ayı sözlük yazarlarının ilk aşkları

404 not found uyarısı veren sayfalar için bir firefox eklentisi var, resurrect pages. bir zamanlar var olan sayfayı bilumum arşivlerde arayıp geri getirmeyi deniyor; bazen başarıyor.

ilk aşkı arşiv kayıtlarında bulamıyorsanız belki de arşivde yanlış bir etiketlendirme sistemi kullanıyorsunuzdur.
evli bir adamdı. her zaman ona benzeyen kişilerle iletişim kurdum. sarışın renkli gözlü vs vs. sonra gerçek aşkı buldum
oturduğumuz lojmanda bir kız vardır. annelerimiz ve babalarımız yaşıtlardı ve aynı zamanda arkadaşlardı. bunları ben hatırlamıyorum ama her sabah kantine gider iki çikolata alıp onun yanına gidermişim. tüm gün el ele dolaşırmışız. ablam okuldan geldiğinde bizi sallamasını istermişiz gönüllü yardımcımız bizi sallarken bizde saltanat kayığımızda el ele tutuşurmuşuz.
13 yaşımda iken komşumun oğluyla bir münasebetim olmuştu . fakat aşk diyemem bambaşkaydı . allah belanı versin mühittin
kesinlikle küçükken beraber evcilik oynadığımız o kızdı. oyun oynarken hissettiğim o duygular tarif edilemez ilk masum ve temiz aşkım oydu *
çok öyle büyük bir aşk değildi ama baya hoşlanıyordum. 5.sınıfın sonunda açıldığımda 'ben seni arkadaş olarak görüyorum' un karşılığını aldım, ha zaten tamamdı çocukluk bitti araya mesafeler girdi. komik olan, üzerinden neredeyse 10-11 yıl geçti ve bu süre zarfında kız beni görünce ne yüzüme bakıyor, ne muhattap oluyor bildiğin gözünü kaçırıyor fln. galiba kendisi ' ayy bu beni seviyodu' tribinde ama çocukluk yaşanmış bitmiş, nedense onun için bitememiş
anaokulunda ki ece isimli kızdı.sürekli el ele tutuşup etrafta gezerdik , bir ara ciddili karı koca moduna girmiştik.geçenlerde fotoğraflar buldum da , beyaz gelinlik gibi bir şeyi var ben de efe kıyafetleri giymişim.utangaç ve mutlu bir şekilde gülüyoruz.ahh ah , ne günler.

beyaz tenli , sarışın ve mavi gözlü insan beğenim heralde 20 yıl daha geçse değişmeyecek.ilginç.
uzun hikaye be sözlük. doğrudan 4 dolaylı olarak 10 olmak üzere toplam 14 yılımı alan öküz. şimdi bakıyorum da ne salak bi ergenmişim. ne vardı it gibi sevecek. salla gitsin amk.
atatürktü benim ilk aşkım, sarı saçlım mavi gözlüm bir daha gel samsundan
ii. osmandı hahahahahahaha * .
ha ( gözler küçülür rüzgar eser yüzün önünden yapraklar ve pembe tozlar geçer rüzgarın sesi duyulur ha bi de kıyafetler püfür püfür ) * *
3. sınıfta sülbiye ya da zülbiye diye bi kız vardı. beyaz tenli, kısa boylu, incecik, orta uzun siyah saçlı, kaküllü, kapkara gözlü bi kızdı. mor tüylü kazağını hala unutmam. çok kibardı. iyi kapli ve yardımseverdi benim önümde oturudu bana derste dönüp gülümserdi, hediye alırdı, beraber oynardık, ne zaman ağlasam başımda biterdi falan. hatta 23 nisanda benim partnerimdi ve beraber çekinmiş bi fotoğrafımız ve anı olarak aldığım bi fotoğrafı hala durur. şu an napıyor bilmem umarım mutludur. ama ben değilim. ben ipne oldum.
edit: dur ya zülbiye benim ikinci aşkımdı, ondan önce selime âşıktım ben. daha birinci sınıftaydım ve o kadar bastırmışım ki yıllar yıllar sonra hatırladım.
ilkokuldaki aşkları sayarsak, ilknur isimli bir kızdı sınıfımızdaki.
ortaokul ve lisedeki gerçek aşklarımın ilki ise, batur idi.
bir yıl boyunca aynı sırada bile oturmuştuk. off of... ölürdüm heyecandan...
öyle platonik kaldı zaten...lise son sınıfa kadar vazgeçmemiştim onu sevmekten....bazı akşamlar, bisiklet sürme bahanesiyle evlerinin önüne gidip gezer dolaşırdım...
ilkokuldaki sıra arkadaşım. kendisini sınıfımızdan biri dövmüştü. o döven kişiye gücümüz yetmediğinden teneffüste intikam planları yaptım kendi kendime. bütün teneffüs gözlerimi ovuşturdum ve gözlerim kıpkırmızı oldu. öğretmen geldi, derse başladık derken öğretmen sordu "neyin var nikimsi neden ağlıyorsun?" ben de x kişisi sıra arkadaşımı ve beni dövdü dedim. sınıfın en gözde öğrencisiyim o sıralar o yüzden öğretmenim beni pek severdi, dediğime inandı ve o çocuğu bir dövdü ki anlatamam. ben tabi intikamımı almış, hoşlandığım kişinin ilgisini çekmiştim ya nasıl mutlu olmuştum anlatamam.
not: şu an çektiğim tüm zorluklar, o çocuk yüzünden herhalde. çocuğun ahını nasıl aldıysam artık.
çocukluk aşkıyla ilk aşk çok farklı şeyler bence. mesela benim çocukluk aşkım babaannemlerin alt komşusunun büyük oğluydu. iki yaş vardı aramızda. bi keresinde ağaçtan düşmüştüm, bakkaldan yara bandı almıştı, onu yapıştırmıştı koluma. bi üç dört sene o yara bandını saklamıştım ben, liseye geçtikten sonra kayboldu gitti zaten. ama nasıl yalancı bi çocuktu, sürekli yalan söylerdi, ben de inanmış gibi yapardım. hiç yüz vermezdi bana, hep asılırdı asılırdı sonra takmazdı beni gözümün önünde başka kızlara yürürdü. insan çocukken bile çapkın olabilir mi ya? ah gözünü amdığımın ataerkilliği. neyse işte, ben lise ikiye giderken konuşuyoduk, bana benden çok hoşlandığını söylemişti. o zaman da ben pas vermemiştim (bkz: thug life)

ilk aşkım ise çok ayrı. lise birdeydim o zaman. görür görmez aşık olmuştum. ikimiz de kalmıştık böyle birbirimize bakınca. sanki her taraf siyah beyaz olmuştu da bi tek ikimiz vardık o an. sürekli bakışıyorduk böyle. hatta bir keresinde okulun koridoru çok kalabalıktı, karşıdan gelirken birbirimizi görmüştük, ikimiz de olduğumuz yerde kalmıştık, etrafımızdan insanlar geçip gidiyordu biz birbirimize bakıyorduk falan. sonra ben onu facebook'tan ekledim, daha sonra anlatıyor o da o sırada benim profilimde geziyormuş eklesem mi eklemesem mi diye. neyse o akşam uzun uzun sohbet etmiştik. aynı servisteydik zaten. okulda kahve içmiştik öğle teneffüsü, yanaklarım kıpkırmızıydı beni sınıfıma bıraktığında, bütün sınıf şok olmuştu. "mavi amerikalı" derdik biz ona kimse anlamasın diye. hey gidi günler hey. bana bir kutu hazırlamıştı, içinde dorian gray'in portresi vardı, ülker sütlü çikolata vardı. bir de şiir yazmıştı bana. "kimselere vermem seni" diyordu şiirde. sonra beni sevdiğini söyledi, sevgili olduk falan işte. ilk zamanlar her şey nasıl güzeldi. sekiz dokuz ay kadar birlikteydik yanlış hatırlamıyorsam. çok kötü ayrılmıştık ama. o ilk zamanların güzelliğini hiçbir şey geri getiremediği içindi herhalde. iki sene falan hiç konuşmadık ayrıldıktan sonra, o mezun oldu gitti zaten. sonra lise üçteyken aradı beni. içip içip aradı. çok heyecanlanmıştım tabii ki ama "aşk" sebepli bir heyecan değildi. bak hâlâ yazarken suratımda o aptal gülümseme. "beni senden daha iyi kimsenin anlamayacağını öğrendim iki yılda" demişti. arkadaş olduk, o bana sevdiği kızı anlattı ben ona sevdiğim adamı anlattım. aradaki iki senede neler yaşadığımızı konuştuk. o zamandan bu zamana en son ne zaman konuştuk derseniz, geçen sonbahar doğum günümü kutlamıştı. o kadar.

ilk aşklar bitmek içindir diye boşuna demiyorlar, bitmeseydi hayatımın aşkını bulamazdım.
(bkz: arkadaşımın aşkısın)
valla ilk aşkım biraz geç geldi ama iyi geldi. çok da kötü gitti. bir yıl geçti aradan fakat şimdi görsem yine severim herhalde. detay vermeyim ama güzel çocuktu. bildiğin güzeldi.
lisede m vardı. lise bitene kadar onu sevdim. çok güzeldi. okulda bütün kızlar ve eşcinsel erkekler ona deli olurduk. o başlarda bunun farkında değildi. sonraları vardı ama tavrı hiç değişmedi. çok efendiydi. saftı.
hep en yakın kız arkadaşlarımı ayartırdım. başbaşa kalmayı kovalayıp köşeye kıstırır öperdim valla. ama nedense hep de karşılık alırdım. her insanın içinde azıcık eşcinsellik vardır bence ya da deneme isteği.
ilk aşk mustafa denen bir gavataydı
en temiz duygularımla aşk sezgineydi
en ağzıma sıçan ismaildi
yalan dolanla yaprak dökümü dizisi çeken arif pardon hamza (gerçek adı)
daha çok isim analizi gibi oldu aman neyse sdkgklj
keşke ilk aşkım sezgin olsaymış. içlerinde en temiz kalpli oydu herhalde *
hiç bir zaman çevremde pek fazla kız olmadığı için kendimi kaptırdığım diyebileceğim kimse de olmadı.ha sevdim ona evet ama aşk ayrı bir şey.*
ama ille bir ilk aşk derseniz, 2000lerde ki sahip olduğum atari olabilir. *
  • /
  • 3
devark.cloud tarafından geliştirildi.