korece

izlediğim korece bir aşk filminde en romantik sahneleri bile mahvettiğini düşündüğüm kaba bir tınıya sahip dil kanımca." seni seviyorum" derken bile küfür ediyor sanki. ağız hareketleri de sürekli tükürecekmiş izlenimi veriyor, benim ilk izlenimim bu şekilde sonrasında korece filmleri izlemek konusunda çok ön yargılı davrandım zaten.

ne olmak istedik ne okuduk ne olduk

küçükken ne olmak istediğine karar verip; ilgili bölümde okumuş ve şu an o mesleğin erbabı olan biri varsa istediği yerde ayakta üç dakika alkışlayacağım kişidir.. keza tır şöförü yada dansöz olucam diyip; felsefe okuyup;bütün gün karachi ingilizcesiyle konuşan yolcuların şikayetlerini dinleyen nevi şahsına münhasır olduk..

peritas

köpeğimin adı olmakla birlikte insanlık tarihini değiştiren 100 köpek arasında yer alan bu isim aynı zamanda büyük iskenderin köpeğinin de adıymış.büyük iskender yanından ayırmadığı ve çok sevdiği köpeğini pers kralı üçüncü dariusun orduları ile savaşmaya giderken evde bırakmış.ev dediğim de şato gibi birşeymiş. fakat köpek zincirlerinden kurtularak büyük iskenderi savaş alanına kadar takip etmiş ve iskendere saldırmakta olan bir filin hortumunu ısırarak büyük iskenderin hayatını kurtarmış fakat kendisi filin altında can vermiş.büyük iskender de köpeğini onurlandırmak adına hindistanda olduğu bilinen bir şehre peritas ismini vermiş ve şehir meydanına heykelini diktirmiş.

yılın ilk sivrisineğini görmek

eğer bu olayın hemen arkasından serdar ortaç da yeni albüm çıkardıysa bikini bölgesine sir ağda yapılmasının zamanı gelmiştir.

kalça

ayaklı bomba gibidir.

fake hesap

akıl oyunları* kitabının* neredeyse mr been usulü bir komedi versiyonudur.

bıyık

adolf hitler ile nefret ettirmiş, salvador dali ile karakteristikleşmiş, magnum ile efsaneleşmiş yüz aksesuarı.

ayrıca (bkz: folliculaphilia)

ayı sözlük yazarlarının burçları

muallakta ama şöyle özetlenebilir: kova ya da oğlak soslu, balık görünüşlü kovamsı.

parallel dance ensemble

erkeği çekici yapan detaylar

her bulduğuna domalanların çekirdek çitleme seansı esnasında yapmaya doyamadıkları muhabbet. çıt çıt sesi tavan yaptığında şöyle bir histerik böğürme duyulur mesela: "aaaaa bi de kaşları önemli abla!"

aşk

“ey aşk!” dedim içimden, “kutsal olan… bedenler yakan, bedenler çoğaltan aşk…”

bir akşam… sıradan bir akşam… eve dönme vakti… sıradan bir iş günü sonu… vakit alaca, hava ufaktan soğuk, gök dolu… ben diyeyim s1, sen de s2… bilemedim… hatırlayamadım…

bir otobüs işte; insanları evine, işine, sevdiğine kavuşturan… parlak sarı, başaklar gibi… dolu… tıklım tıklım dolu… tek bir koltuk boş ki, hem ters hem de en sevmediğim yüz yüze bakanlardan… gün çökmüş omuzlarıma, beden tarumar… sessizce süzüldüm koltuğa… iki kıpırdandım, konumlandım… görseniz, uzun yola vurmuşum kendimi edasıyla kuruldum… hepi topu 20-25 dakika sonra ineceğim… hepi topu her gün bindiğim otobüsteyim…

ama…

hayat burada güzel işte… ama dediğinde hoş… olağanın dışına sapınca keyifli…

karşımda bir çift… gözleri birbirine kenetlenmiş… dudakları kıpırdamıyor, ama elleri konuşuyor… o eller bir sımsıkı tutuşuyor, bir parmak parmağa geliyor, bir su olup diğerinin avucuna akıyor…

konuşuyor o eller; bir şiir okuyor, bir şarkı söylüyor, bir an oluyor, çığlık atıyor…

gözler kenetlenmiş… ikili koltuk en tasarruflusundan kullanılıyor… utanmasa, 3-4 durak sonra otobüse binen genç bayan ilişiverecek yanlarına… bizimkiler sığışmışlar bir buçuk koltuğa…

dedim ya gözleri kenetlenmiş diye… hani otobüs sarsmasa, göz bile kırpmadan gidecekler yol boyunca…

“aşk” dedim içimden… kulağımda cem adrian… daha bir hoş geldi görünen, gözüme… bakmayayım dedikçe, kaydı gözlerim o ellere… belli, fena aşıklar… belli, henüz evli değiller… besbelli, birazdan ayrılacaklar…

dedim ya… kulağımda cem adrian, mutlu yıllar diyor, siyah bir veda öpücüğü adlı kapkara albümünden…

otobüs gitti… otobüs durdu… binen bindi, inen indi… eller ateş, eller ter, eller aşk… birbirinde eller… derken kızın eli süzüldü, çantasına doğru gitti… oğlanın eli onu takip etti, dayanamadı tekrar kavradı, dudaklarına götürdü, öptü… “bu ne lan” dedim içimden… yanıyor bunlar aşktan… yazık! nasıl da hasretler birbirilerine…

kulaklarım cem’in, gözlerim onların esiri… kaptan sert bir dönüşle yolcuları sarstı… otobüs bir gitti, bir durdu… bir duracak, kız fısıldadı, oğlan düğmeye bastı… 1-2 dakikaları ya var, ya yok!

birden koltuğumda dikeldim… dönüp ardıma, şoföre, yolculara baktım… “kaptan dur! millet in! işıklar sön!” diye bağırmak istedim… sustum elbet!

indi kız… ellerini o gece için son bir kez daha kullandı… otobüste kalan oğlana sallamak için…

“ey aşk!” dedim içimden, “kutsal olan… bedenler yakan, bedenler çoğaltan aşk… bu kız adına, bu oğlan adına, kendi adıma teşekkür ederim… çünkü sen öğrettin bana yanmayı, tam sönerken tekrar ışık saçmayı…”
devark.cloud tarafından geliştirildi.