95 ten sonra doğan nesil

doğruları ve yanlışları tartışılır fakat 21. yüzyılın yükselişini görecek ve bir kısmı buna vesile olacak insanlardır. mesela ben diyeceğim ama göt büyütmekle meşgulüm şu an, gören kısımdan olacağım sanırım.
not: geyler için konuşursak rol modellerimiz çok da parlak değiller yani ondan biraz şey olmamız doğaldır.
sözlükteki huysuz ihtiyarları ayağa kaldıran nesil. ah canım baston vereyim mi daha kolay kalkarsın.
sözlükte de bolca bulunmaktadır görüldüğü gibi. biz yeterince çemkirdiğimize göre sahneyi adio963 ve leoparsiz burjuva'ya bırakmak istiyorum ben.
internetle büyümüştür, dünyadan (eğer isterse) herkesten önce haberdar olur, maymun iştahlıdır, istediği her şeyi bir şekilde yapar, hiçbir şeyle yetinmez ve hep daha fazlasını ister, halinden memnun değilse değişmesi için uğraşır, çevresindeki etmenleri kendi yararına kullanır. herkes eleştiriyordu, ben de güzel şeyler yazmak istedim neslim hakkında. inancım odur ki, nasıl şu anki bilgi birikimi on sene öncekinin zirilyon katıysa, bizim dünyaya olan etkimiz de önceki nesillerden çok daha büyük olacaktır. umalım da iyi bir etkimiz olsun.
*yazıyı 95 gibi garip bir yerden bölündüğü için y kuşağı şeklinde tazıyorum.

suçlandığı şekilde apolitik olmadığını, yeri geldiğinde vatandaş medyacılığının sağlam örnekleriyle,ana akım medyadan daha tarafsız kalarak daha doğru şekilde örgütlenebildiğini geziden sonra gösterdi. bu sadece, bir uygulama süreci değilken bir çok araştırma da y kuşağının ve hatta z kuşağının daha ılımlı,daha teknolojik daha kural bağımsız yaşadığı artık bilinen bir gerçek. i soğuk savaş dönemi çocuklarının hala o tramvatize hali üzerlerinden atamamış, ve toplumu çift kutuplu gördüğü, gri bölge insanlarını dışladığı da literatürde geçerken bu neyin gerinmesi anlamak güç, eski nesillerin ayırdığı böldüğü dezavantajlı kesimleri biz birleştiriyoruz.

tek ortak noktamız güdülme kısmı, her nesil bir önceki neslin politik konumuna göre yetişir. temiz hayal dünyasını ona göre şekillendirir. sonuç ortaçağ-modern, modern-postmodern jenerasyon çatışmaları. keynesyen usulle biriktiren kesimle, thatcherist ve ya reaganist üslupla tüketen neslin çatışması. dede torun çatışması aslında bu. eski neslin biriktirici tavrını görün,kendinden taviz veren, kendinden daha az olarak, daha az sinema izleyerek,daha az tiyatro izleyerek biriktirdiği ile güç kazanan nesil. biz... biz de tüketerek, dayatılan doymaz "içgüdü" ile yiyen, ama yiyen nesil iyi yiyen,iyi tüketen ve kendini alışverişte rehabilite eden nesil.

*politikayı siyasete indirgemek yanlış bir tutum olur, hayata bakış açısından, okula gidiş yoluna kadat her şey insanın politika içerebilir,zira politika tutumdur,tavırdır. ve y kuşağının ailesinden artık bir çok konuda farklı düşündüğünü söylemek yanlış olmaz,nedeni çok açık maruz kalınan aşırı dozda bilgi ve teknoloji. türkiyede de bu böyledir ama okuyan ülkelerde bu daha çok böyledir. avrupada dine yorumlayış tarzlarından,insanların çevreye ya da tüketime bakış açıları bile değişmiştir(y x kuşağı kıyaslaması). bunu bir partinin gençlik kolu üzerinden kurmak biraz indirgeyici kalabilir bence.

oyun hep aynı,jönler değişik.

ay yine saçmaladım. biz daha iyiyiz b*k yesin eskiler

edit: yıldızlı paragraflar yanlış anlaşılmayı önlemek için sonradan eklenmiştir,ilk başta üşengeçlik adına yazmamışım.
çoğunluğu sadece akp hükümetini görmüştür. benim diğer gördüklerimin de pek bir hayrı yoktu.
gezi olayları çıktığında 95'ten sonra gelen neslin ağa babaları, en büyükleri, 18 yaşındaydılar. şimdi çıkıp burada "biz çok güzel örgütleniyoruz," demenin bir anlamı yok. gezi olaylarının o dönem üniversite okuyanların, 95'ten önce doğan neslin şekillendirdiği bir gerçek. 95'ten sonra doğan nesilden katılım oldu mu? elbette oldu ancak bunun yanında ak-gençlik diye bir gerçek var. ana akım medyadan bağımsız düşünebilen bir nesil yetişiyor demiş bir yazar ancak gördüğüm kadarıyla yetişen nesil gene ailesinin empoze ettiği politik görüşe göre şekilleniyor. muhafazakar ailelerin çocuklarının gene akp'li olmaları gibi... onun için 95'ten sonra gelen neslin bu konuda pek bir farkı olduğunu düşünmüyorum.
ay bu ben. gençliğimiz teknolojinin ve imkanların gümbür gümbür göbeğinde geçtiği için kıskanılan nesildir. ilgi duyabileceğimiz daha çok alan var ve ulaşmak,geliştirmek daha kolay. ayrıca mizah anlayışı da daha yüksek, hangimiz büyüklerimize bir espri yaptığımızda yüzümüze bön bön bakan ve köfteyi çakmamış bir suratla karşılaşmadık nesildaşlarım. ay genç miyiz ne.
1980 darbesiyle başlatılan(bireyciliğin göklere çıkartıldığı, kolektif bilincin yerine bencilliğin pompalandığı bir ortamda) apolitizasyon sürecinin ürünü ( ve de mağduru) diyebiliriz onlara ancak. tıpkı 80 neslinin de olduğu gibi.

kendi açımdan belirteyim, bu nesille iletişim kuramıyorum bir türlü arkadaş. illa gözüme batan birşey oluyor, toyluk belki de. nesil dediğime de bakmayın, yaklaşık aynı süreçlerin insanları sayılırız, 90 nesli işte.

çoğunlukla benden büyük nesillerle zaman geçirdim, kendi neslim haricinde.muhtemelen onlar da, 95 sonrası nesil hakkında düşüncelerime benzer düşünceleri, ait olduğum nesil hakkında düşünüyordur toyluk zamanlarımda.

özetle nesil nesile bok atar genşler. söz konusu nesil, 25li yaşlara ulaştıklarında orta yol bulunur bence.
valla şu an 78lisiyle de gayet derin "eneliz"ler yapabiliyorum ağır sofralarda dünün ağzı süt kokan bebesi olarak.