insanların anatomik olarak otçul olmaları

peta'nın makalesinde ayrıntılı olarak anlatılan bilimsel gerçektir. yaklaşık kırk beş dakikadır çevirmekle uğraşıyorum, sırf siz otçulluğunuzu kabul edin diye. emeğe saygı lütfen. buyurun çevirim:

insanların doğal beslenme tarzı nedir? insanlar doğal et yiyiciler midir? hızlı bir test yapalım: yolun kenarında ölü bir hayvan gördüğünüzde, durup o cesetten biraz atıştırma isteği duyar mısınız? inekleri çıplak elle öldürmeyi ve onları çiğ çiğ yemeyi hayal eder misiniz? eğer cevabınız hayırsa beğenin ya da beğenmeyin siz otçulsunuz.

pek çok insanın, bize omnivor sıfatını veren, hem et hem de bitki temelli beslenme anlayışını seçmelerine karşı, biz anatomik olarak otçuluzdur.

insanların yumuşak ve ufak tırnakları, ufak köpek dişleri vardır. etçil hayvanlarınsa tam aksine etleri parçalayabilen keskin pençeleri ve iri köpek dişleri vardır. etçillerin ağzı sadece aşağı ve yukarı hareket eder. bu sayede avlarını iri parçalara ayırıp, ayırdıkları parçaları bütün şekilde yutabilirler. insanlar ve diğer otçullar ağızlarını aşağı yukarı ve sağa sola hareket ettirebilir. bu sayede otçullar sebze ve meyveleri arka dişlerine kadar götürüp çiğneyebilirler. insanların arka azı dişleri lifli bitkileri çiğneyebilmeleri için düzdür. bir antropolog olan doktor richard leakey bu durumu şu şekilde özetliyor: "insanlar elleriyle eti ve deriyi parçalayamazlar. ön dişlerimiz eti parçalamak ya da deriyi yırtmak için uygun değiller. iri köpek dişlerine sahip değiliz. bu yüzden iri köpek dişleri gerektiren gıda kaynaklarıyla uğraşamazdık".

mide asidi: etçil hayvanlar yemeklerini bütün bir şekilde yutarlar. midelerindeki yoğun asitli sıvı yedikleri eti parçalar ve etteki tehlikeli bakterileri öldürür. midelerinde bu yoğunlukta asitli bir ortam olmasaydı yedikleri et onları hasta eder ya da öldürürdü. etçillerle karşılaştırıldığında bizim mide asidimiz daha zayıftır. çünkü etçillerinki kadar güçlü asite çiğnenmiş meyve ve sebzeleri hazmetmek için ihtiyaç duyulmaz.

bağırsak uzunluğu: avlanan hayvanlarda bağırsak kolon ve yolu kısadır. böylece yenilen et, çürüyüp hayvanı hasta etmeden, çabuk bir şekilde vücuttan geçer. insanların bağırsak yollarıysa çok daha uzundur. bu sayede lifli yiyeceklerin parçalanması için daha uzun süre yaratılmış olur ve bitki temelli gıdalardan alınan besleyici ögeler absorbe edilebilir. uzun bağırsaklardan kaynaklı oluşan bu uzun süre insanlarda et konusunda tehlike oluşturur. etin içindeki bakteriler bu uzun yolculuk boyunca çoğalmak için ekstra zaman kazanmış olurlar. böylece gıda zehirlenmesi riski de artmış olur. et, insanların bağırsaklarına geldiğinde çürümeye başlar, bu da kolon kanseri riskinin artması anlamına gelir.

insanın evrimi ve et ağırlıklı beslenmenin yükselişi: eğer et yemek, insanlar için sağlıksızsa ve doğal değilse, niçin atalarımız bazı zamanlarda karınlarını doyurmak için et yemeyi seçtiler? the power of your plate isimli kitabın yazarı neal barnard bu konuda bazı açıklamalarda bulunuyor: insanların ilk zamanki beslenme alışkanlığı diğer "büyük insansı maymun"larınkiyle aynıydı. yani büyük ölçüde bitki temelli beslenmeydi. et yeme alışkanlığıysa insanların, etçil hayvanların yediği etlerin artıklarını yemeleriyle başladı. ne var ki, vücudumuz buna asla uyum sağlamadı. bu yüzden günümüzde, et temelli beslenen insanlarda yüksek oranlarda, kalp hastalıkları, kanser, diyabet ve diğer hastalıklar gözlenmekte".

paleoantropolojist briana pobiner de bu açıklamaya bazı eklemeler yapıyor: "yiyebileceğimiz meyvelere ve farklı bitkilere ulaşım zorlaşmış olabilir. yani bitki daha az bulunur olmuş olabilir... ...et yemek için bir takım teknolojik gelişmelere ihtiyaç duyarız. bu yüzden ille de et yemeye bağlı olduğumuzu düşünmüyorum. bu, yalnızca kültürel adaptasyonla ilgili".

süt ürünleri hakkında: insanlar on bin yıl evvel sığırları evcilleştirmeye başladılar. o zamana kadar sütten kesilen çocuklarda laktoz enzimi de kesiliyor ve laktoza karşı duyarlık artıyordu. sığırların evcilleştirilmesinin ardından insanların sindirim sistemi süt "ürünleri"ni işlemeye başladı. sığırlara bağlı olmayan gruplarda laktoz alerjisi günümüzde de devam ediyor.


talihsiz modern beslenme anlayışı: son dönemlere kadar yalnızca zengin insanların hayvanları besleme, yetiştirme ve onları kesmeye gücü yetiyorken, diğer herkes bitki temelli besleniyordu. 20. yüzyılın evvelinde sadece zengin insanlar arasında kalp hastalıkları ve obezite gözleniyordu.

günümüzde et, görece daha ucuz ve ulaşımı kolay hale geldi. kalp rahatsızlıkları, inmeler, kanser, diyabet ve obezite gibi hastalıklar insanlar arasında yayıldı. batı tarzı yaşam tarzı asya ve afrika'daki gelişmemiş yerlere sıçradı ve oralarda yaşayan insanlar da et temelli beslenmeye dayalı hastalıklardan ölmeye başladılar.

araştırmalar, insanların hayvan proteini tükettiklerinde bunun kolon, göğüs, prostat ve pankreas kanserine yol açabileceğini gösteriyor. beslenme uzmanı t. colin campbell'a göre, önümüzdeki on yıl içinde hayvan proteini hakkında duyacağımız şey, onun en yüksek toksik besleyici öğeler içerdiği yönünde olacak.

orijinal makale:
https://www.peta.org/living/food/really-...
peta bir bilim kuruluşu değildir. iddiaları geçersizdir:

https://evrimagaci.org/insan-turu-otcul-...

https://evrimagaci.org/gercek-vejetaryen...

https://evrimagaci.org/insanlarin-beslen...

"yolun kenarında ölü bir hayvan gördüğünüzde, durup o cesetten biraz atıştırma isteği duyar mısınız? inekleri çıplak elle öldürmeyi ve onları çiğ çiğ yemeyi hayal eder misiniz? eğer cevabınız hayırsa beğenin ya da beğenmeyin siz otçulsunuz"

ahaha hah argümana bakar mısın? ona bakılırsa ben çimenlerin üzerinde yürürken otlanma ihtiyacı da duymuyorum.

insanlar omnivordur.
anatomik olarak otçul olup olmama tartışmasından ari olarak her halükarda insan türü hayvansal hiçbir ürün ve katkı tüketmeden de tüm gerekleri yeterleri olarak karşılayıp hayatını idame ettirebilmektedir. hal böyle iken hayvan kullanımı ahlaki bir sorun olarak kalmaktadır. hayvan kullanımı lükstür lüks için hayvan öldürüp kullanmak ahlaki değildir. benim anlayışıma göre ise herkesin birilerinin canına kast etmekten ve onları köleleştirmekten kaçınması ahlaki bir sorumluluktur. çeşitli besin değerleri ile ilgili toplumda genel olarak karşıya çıkan bazı sorular mevcut olmakla birlikte bunlar ve tüm besin değerleri tamamen hayvandışı kaynaklardan alınabilmektedir. bu gerçek de etçil otçul tartışmasının gereksizliğini ortaya koymakta ve hayvan kullanımını tamamiyle bir lüks bir zevk tatmini haline getirmektedir. zevk için avlanmak veya kürk giymek ile hayvani ürün tüketmek arasında bahsettiğim sebepten ötürü hiçbir ahlaki farklılık bulunmayıp tüm bu kullanımlar ahlaki(etik terimi yerine) çerçevenin dışındadır. başka bir dünya mümkündür. kendi adıma bu hususlardaki hassasiyetim yan evdeki çocuk istismarına müsaade etmeyip konu hakkında uğraşan sıradan bir kişinin üçüncü kişiyi koruma çabasından farksızdır.
et yemek kas işlevleri için önemli iki kimyasal madde sağlar: kreatin ve karnosin. bunlar sebzelerde bulunmaz.

(bkz:#388684)

bir biseksüel isterse hemcinsiyle hiç ilişkiye girmeyip bi ömrünü hetero olarak geçirebilir ama bu içselleştirilmiş homofobi olmuş olur. doğasını inkar etmiş olur.

insanlar yaratılış itibarı ile omnivor olduklarından et yemeyi bırakmaları özünü inkar etmektir. et yemek ahlaki açıdan bir sorun teşkil etmez. omnivor bir canlı olarak et yemek doğana uygun hareket etmektir.

et yemek bir lüks değil, zorunluluktur. doğamızda vardır. bazı bitkilerin bile doğasında et yemek var:

(bkz:et yiyen bitkiler)

https://www.bilgiustam.com/et-yiyenetobu...