florence and the machine

florence gibi muhteşem bir vokali dinlerken tam olarak eargasm durumunu yaşamama sebep olan, londra'da canlı dinleyerek daha fazla büyülenmeme sebep olan inanılmaz grup. dünya piyasasında biraz adele'in gölgesinde kalarak kimilerince underrated konumunda olan aslında muhteşem bir başarı yakalamış olan brit awards'da dahil olmak üzere bir çok şekilde ödüllendirilen günümüz dünyasında müziğin nasıl yapılması gerektiğini kanıtlayan nadir gruplardan bir tanesi konumundalar.
28 kasım 2 aralık arası almanya'da olacak olmaları insana türkiye'ye de gelseler n'olurdu dedirtiyor gerçekten.
kliplerinden tut sözlerine kadar harikalar harikası indie pop grubu. imba bir sese sahiptir florence welch. her şarkısında kendimden başka bir parça bulurum. keyiften öte birşeydir florence'ı dinlemek. yatarken, koşarken, sıçarken, sevişirken, dövüşürken her zaman dinlenesidir.

(royal albert hall live) *
(you got the love)
(dog days are over)
(no light,no light)
(cosmic love)
coverlarını başarılı bulmadığım fakat mükemmel ses tarifime uyan soliste sahip grup. snow white and the huntsman ın soundtrackini yapmışlar fakat filme zilyon beden büyüktür.
indie rock band olarak nam salsalar da, parçalarını remix olarak da playlistime haşırtlamayı sevdiğim topluluk.

elinden geçirdiği şarkıların kızlığını bozmadan başka yerlere taşımayı beceren mark knight düzenlemeleri, bu açından machine şarkılarında oldukça başarılı. you've got the love'ı bu saiklerle düzenleyen knight çok sağlam bir iş çıkarmış. yeni düzenlemede dikkate şayan diğer bir durum ise aynı altyapılan 80'lerin new wave-pop fenomeni eurythmics parçası here comes the rain again'de de çok önceden kullanılmış oluşu. insanı olduğu yerden yukarıya fırlatıp, böyle konulunu ısırmaya itecek kadar heyecan verici işler bunlar.

you've got the love (mark knight remix):

seven devils hoşuma giden parçalarından biridir.
sesine öldüğüm kadın. 4 haziran 2014'te 3. albüm üzerine çalıştıklarını new musical express'e duyurmuş ve beni mutlu etmiştir. albümün ne zaman çıkacağı belli değil sanırım.
geçen yaz calvin harris ile spectrum remixi ve sweet nothing sonrasında popülaritesi daha da bi artmış, normalde indie/hippie arkadaşların tekelindeyken gece kluplerinde dans edilen şarkı listelerine de girmiştir.

spectrum :


sweet nothing :


oysa ki florence + the machine'ı güzel yapan o kendine has, ne slow ne hareketli, sözleriyle besleyen şarkıları. paylaşılanlara ek olarak en çok sevdiğim parçası ise:

shake it out :
what the water gave me ile tanıdığım, akışkanlar mekaniği dersi ile aramda bağ kurmama sebep olan grup. *

yeniden playlistime aldım da, ses, müzik süper...
son albümünde tarz değişikliğine gidişi ilk başta kafa karışıtırsa da özellikle what kind of man parçası muhteşem olmuş. hele ki klibinde derinlere sakladığımız tüm tutkuları dolaptan çıkarırcasına başarılı bir işe imza atmış. klibi resmen ağzım açık izledim. artık florence daha cesur, daha samimi, daha kaygısız.
how big how blue how beautiful albümünden queen of peace ve long and lost adlı parçalarına audiovisual * tadında dün bir klip yayımlamışlardır ki kanımca oldukça başarılı olmuş. ayrıca, florence welch'i yarı çıplak * görmekteyiz bu audiovisual'da.

bu sıralar say my name isimli şarkılarını sıklıkla dinliyorum. başarılı grup.
ilk iki albümlerinde bizlere cenneti gördüren son albümündeki tarz değişiminde de şahsımı hayal kırıklığına uğratmış grup.
o arp orada olacaktı florence!
bu kadının hastanedeki çocuğa gidip şarkı söylediği bir video vardı, şimdi bulamadım ama.

hüngür hüngür ağlatır insanı.
yeni albümlerinin ilk teklisi hunger'ı bu perşembe gecesi dinleyicilerine sunacak ingiliz grup.
how ı met your mother sayesinde tanıştığım grup. shake it out'un sözleri beni vuruyor ya çok seviyorum^^