ilkokuldayken okulumuza gelen kocaman göbekli mandrake gibi kostümü olan sihirbaz amca. adın ne bilmiyorum ama yaz tatili gelene kadar aklımdan çıkmamıştın be adam.tabi o zamanlar keşke yanağından bir kere öpebilsem, keşke bir kere sarılabilsem gibi hayaller oluşabilliyordu kafamda **
lise ikideki felsefe hocam ahmet iki yıl lık bir ilişkiydi hayattımdaki doğru kararları onun sayesinde verdim ve hala onun sayesindee daha bilincli yaşıyorum hayatı
"hangi hoşafın üzümüyüm eşşeğim hangi baytarda kaldı" şeklinde dosyalanan ilişki formuna dönüşmüş aşkımdır. genel itibariyle sınırlarda hazlar ve üzüntüler yaşatmasını sonraları kezbanlığımdan ziyade eşşekliğime yormuştum.*** ilk başarısızlığımdı. ancak en fazla tecrübeyi sağlatan olmuştu. ilişkinin karşılıklı emek vermek olduğunu; diğer taraf emek vermek konusunda çekinceli davranıyorsa temkinli adımlar atılmasını ve olaya "yatıyoz - kalkıoz, keyfimiz yerinde" şeklinde bakılmasını yani güvenli şeritte durmak gerektiğini öğretmişti. öğrettiği diğer şey ise, tek başıma yaşadığım evimin sınırlarının gizlilik bahanesiyle aynı zamanda ilişkinin de coğrafi sınırları olmasının sonradan benim götüme girecek olmasıydı. zira geriye kalan yoğun anılar o evle ve eşyalarla somutlaşmıştı. son olarak da, dürüstlük konusunun aslında ne anlama geldiğini ve aldatmanın sadece gidip başkalarıyla yatıp-kalkmak olmadığını bu ilişkide öğrendim.
"ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek,
her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz."
erhan, nette tanışmış yedi ay deli bir aşk yaşamıştık, yanlış anlamalar sonucu beni terk ettiğinde, bomba düşmüş gibi olmuş, akla gelebilecek her şeyi yapmıştım, gazeteye şiirli ilan vermek, kral tvden altyazı geçirmek, şiir yazmak, mektup yazmak, kovulmak bahasına evinin kapısına gitmek (ki kovuldum da zaten), ama sonrasında çok iyi bir iletişime kavuştuğumuz, yüzyüze görüşmesek de saygı sevgi çerçevesinde iletişime ve nasılsın iyimisin hatırlaşmalarına devam ettiğim canımın içi... hayatımdan asla çıkaramayacağım tek insan ve bir derdi olsa koşa koşa gideceğim biri.
michael a aşıktım ve kitt den kıskanırdım. ilkokula gidiyorsun. elin ecnebi adamına aşıksın ve onu konuşan arabasından kıskanıyorsun. dsm ye göre hangi tip bozukluğa giriyor acaba? gerçi arabaya aşık olan aigai gibi deliler de var. * şükretmek lazım.
hiç unutamam. ilkokul 2 de ameliyat olmuştum ve o kadar acı, sıkıntıyı dert etmeyip michael' ı izleyemiyorum diye delleniyordum. yazık yaa anamgil de ne yapacaklarını şaşırmıştı garipler. ya tabii 80 li yıllar, hastaneyi bulduğuna şükret, tv ne demek!
ilk ve son olan adını ismimin içerisinde göğsüne kazıttığım adam.yanımda olmasada onun adı aşk ve bir başkası asla yerini dolduramayacak,zaten göğsümde ki boşluğu onunla doldurdum.yalnız yaşlanacağım...sabah uyandığımda o olmayacak mesela yanımda,yada film izlerken aniden sevişemeyeceğim.kavga edip gece yine aynı yatağa girdiğim biri olmayacak.kısacası yok artık.umarım mutludur umarım mutlu olur.hayatta istediği herşeye sahip olur.bana yaşattığı iyi kötü güzel çirkin tüm günler için müteşekkirim.
aklıma gelmişken;
kendine iyi bak beni düşünme
su akar yatağını bulur...
lise aşkım. ilk ve tek aşkım. hasreti, özlemi, yangını hiç bitmeyen, her an zihnimde, her daim hayatımın tam merkezinde olan aşkım. yalanlarla, yalancılarla avunmuşuz ikimiz de yıllar boyu. şimdilerde tekrar bulduk birbirimizi. insanın bu yaşta eli ayağına dolaşır mı? sevgili denilen züppelerle ses tonunu kalınlaştırıp daha bir karizmatik olmaya çalışan bahtabakan ilk selamlaşmada tayyip'in diyarbakır mitingindeki gibi sesler çıkardı.
çok heyecanlıyım sözlük. yıllar sonra, yıllanmış bir aşkın kıyısında olmanın heyecanı bu.
hadi bakalım bahtımız açık olsun.
bu şarkı eşliğinde şarap içme dileklerimle.
hem utangaç, hem hevesli mektepli sevgililerdik
pek kırılgan pek acemi, bi söyler bin gülerdik