selahattin demirtaş'ın gözaltına alınması

4 kasım gecesi an itibariyle twitter hesabından açıklamıştır.

edit: figen yüksekdağ'ın da evine polisler girmiş.
tünelin ucu bombok bir yere doğru gidiyor. sonumuz iyi değil. gık bile diyemeyeceğimiz günler yakındır.
bugün hdp'ye yapan, yarın bize yakın birisine yapacak. kızdığımız bu bizim.
ülkeden tamamen umudu kesme vaktinin geldiğinin habercisidir. nerede milli irade ? 6 milyon kişinin oy verdiği siyasi bi partinin başkanını ve millet vekillerini içeri almak 6 milyon seçmeni yok saymak demektir.
hdp kapattılıp yada baraj altında kalınca gör bakalım ne olacak. başkanlık geldiği zaman da ağlamayın.
yani bunun burada herkesçe sesiz izleneceğini mi sanıyorsun ? doğudaki kürtler ayaklanacak ve bu ayaklanma şiddetle bastırılmaya çalışacak sonra ise
(bkz: civil war coming )
iş egoya ve gösteriş meraklılığına gelince hepiniz hümanistsiniz zaten. arizona kertenkeleleri.
nazi almanyası sonrasında martin niemöller durumu çok güzel aktarmış.
"naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim.
sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim.
sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim.
benim için geldiklerinde, sesini çıkartacak kimse kalmamıştı."


bugün bu hukuksuz uygulamaya sevinen güruh yarın kendi siyasi partisine yada ailesinden veya dostlarından biri içeriye aldığında bende kolamı çekirdeğimi alıp sadece gülerek izleyeceğim. sizin anladığınız tek dil bu çünkü.
cem yılmazın da dediği gibi
(bkz: beyni yok fikri var )

bir lgbti sözlüğünde bile bu duruma sevinen "oh olsun"cular var ki ben buna diyecek bir şey bulamıyorum.
demirtaş'ı veya hdp'yi hiç sevmeseniz bile empati kurmak zorundasınız. bugün kürtler, yarın laikler, lgbtiler, ulusalcılar diye devam etmesi muhtemel bir senaryoyu görüp de hala nefret dili kullanmak için düşük zekalı olmak gerekiyor.
neden bilmiyorum hiç şaşırtmayan.

selahattin demirtaş sütten çıkmış ak kaşık değil, kendisini azıcık bile samimi bulmam ancak sahiden orman da yaşıyor gibiyiz. gücü olan gücü yettiğine dilediğini yapıyor ve buna karşı çıkmak gibi bir şey söz konusu değil. hoş dediğim gibi şaşıramıyorum bile, heralde yıllar geçerken alışıp her şeyi bekler hale geliyorsun.

burada yanlış olan selahattin demirtaş'ın gözaltına alınması değil, ki kendisinin gözaltına alınması çoktan olmalıydı. sadece bu adalet herkese uygulanmıyor, sorun burada. yargı tarafsız olsa her gün televizyondan izlediğimiz insanlar bir daha sokakta yürüyemezdi. ama işte...
mahalle yanarken orospu saçını tararmış. atmosfer israfı yazarımsılar malesef orospu siz oluyorsunuz. ben değil atalarımız demiş.
yalnız bu sözlükte yazar olan, fikir paylaşan, gezinirken bir şekilde denk gelen, ya da ne olursa olsun şu an bu entryi okuyan herkes bilsin ki zalimin zulmüne sevinip ses çıkarmayanlar mutlaka bir gün bundan nasibini alır! sen lgbti+ bir birey olarak bu toplumun gözünde "terörist" diye ötekileştirdiğin insanlardan bile ötekisin, aşağısın, pisliksin! senin o pipiye tapan erk sarhoşu ordun, her gün evine ekmek getiren apartman görevlin, caminin imamı, ahlakçı komşu teyzen, muayene olduğun doktor, iş yerinde karşılıklı oturduğun ofis arkadaşın hatta akrabaların, hatta ailen belki, seni en adi diye nitelendirdikleri insanlardan daha aşağılık görüp yok etmek, öldürmek, dünya zemininden silmek istiyor! sen merak etme yani kim çoğunlukta olursa olsun, kim iktidara gelirse gelsin, kim kimi ezerse ezsin sen onların gözünde hep öteki, hep azınlıksın! o yüzden zulmedenden değil direnenden yana ol! vicdanını geçtim, onurun için yaşa!
devleti dolandıran, halkı kandıran, ülkeyi satan siyasilerin ilkesizleşip mahalle çetelerine dönüşmesinin resmidir.

daha dün masum köpekleri öldüren cani bir milletiz. terör ne ki? sanki çok lokal düşünüyoruz, içerisinde bulununca konuya uzaktan bakamıyoruz. okyanustaki balığın okyanusu bilememesi gibi.
ölümlerin artması ve sonrasındaki kaos yakındır. önünü göremeyen ölmeye mahkumdur. bu hukuksuz ülkede, adaletin olmadığı ülkede toplum bir yere kadar sabreder, sonrasında kaos başlar. kaos kıçı şuan rahatta olan herkesi de içine alacak, merakta kalmayın.
akp ve piyon parti mhp'nin kirli siyaset oyunlarının vücut bulmuş halinin bir yansıması. yeri geldiğinde birbirlerini çok iyi sıvazlamaya başladılar son dönemlerde.

mhp başkanlık sisteminde akp'nin destekçisi konumunda, bu olaylarda gizli başrol oyuncusu da bahçeli ve ekibi olduğu aşikar. danışıklı dönüşüklü sistemle iki parti de sadece muhafazakar türk toplumunun baskın, saygın olacağı, haklarının teminat altına alınacağı devlet yapısının oluşturmaya zemin hazırlama aşamasında. geri kalan kesimler ise şu mevzuda olduğu gibi daha bir siktir edilecek, geçiştirilecek, yeri gelince daha da ezilerek yok sayılacak. gelişmeler bu kadar, e daha ne olsun...
hdp eş genel başkanları selahattin demirtaş ve figen yüksekdağ'ın yanı sıra hdp grup başkanvekili idris baluken, diyarbakır milletvekili nursel aydoğan, şırnak milletvekili leyla birlik ve mardin milletvekili gülser yıldırım da tutuklanmış.

son dakika bilgisi.
kaynak;
https://tr.sputniknews.com/turkiye/201611041025635366-hdp-demirtas-adliye/
muhaliflere yönelik sindirme ve yok etme operasyonlarının halkalarından biridir hdp milletvekillerinin tutuklanması.
khkler ile muhalif kesime yönelik tasfiye süreci iyice şiddetlendi. proje okullar kapsamında bir sürü nitelikli ve çoğunluğu eğitim senli olan öğretmenler okullarından kopartılıp başka okullara tabiri caizse sürgün edildiler. kimileri öğretmenlikten atıldılar. suçları sendikal faaliyetlerde bulunmak ve demokratik eylemlere katılmak.
üniversitelerde hocalar aynı şekilde uzaklaştırıldılar.
cumhuriyet gazetesine yönelik operasyonlar ve yazarların tutuklanması...
şimdi ise hdp'ye yönelik operasyonlar.
ya he, aynen kardeşim aynen. terör operasyonu aynen. taktığınız at gözlüğünüz ile sizlere mutluluklar ancak şu koşullarda mutluluğunuzun uzun süreceğini pek sanmıyorum. çünkü sanıyorsunuz ki o yılan bana dokunmayacak. hep düşmanıma dokunacak. o yüzden bin yıl yaşasın o yılan. ama iş öyle değil işte. farkına vardığınızda iş işten çoktan geçmiş olacak.
faşizm bu, faşizm hedef gözetmez. faşizm için neci olduğunun bir önemi yok. nazi almanyasında nazilerle işbirliği yapanların diğerlerinden tek farkı, "diğer"lerinden daha uzun yaşamalarıydı.
lakin o mutlak sonu engelleyemediler. neticede "diğer"leri ile aynı sonda buluştular; ölüm. az gecikmeli sadece.
şu an açık faşizm koşullarında yaşıyoruz.
birileri ağlarken sen sefanı süremezsin. sanıyorsun ki bu bela hep başkalarını bulur. hep başkalarının annesi,kardeşleri, yakınları ağlar. o işler öyle değil işte.
bertolt brecht'in de dediği gibi; faşizme karşı birleşmeyenler faşizmin zindanlarında buluşurlar.
bu ülkenin ezilenleri olarak, on yıllardır "cenaze evi" bize ait. sokaklarımızın ölüsü eksik olmadı. yasımız da öyle keza.
söz konusu insanlar zindan koşullarına da zindan koşullarında yükselttiği direnç türkülerine alışık.
o koşulları dayanışmamızla alt etmeye alışığız, ki bunla ünlüyüzdür de.

o sarp yokuşları çıkmaya,engelleri aşmaya biz alışığız.siz asıl kendinizi düşünün,işler sarpa sararsa ne yapacağız diye.
olayın demirtaş muhteşem mi değil mi, kürt problemi var mı yok mu kısmını geçtim (demirtaş ortalamanın üstünde, kürt problemi diye bir şey var ve kürtler haklı) - ortaya türk devleti ile pkk'nin hareketlerini karşılaştırma derdi çıktı şimdi de. düşünün, hukuki sınırlar içinde uluslararası düzeyde tanınan, insan hakları sözleşmesini imzalamış olan bir bürokrasi ile bölgesel baskı ve zulm sonucunda ortaya çıkmış bir gerilla kuvvetini karşılaştırmak, "olsun ikisi de insan öldürüyor neden hep askerleri suçluyorsunuz!!!" demek falan, çok garip. daha da garip olan, bunu sadece kürtler üzerinde kurulacak bir baskı olarak görmek. daha da garip olan, bunun gerçekten hukukun nasıl işlemesi gerektiği olduğuna inanmak. garip yani.
öncelikle hdp'yi ve başkanlarını sevmiyorum. fakat cumhurbaşkanlığı bilmem nesinde seloyu desteklemiştim. ekmelettin neyin icadıydı ve şimdi nerdeydi çünkü.

fakat benim dışımda varolan sayısı 6 milyondan bahsedilen bir kitle varki partiyi ve başkanlarını istikrarlı bir şekilde seviyor destekliyor yürüyüşlerine katılıyorlar. şu devirde bu desteği vermek göt ister çünkü.. bi gezi olaylarına katıldım diye kaç gün herkesten sakladım anlatmadım yorum yapmadım veya ikiyüzlülük yaptım aksi yorumlarda bulundum bülent ersoy cenaze törenlerindeki taktığı gözlüklerle gezi'de yerimi aldım. kısacası şu günlerde akp dışında herhangi bir "topluluğu" desteklemek göt istiyor.

dolayısıyla 6 milyonun severek desteklediği insanların apar topar "tek tipleştirme" çabası içinde toplanması gözaltına alınması ve ardına tutuklanması çok rahatsız edici. ve en sağlam muhalefet iken..

gelelim gözaltılara, hemen hemen her saatbaşında birilerinin gözaltına alındığını ve ortalama 20-30 gün süren "sessiz sedasız" gözaltılarını sık sık okuyoruz*. gözaltına alınmadım ama inan ki dostum 20-30 gün güneş ışığı gömeden göt kadar yerde yaşamak çok zor. detaylarını konuşmaya gerek yok ama benim gibi faşist ve psikopat bir adam hep şunu söyler; allah düşmanımı düşürmesin oralara.

ve bu bahsi geçen "tek tipleştirme" neden senin gibi düzenli erkeklerle görüşen, sex yapan, sosyal mecraları rahatlıkla kullanabilen, sokakta-barda alkol alan insanlara da sıra gelmesin ki? sen ki lut kavminde helak olmuş pisliğin tekisin çünkü. götünü erkeklere bişi yaptıran ama kimsenin görmediği birisin. ne hakkın olabilir ki, hangi hak?

yani diyeceğim o ki, oh olsuncular, lgbtiler, daha doğrusu akpliler dışında kalanlar neden sıra size de gelmesin? nedir güvencen..
akp'ye laf çakarak yalnızca "geek" geçinen, oturduğu yerden mitolojik oyunlar oynayıp acıkınca hamburger söyleyen tipleri kandırabilirsin selo. layık olduğun yer orası değil, cehennem nârıdır.
tabi ki hepimiz aynı düşünmeyeceğiz, ayrı inanç ve görüşler içinde var olmaya devam edeceğiz.

ama özetle konu şudur ki;

bu ülkede göğsünü gere gere ben lgbti bireyiyim diyemiyorsan, sevgilinin elini tutup ailenle tanıştıramıyorsan, evlenemiyor, çocuk edinemiyorsan bir düşünecek ve yapılana alkış tutmak yerine "tüm gizliliğine rağmen" bir endişeye kapılarak, sıranın sana gelmemesi için neler yapman gerektiğine, yapılanlara nasıl tepki göstereceğine bakacaksın...

ya da oh olsun, beter olsun demeyi tercih edip, ama seni götürmeye geldiklerinde ise velvele koparmayacaksın... çünkü ne duyan, ne de el uzatan olacak!

bu ülkenin tüm renkleri solmuş, tüm ötekileri dört duvara kapatılmış olacak!

bugün kimini terör destekçiliği, kimini fetö yandaşçılığı, kimini çok konuşup, yazdığı için içeriye alanlar seni hayli hayli kolay içeri alacak!

çünkü sen lgbti bireysin, hastalıklısın, din dışısın hatta ve hatta kıyamet alametisin!

bi'düşün derim ben, oh olsun, beter olsun işin en kolay kısmı...