tunceli gola çetu parkı yıkım kararı

alevilerce kutsal addedilen tunceli'nin pülümür-munzur birleşkesindeki parka yönelik mahkeme kararı ile sabitleşen yıkım kararıdır. binlerce türe ev sahipliği eden ve zengin fauna-florası ile dünyanın sayılı endemik alanlarından da sayılan parkın yıkılma gerekçesi ise baraj gölü havzasını sözde işgal ediyor oluşu.

tıpkı taksim gezi parkı gibi türlü finansal oyun ve kapitalist entrikaya kurban gidecek olan park için başka bir tedbir düşünülmüş değil. dünya mirası sayılan alanlar için dış devletlerde yıkım kararı almak yerine parkı taşımak ya da baraj gölü havzasını değiştirmek gibi tedbirler uygulanabiliyorken, para için kuduran yönetim teşkilatı çoktan bu alanı gözden çıkarmış durumda.

tunceli belediye başkanı edibe şahin halkın asla yıkıma izin vermeyeceğini söylemiş olup, kararın iptali için dava açtıklarını beyan etmiş; gerekirse avrupa insan hakları mahkemesine başvuracaklarını deklare etmiştir. yıkımla yetinmeyen güçlerin diğer uygulaması da belediyeye kestikleri astronomik para cezası. tam 2 milyon 200 bin lira. belediye ve halkı her yönden çaresiz bırakıp parkın yıkılışını oldu bittiye getirmek için verildiği net olan bu uyduruk para cezasının nedeni ise belediyenin dava açma ve hak arama girişimi. bu kadar haksızlık karşısında insanın aklını çıldırmaması zor olsa da, yargının ne denli objektif ve tarafsız olduğu son olaylarla ispatlandığı için, kimi nereye havale edeceğimi şaşırıyorum.
bugün bursa reşat oyal kültür parkında gezinirken, ülkenin dört bir tarafında varlığını bir şekilde sürdüren, günümüz hükümeti tarafından rant uğruna birilerine peşkeş çekilmek sureti ile talan edilen parkları düşünürken, başlıkta görüp yok artık mk dediğim ve futurelavirs'in girisini okuyup tüyleri diken diken eden bir olayla karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha hatırlatan olay canımızı sıkmıştır.

hala iki üç ağaç peşinde amma tantana yaptınız diyen zihniyete, göt kılı, bilmem ne gibi lafları iade etmekten önce, parkların, doğanın biz insanların ortak değerlerimiz olduğunu, para ile kazanılamayacak şeyler olduklarını, akılcı bir biçimde anlatmamız gerekir.

yoksa zaten aklı götte ve etrafındaki kıllarda olan insanların, elimizdeki çiçeği, pankartımızdaki özgürlük ifadesini, paint ile taşa, küfürlü slogana çevirmişliği, onlara öğretmemiz gereken pek çok şeyin olduğunu gösterir.
her türlü insani değerin, hakkın, hukukun yerle bir edildiği şu günlerde artık amacın doğal güzellikleri tahrip etmek olmadığını düşünüyorum. bizim bilmediğimiz başka bir oyun var sanki. yoksa kim bu kadar çileden çıkmış bir halkı daha kışkırtmak için kutsal sayılan bir yeri yıkmaya kalkar. bunun özellikle alevilere yönelik olması da anlamlı. halk parkı yıktırmamak için dirensin, bize de onları kırmak için bahane çıkasın gibi pis bir koku alıyorum. umarım yanılıyorumdur ama durum hiç iç açıcı görünmüyor.