kevin spacey

ilk önce şunu söylemeliyim ki böyle bir adamın/oyuncunun burada olmamasına şaşırdığım durumdur.
eğer aynı dönemde yaşasalardı bakışlarıyla mahatma gandhi'yi bile hannibal lecter'a çevirebilirdi bence.
se7en filminde oynadığı psikopat rolü, dünyanın en iyi oynanmış psikopat rolüdür kanaatimce.

ve belki de unutulmayan oyunculuğuyla akıllarda kalan film american beauty
http://www.imdb.com/title/tt0169547/
tanrılarımdan yalnızca biri. taparım.
biraz daddy seven bir tip olduğumdan mıdır nedir bilemedim ama american beauty'deki kişiliğe tapıyorum.
kişiliği karakteri özel hayatı bir tarafa(hakikaten bir tarafa mı?)adam reyizdir, idoldür, king’dir. üçüncü richard gösterisiyle istanbul’da canlı kanlı oynamişligi var.

house of cards’da can verdiği başkan underwood karakteri efsanedir. filmin yapımcılarından birisi yine spacey’nin kendisi. frank’in biseksüellikten tümüyle eşcinsel tonlara geçişinde kevin spacey’nin direkt etkisi var. frank underwood karakterinin de onun üzerinde etkisi olduğu aşikar. 26 yaşında iken 14 yaşında bir başka ünlüyü taciz etmis olduğu haberinden sonra twitter’da yer alan açıklaması tam underwood karakterine uygun politik dilde. eleştirilere göre gey olduğunu kabullenerek bir ölçüde pedofili/istismar haberini bastırmış oldu. ben yine de bir hayranı olarak kevin reyizi samimi buluyorum. ölçülü bir dille özrünü ve derin üzüntüsünü paylaşmış bu da kayda değer.

parantez içinde yazamadım. bir sanatçının kişiliği sanatından ayrı düşünülebilir mi? profosyonel de olsa sanmıyorum. her eser sahibinden ruh taşır. zaten eserinde izleyiciye yahut okura duygu geçirebiliyorsa muhakkak kendi yaşamından bir gerçeklik taşır.
tarafından taciz edildiğini iddia eden başka başka kişiler çıkmaya devam ediyor. zor günler yaşadığı kesin. umarım anlatıldığı gibi değildir. ne bileyim, inanmak istemiyor insan.

http://gmag.com.tr/kevin-spacey-penisini...
suçlamaları inkar etmeyip hatırlamıyorum alkollüydüm zaten de eşcinselim şeklinde açıklama yaparak geçiştimiş.belli ki mahkemede yapacağı savunmaya zemin hazırlamaya çalışmış.itiraflar düşünüldüğünde doğruluk payı varsa ki var görünüyor başına gelenler az bile.
o diyor omzuma dokundu, öbürü diyor masaj yaptı, öteki diyor cücük yaptı.

lan burada herhangi bir sanayi sitesine gitsen adamların birbirlerini bir domaltmadıkları kalıyor.

sanırım neyin taciz olduğu biraz kültürel.

bir de şey durumu var hani “ay bu adam benim de gözlerime bakarak konuştu menajerime 3-5 bin atın ben de röportaj vereyim.”
büyük oyuncu. sanatçı ile özel hayatını birbirine karıştırmayan nadir insanlardan olduğum için hala kendisinin ve roman polanski nin filmlerini izlerim. gerçek hayatta ne halt ettikleri ya da benim bu haltlar a inanıp inanmadığım önemli değil. biri hayvan gibi bir oyuncu, biri hayvan gibi bir yönetmen, ikisi de hayvan gibi sanatçı. ben sanatlarını izliyorum, önemli olan da bu.