başkalarının acılarını hissetmek

insan, zaman zaman kendi acılarını unutup başkalarının acılarına dalabiliyor. sanki o acıları kendi çekiyormuş gibi hissediyor. başkasına acımak değil bu ama başkası için göz yaşı dökmek. istemsiz bir şekilde birden başkaları için, içinizin burkulduğunu hissediyorsunuz. o insanlara hiçbir şekilde yardım edememenin çaresizliğini yaşıyorsunuz. bu insanlar illa tanıdığınız, sevdiğiniz insanlar olmak zorunda değil. sokakta rastgele acısına, sefaletine, umutsuzluğuna, sevgisiz kalışına tanık olduğunuz her insan buna dahil. insanın mayasında kötülük var fakat niçin hiç tanımadığımız insanların talihsizliklerine, trajedilerine bu denli duyarlı olabiliyoruz? niçin şefkat duygumuz kendimizi aşıp bir başka yabancıya yönelebiliyor ansızın?

o anlarda kendi çektiğiniz sıkıntıları bile unutuveriyorsunuz. mesela oturduğunuz bir kafede yolda geçenlerden birinin ağladığını görüyorsunuz, bir köşeye çöküyor ve hüngür hüngür ağlıyor. o an onun çektiği acıyı duyuveriyorsunuz içinizde. onun acısına ulaşamamanın verdiği vicdan azabı sarıyor içinizi. otobüste üzgün üzgün boşluğu seyreden birine takılıyor gözünüz, aklınız onun hüznünde kalıyor. açlık ve sefalet içinde ömür geçiren insanlar için de böyle. bir çöp konteynerinin yanından geçerken çöpleri karıştıran aç bir yaşlı kadını görünce içiniz burkuluyor ama bilinçsiz bir şekilde. ağlıyorsunuz. eve gidip bu görüntünün etkisi altında geçiriyorsunuz bütün geceyi, uyuyamıyorsunuz.

bu kadar hassas ve duyarlı olmak insanın kendini unutmasını sağlasa da yaşamak biraz daha güçleşiyor. zira dünya adaletsizliklerle dolu bir pislik yuvası ve herkes her an acı içinde bir hayat sürüyor. insanın kendini boşlayıp, unutup bir başkasının acısını hissetmesi nedendir?

bu şarkı bu durumu biraz anlatmaya yetiyor;
başkaların acısından ziyade başkaların utancını hissediyorum. empati overdose'u başa bela.
kendi acılarımızdan vakit gelse belki.