ayı sözlük yazarlarının doğum günü hediyeleri

sevgiliyle votka içme + seks
fenerbahçeli nevresim takımı. canım benim ya!
(bkz: honeyyy )
o dönem daha önce istanbul'a hiç gitmemiş olan nikimsi'nin istanbul'da en çok merak ettiği yerlerden olan miniatürk ve galata kulesi'nde açılan ve beraberinde güzel dileklerin iletildiği videonun baş karakteri, üzerinde nikimsi'nin adının yazdığı, el emeği ile hazırlanmış pankart. ayrıca bu pankart bin bir güçlükle beyaz show'da da açılmaya çalışılmıştır. *
tüm yaşamım boyu verilecek hediyelerden feragat etsem bana herkes birleşip bir volvo alır mı 4nisanda?=(
hayatım boyunca bana alınan hediyelerin neredeyse hiç birini beğenmedim, çöpe de atmisligim vardir. laf olsun diye olduğunu yada ozensizligini görünce deger veremiyorum. hele onun yerine para verilmesi konusu bana cok itici geliyor. onemsersen dusunur mutlu edersin cunku. ben ne aliyorum? bi defa o kisiye sahiden icimden geliyorsa alirim. onu tanirim. sene içinde hediyesini bulur, dogum gününu bekler veririm. ıcime sine sine. hic basarisiz olmadim bu konuda. hediyenin ozu duygudur, deger vermektir. bisey satin alip verivermek değil.
arkadaşlarım birleşip escort bir seks işçisi, işinin ehli bir bey kiralamışlardı. başta şaka yaptıklarını düşündüm iş ciddiye binince bu güzel hediyeyi geri çevirdim. sanırım (bkz:aldığınız en ilginç hediye) top 10 listemde zirve bu hediye.
hediyelerin kullanilabilir olmasını özellikle severim. aksi halde ne atabiliyorsun ne kullanıyorsun bir ağırlık oluyor. düğme olsun ama kullanılsın hatırlatsın, hatırlansın.

erkek arkadaşım sana hediye aldım çok kararsız kaldım bakalım beğenecek misin diyince ben de neden beğenmeyeyim, işime yaramayan bir sey almamışsındır tutup da masa lambası değildir heralde dedim. yüzü düştü. masa lambası almış. *

tabi eski masa lambamı birine hediye ettim ve hediye gelen lambayı kullanıyorum. çok da güzel. ama hayattaki tüm "12'den vurma" şansımı böyle bir gafla harcadım.
öncelikle hediyenin meblağ olarak kabul edilebilir ölçüde olması gerekir bana göre. beni zor duruma düşürecek pahalılıkta bir hediye olumsuzdur. bu tür durumlarda kabul etmiyorum, yetmez gibi iade sürecinin kargosuyla da ben uğraşıyorum.
hiç arkadaşım olmadığı için yıllardır hediye veren olmadı. çok isterdim böyle bişe yaşamak.
pandemiden önce zengin bir flörtüm vardı. aslında sınıf kiniyle dolup taştığım için kendisini pek sevmezdim, zaten babası da yök'te üst düzey yönetici gibi bir şey. akp yalayıcısı bir ailesi var yani (para da ordan büyük ihtimal). ama okulda bir türlü peşimi bırakmadı. görgüsüz yılışık. doğum günü olsun veya olmasın herkese durduk yere abartılı hediyeler alıyordu. o gün bir şey konuştuysak ve ben seviyorum dediysem sonraki gün o şeyle ilgili pahalı bir hediyeyle geliyordu. neyse, doğum günümde de sevdiğimi söylediğim 5 6 yazarın kitabını ve 400 liralık bir şarap hediye etmişti. yurda şarabı sokamayacağım için hepsini beraber içmiştik. o gün beni yurda bırakırken sarhoşluğumdan faydalanmadıysa eğer hiç vermedim kendisine. beni paranla satın alamazsın bebeğim! kitaplar da yurtta kaldı zaten, 1 senedir ne oldu bilinmez. troy and abed in the morning kupasını da annem kırmış bulaşık yıkarken. zengin koca adayımla bir bağım kalmadı. şükür.

edit: tamam versace parfüm hala duruyor ama parfüm sonuçta sık sık biter. kokusu çok baydığı için pek sıkamasam da. nerdeyse kullanılmamış görünüyor zaten. ben de flörtüme zengin taklidi yaparken hediye ederim belki.
bana : bu sene hiçbir şey.
benden : en son bir arkadaşıma pasta, kupa, kitap.
  • /
  • 2