can dündar

mustafa kemal atatürk ün son 300 gününü anlatan sarı zeybek belgeselini izleyip, sesine hayran olmamak elde değildir. ağlatır, durmadan ağlatır.

http://video.google.com/videoplay?docid=-2049299287089642897
2008 de yaptığı "mustafa" isimli belgesel/film i sonrasında beğeni kazanmış ama bir o kadar da eleştrilere maruz kalmıştır. mutevazi insan "olabildiğince internetten uzak durun, yaratıcılığınız köreliyor" diyor. an itibariyle kral çıplak konuğu. yeni kitabı aşka veda yı da tanıtıyor.
köşe yazarlığının yanı sıra çıkardığı kitapları takip ettiğim işini hakkıyla yapan gazeteci, araştırmacı, belgesel yapımcısı. halen daha milliyet gazetesinde köşe yazarlığına devam etmektedir.

(bkz: yarim haziran) *
(bkz: benim gençliğim) *
(bkz: köy enstitüleri) *
(bkz: uzaklar) *
(bkz: yükselen bir deniz) *
(bkz: savaşta ne yaptın baba?) *
(bkz: kırmızı bisiklet) *
(bkz: nazım hikmet) *
recep tayyip erdoğan'ın şikayeti üzerine milliyet'teki işine bugün son verilen gazeteci.

taksim gezi parkı eylemlerinde direniş yönünde etkin destek gösterip ayrıca mısır olaylarında mursi karşıtı yazı yazması nedeniyle akp'nin tepkisini çeken dündar'a 3 haftadır yazı yazdırılmıyordu. ergen bebeler gibi davranıp gazeteciyi demirören grubuna şikayet eden rte, amacına ulaştı. akıbeti askıda olan gazetecinin işine son verildi hem de en alçakça şekilde. kovulma metni mesai saati içinde ve gazetede görevi başında kendisine tebliğ edildi, böylece rte'nin özellikle şikayetinde yer alan " can dündar'ın rencide edilerek kovulması" konusundaki baskının da hakkı verilmiş oldu.

iyi bir gazetecinin istediği yerde yazı yazması elbette engellenemez, hükümet-akp-rte ve demirören çarkının kalleş işleyişi dahi buna engel olamayacak kanısındayım.
akp hükümetinin baskısına henüz yenik düşmeyen gazetecilerden. umarım da düşmez. türkiye'de kaç tane hakkını vererek bu işi yapan kaldı ki.
recep ihsan eliaçık'ın tabiriyle, " muktedir" tarafından aleni olarak tehdit edilmiş son gazeteci, yazar ve araştırmacımız.
tehdit, eyleme dönüşmüş.
can dündar hakkında, "halkın bilmesini engellemeye çalıştıkları şeyleri halka gösterdiği" için 2 kez müebbet hapis istemiyle dava açılmış!

ey aziz nesin!
cennetin ta dibine gidesin!
twitter cambazı fuat avni bir şeyler dedi yine can dündar hakkında. inanın bilmiyorum. tek bildiğim ölse birileri kına yakacak. ne kin doluymuşsunuz ulan!
bugün "bir yandaş yazı denemesi erdoğan’a açık teşekkür" yazısında oldukça tiye alan, eleştiren, bilgilendiren noktaları açığa vurmuştur.

cumhuriyet gazetesinde yayınlanan yazının tam metni şöyle;

sayın cumhurbaşkanı, bütün dünya biliyor ki, son üç aylık tutukluluğumuzu sizin şahsi şikâyetinize ve bir dediğinizi iki etmeyen sulh ceza hâkimlerinin şaşmaz itaatine borçluyuz.

birkaç nedenle bu tutukluluk için size teşekkür borçlu olduğumu düşünüyorum.

hapislik, benim mesleki kariyerimde bir eksiklikti; sayenizde onu tamamladım.

artık dinlemekte olduğunuz bir telefonum olmamasının rahatlığıyla nicedir okuyamadığım kitapları okudum; hiç yazamadığım kadar çok yazı yazdım, (hatta artık sizin tarafınızdan tutuklanma riski kalmadığından daha da rahat yazdım), dışarıdayken spor yapamazdım; içeride bol bol volta attım, top oynadım. başka insanları, hayatları tanıdım. bir yazı insanına ömür boyu yetecek malzeme damıttım. hiç görmediğim kadar çok milletvekili ve avukat dostu ağırladım. bunlar da sayenizde...

hayatımda kaç tane kaldığını bilemediğim yılbaşlarından birini içeride geçirmemi sağladınız; bu sayede sevdiklerinle geçen bir yılbaşının kıymetini hatırlattınız bana...

bizi içeri atarak, ülkenin tırmanan iç savaş ortamından, domuz gribi salgınından, kirli havasından, karından kışından korunmamızı sağladınız.

genellikle ölümden sonra kısmet olan, ne kadar sevildiğini bilme, arkandaki desteği hissedebilme ayrıcalığını bize bağışladınız; hiç talip olmadığımız, hak da etmediğimiz bir alaka kuşatmasına vesile oldunuz.

sayenizde, geçen sene hiç kitap yazmadığım halde “yılın en iyi yazarı” sıralamasında orhan pamuk’u geride bırakıp birinci seçildim.

ne zahmet ettiniz...

bize, her gazetenin havuzda boğulmayacağını, her kuşun etinin yenmeyeceğini gösterme şansını bahşettiniz.

samimiyetle şükranlarımızı sunuyoruz...

***
yıllardır içeride yatan, ağır tecrit koşullarını soluyan, açtığınız binlerce hakaret davasına muhatap olanların yanında bizim üç aylık tutukluluğumuzun lafı bile olmaz, ama hapse atarak bize bir kürsü sundunuz ve onlara ses olma fırsatı verdiniz; bunun için de hasseten teşekkür ederiz.

bir de hani şu devlet sırrı damgası vurarak bütün dünyadan saklamaya çalıştığınız, haber yaptık diye bizi içeri attığınız mit tir’ları meselesi vardı ya; siz bizi içeri atınca o konu japonya’dan kanada’ya, okyanusya’dan endonezya’ya kadar duyuldu; bilmeyen kalmadı; bu katkınız için de ne kadar teşekkür etsek az...

aklınıza sağlık.

sadece o mu? türkiye’deki otoriterleşmeyi, hukuksuzluğu, savaş tehlikesini de zindandan bütün dünyaya duyurma şansı bulduk; hangi güç bana aynı ay içinde guardian’dan der spiegel’e, washington post’tan le monde’a kadar yazı yazma şansı yaratabilirdi ki; kim amerikan başkan yardımcısının ailemle görüşmek istemesini sağlayabilirdi ki; sizin kontrolsüz gücünüzden başka...

tetikçileriniz ve sizin desteğinizle, yıllardır hasret kaldığımız bir mesleki dayanışmayı, ulusal ve uluslararası çapta soluyabildik, yüzlerce insanı “umut nöbeti”nde birleştirebildik; tahliyemizde birlikte nicedir hasret kaldığımız bir zafer havasına girebildik, kızlı erkekli oturup şarkılar söyleyebildik; eksik olmayın.

nihayet en son anayasa mahkemesi’nin, “yetti artık, burada biz de varız” diyen kararını da, hukuku hiçe sayan otoriter tavrınıza borçluyuz; bunu da inkâr edemeyiz.

söylemesi ayıp, evin de epey borcu birikmişti; haksız tutuklamadan alacağımız tazminatla onu da kapatmamıza katkı sunacağınızı umuyor, şükran duygularımın kabulünü rica ediyorum.

kaygılarımızla...
tahliye sonrası ilk yazısıyla, " kapak" literatürünün kült ürünleri arasına girecek bir metin doğurmuştur.
helal olsun!
özgürlükten sonraki ilk yazısında, ağır ayar vermiş yazar. anlayana tabi... malum, seviye yerlerde...

(bkz: 6 mayıs 2016 can dündar'a suikast girişimi)

bugün önce kendisine eşinin yanında suikast düzenlenmiş sonrasında çıktığı mahkemede 5 yıl 10 ay ceza verilmiştir. mahkeme sonrası yaptığı açıklama şöyle;

“iki saat içinde iki suikast yaşadık. ikinci suikast kapalı oturumda gerçekleşti. sadece bir habercilik suçundan ben 5 yıl 10 ay, erdem ise 5 yıl ceza aldı. bu ceza bizi sindirmeye dönük değil; o kurşunlar gazetemizi yazmaya korkar haline getirmek için değil; tüm basını susturmak için verilmiştir. mahkeme, anayasa mahkemesi’nin kararını elinin tersiyle itmiştir. biz baştan beri eylemin suç olduğunu, haberin suç olmadığını savunduk.karşımızda cumhurbaşkanını bulduk. bundan vazife çıkaran birileri saldırıda bulundu. korkarım asıl hedef gazetecilerin haber yaparken korkak olmalarını sağlamaktır. bu kurşunlar bizi asla yıldıramayacak. diğer meslektaşlarımızı da aynı şekilde yıldırmasın.”
a haber muhabirinin kendisine sorduğu " ajan ile gazeteci arasındaki fark nedir?" sorusunda sağlam ayar vererek cevap vermişliği vardır.

spoiler vermeyeyim, direkt izleyin.

yeni kurulan ozguruz.org sitesinin genel yayın yönetmeni.
yurtdışında da çomarla uğraşıyor garibim.