgi yoksa, bi de toxic bir insansa zaten ne gerek var. hayat o kadar uzun değil.

insanlar nasıl ünlü oluyor? mesela bu "keşfedilen" insanlar, nasıl oluyor da bulunuyorlar?

ayı sözlük itiraf

sevgili lgbtq+ insanlar,
uzun süredir yoktum ve biraz olsun düzelmiş görmek istedim sizi. hayallerim kırıldı!

hala üzgün, hala bir kimseyi ya da bir şeyi bekler haldesiniz. atıl, hoşlandığın çocuğa açıl, o 5. kere aldığın derse bu sefer çalış, yeni yerler gör, hayat dışarda, bekleme!

öpüyorum. :*

ödev vermiyor musunuz hocam

mübarek öğrenci lafı.

büyümüş halleri şirketlerde patronlara çalışanlardan laf taşır.

ayı kültürünün heteroseksist olması

bir sorunsal olarak incelenebilir.

ayı kültürü , ayıya benzemeyi yani bir başka deyişle maskülen olmayı gurur haline getiren bir oluşum.''kılı olmayan , kırıtan , çiçekli böcekli giyinen...'' bizden değildir , dahası ''sapına kadar erkeğiz'' anlayışı hakim kendini ayı diye nitelendiren ve bundan gurur duyan kitle de.

temek fikiri eşcinsellerin her yerde olması , herkes gibi olması dolayısıyla içerisinde maçosunu , femineni , kıllısı , kılsızını barındırması iseyken eşcinsel kültürünü ayı ve diğerleri olarak ayırmaya gitmiştir.bunun nedeni ise türk erkeğinin algısı elbette , kadını ve kadınlığı alçak gören dolayısıyla da toplumun erkek algısına benzemekle gurur duymakla açıklanabilir.gurur duyulan şeyin homoseksüel iken heteroseksüel özellikler taşımak olması ise aslında homoseksüel olmanın da aşağılanmasıdır.

tabi ki bu tüm kendini ayı olarak nitelendiren insanlara mal edilebilecek bir şey değildir , fakat genel anlayış bu şekilde.dolayısıyla ayı sözlük bünyesinde de feminenliğin aşağılandığına şahit etmişliğim vardır.

heteroseksüellerin , homoseksüel bireyleri aşağılamasından yakınıp ''ben ayıyım , feminenler düşünsün'' diyip bir de kendi yönelimine sahip bir insanı sindirmeye çalışması ise ikiyüzlülüktür.özellikle de bunu yaparken ben ayıyım , ben erkeğim demek çok acınasıdır.sonuç itibari ile sana yapılan şeyi başkasına yapıyorsun ve heteroseksist anlayışı yüceltmiş oluyorsun.

(bkz: gay değilim akfitim) (bkz: pasif değilim erkeğim)

hoş olmayan bir şeydir.

sapyoseksüel

insanların entelektüelitisinden hoşlanan insandır.sapyoseksüelite ise bir insanın entelektüelitesinden hoşlanma durumudur ve insandan insana oranı çeşitlilik gösterir.burda normal insandan farklı olarak zeki olmak bir + faktör değil , hoşlanmanın ve ilgi duymanın koşuludur.

sapyoseksüellik çok sık görülen bir yönelim değildir ve genelde cinsel ilişkiyi deneysel yaşarlar.burada zeki birinin zeki birini istemesi gibi doğal bir şeyden bahsedebiliriz aslında.maslow teorisine göre zaten bu insanlar üst basamaklardadırlar.

sapyoseksüellerin ve aseksüellerin ortak noktası ise insan bedenine ilgi duymuyor oluşlarıdır.fakat bir aseksüel için cinsel ilişki mide bulandırıcı olabilirken , bir sapyoseksüel için çekici biri bulduğu ile yaşanabilir ve zevk alınabilir bir şeydir.elbette birini çekici bulmaları o insanın zeka seviyesine bağlı , sapyoseksüeller için insan bedenine ilgi duymaz ne kadar doğru tartışılabilir ama bir homoseksüel erkek için karşısında ki insanın penisi ya da kıçı nasıl tahrik edici unsur oluyorsa bir sapyoseksüel için de güzel konuşan , kültürlü ve zeki bir insan da tahrih edicidir.

sapyoseksüeller için eq'su yüksek insanlar da diyebiliriz ayrıca.tabi ki sosyofobik de olabilirler burda insan gibi karmaşık bir yapıdan bahsediyoruz ama genel olarak sosyal zekası gelişmiş insanlar olurlar.sosyoloji , psijoloji ve felsefe gibi alanlarda kariyer yapan insanlar eq zekasını kullanan insanlardır bu arada.

ve burada ki ''zeki insan'' kavramı beyinsiz gibi çalışan insan değildir.(ki toplumumuzda fırlama olarak tabir edilen ve sahiden zeki olan insanların çalışmamaya daha yatkın olduğu da bilimsel bir tespittir)ne yaptığını bilen , çevresini ve insanları algılayıp bir şeyler katabilen insan olarak yorumlayabiliriz.fakat eq'su aşırı yüksek olan bir insanın ise toplumdan uzaklaşacağı da bir gerçektir.çünkü kendisine zarar verecek kadarını anlar ve insanlardan uzaklaşır.ben bu tarz bir insan olarak tezer özlüyü çok uygun görüyorum.kendisi benim en sevdiğim yazarlarımızdandır ve kısacası görüşü toplumun insanı insandan nasıl yabancılaştırdığı ve özgürlüğünü aldığı üzerinedir.kendisi döneminin en aydın insanlarındandır aynı zamanda.kendisi intihar etmiş ve kurtarıldığında ''ölmeme bile izin verilmedi'' şeklinde düşünmüştür.sonra da hastalıktan öldüğü söyleniyor , ne kadar doğru bilmiyor. (bkz: tezer özlü )

türkiye de sapyoseksüel bulma ihtimaliniz ise albino insan görme ihtimalinize yakındır.en fazla bir baltaya sap olamamış , nerde kop kop orada takılan ve en büyük işlevi ''koli kesmek'' olan insanlar görürsünüz.

yazar nicklerinin bir üst versiyonları

her yazar nicki için yoktur.*

tanrı müslüman mı

cevabi belli olan soru...

değilim.

erkek değilim insanım

eşcinsel değilim erkeğim'e en güzel cevaptır , zira tüm yönelimlerimizden ve zevklerimizden önce insanız.

selahattin demirtaş'ın gözaltına alınması

neden bilmiyorum hiç şaşırtmayan.

selahattin demirtaş sütten çıkmış ak kaşık değil, kendisini azıcık bile samimi bulmam ancak sahiden orman da yaşıyor gibiyiz. gücü olan gücü yettiğine dilediğini yapıyor ve buna karşı çıkmak gibi bir şey söz konusu değil. hoş dediğim gibi şaşıramıyorum bile, heralde yıllar geçerken alışıp her şeyi bekler hale geliyorsun.

burada yanlış olan selahattin demirtaş'ın gözaltına alınması değil, ki kendisinin gözaltına alınması çoktan olmalıydı. sadece bu adalet herkese uygulanmıyor, sorun burada. yargı tarafsız olsa her gün televizyondan izlediğimiz insanlar bir daha sokakta yürüyemezdi. ama işte...

müslüman eşcinsel

konuştuğum ve çok ciddi düşündüğüm bir beyefendinin benimle konuşmayı kesmesinin nedenidir.arkadaş dindar bir müslümandı , bende müslümanlığa göre seks yapamayacağını ve eşcinsel seksin haram olduğunu söyledim.ikisini aynı anda olamazsın dedim ve büyük ihtimalle bundan haraketle bozuldu ki benimle ilişkisini kesti.

halbuki söylediğim şeyin doğruluğunu o da biliyordu.çok üzüldüm ayı sözlük.gerçekten bu sefer oldu! demiştim ama yanılmışım.çok ayıp etti çok , halbuki ben düşüncelerine saygı duymaya ve onunla olan ilişkime inanç sokmamaya hazırdım.ki bunu normalde yapmam.

ama bazen olmuyor işte.

bu arada müslüman eşcinsel çok saçma bir olgudur , benim için mallıkla eş anlamlıdır.kimse de kusura bakmasın.kendinle çelişiyorsun bir defa.

edit:gerizekalı müslüman eşcinseller rahatsız.

kıvırcık saçlı erkekler

eğer esmer tene sahiplerse mahallede maç yapılırken alex ismiyle çağrılırlar. *


kıvırcık saç modelinin doğru ismi afro'dur bu arada.kültürlü birinin yanında kıvırcık saça bonus derseniz o insan için direk loser olursunuz.

düzenleme: loser'lar rahatsız.

ayı sözlük fuck buddy aranıyor ilanları

nekrofili bir homoseksüel erkek arıyorum.ölmek üzere olan birini tanıyorsa daha iyi olur.

edit:hani yönelimlere saygı?

şu anda bazı ayıların sevişiyor olduğu gerçeği

şu anda bazı ayıların ölüyor olduğu gerçeği kadar acı değildir.

(bkz: şu anda bazı ayıların ölüyor olduğu gerçeği)
Henüz takip ettiği biri yok.