radyoda ilahi çalarken oynamak

hatun kişi ibn’i saatchi’ nin ablasıdır.
hatun kişi ülkemin en muhafazakar ilinin bir nebze daha az muhafazakar ilçesinde, devletimin elinde kalan tek bankasında, yaş ortalamasının 47 olduğu bir şubede vatani görev tadında ve süresidir görev yapmaktadır. üniversiteden sonra uzun bir işsizlik sıkıntısı sonunda bulunan bu iş,ilk zamanlar mutlu etse de yukarıda sayılan sebeplerden dolayı yaralı parmaktaki sidik kadar değeri kalmamıştır hatun kişinin gözünde. lojmanı tadilattadır, iş zordur sıkıcıdır, gurbetlik vardır, yalnızdır, artık iyice sıkılmıştır hatun kişi. kardeşini yanına çağırır. ibn’i saatchi’ nin eve geldiği ikinci gün oradaki yegane arkadaşa yemek verilmektedir. hatun kişi misafirlerinin varlığıyla mutlu olmuş-olmaya çalışmaktadır. renk olsun diye radyoda müzik arar. bulunan müzik oldukça hareketli (!) çok hoştur hatun kişi oynamaya başlar. ibn’i saatchi dumur halinde;
- abla napıyorsun ilahi çalışyor.
- ne ilahisi bee bak işte ne güzel müzik.
- vallaha ilahi çalışyor.
suküt içinde radyoya kulak verilir. burunlarını maşa ile sıktırmış üç mümin dokuz sekizlik sayılabilecek bir ritim üzerine zikir sesleri çıkarmaktadırlar. göz göze gelinir…
gözlerde yaş, mesanede idrar, karın kaslarında mecal kalmayana kadar gülünür.
olmayacak is degildir. ilkel dinlerden, semavi dinlere kadar, müzik ve dansin dini ritüellerin bir parçasi oldugu bir çok örnek gösterilebilir. mevlevilerin sema dönmesinden, alevilerin semahina, amerikadaki zencilerin gospel kiliselerinde ilahi metinler esliginde dans etmesine kadar, müzik ve dansin, tanrisalliga ulasmakta bir araç olarak kullanildigina rastlanir.