ölümden korkmak

şu sıralar basbayağı hissettiğim hatta nedense yoğun şekilde yaşadığım duygu.ben ki eskiden aman öleyim,şöyle mi intihar etsem acaba daha acdısız olur diye düşünürken,şu zamanlar acayip korkuyorum o kara toprağın altına girmekten.allahım istemiyorum ölmeyi...
korkunun ecele faydası yok demek lazım...
ölümden kabullenmek. ölüme kucak açmak. ölümden kaçmak. ölmeye direnmek. ölüme koşmak. ölümden korkmak. <br>hayatı kabullenmek. yaşama kucak açmak. hayattan kaçmak. yaşamaya direnmek. yaşayarak koşmak. yaşamaktan korkmak.
hiç düşünmediğim birşey.
gereksizdir. hatta şöylesi daha gereksizdir ki, ölümden korktuğu için sigara içmeyen, sağlıklı beslenen, sterilize yaşayan insanlar var etrafta. asıl bunlardan(sigara vs) ölmek diğer etkenlerden ölmekten daha düşük bir ihtimal. diğer etkenler derken, ''dışarı''dan bahsediyorum. insanın kendisinin dışı. kaosun tam merkezinde yaşıyoruz, sokakta yürürken ''neden yan baktın'' diye bıçaklanabilirsin, kapıdan çıkarken ayağın kapıya takılıp merdivenlerden yuvarlanabilirsin, eve geldiğinde bir ateş yakarsın ve boom, gaz sızıntısı vardır bütün apartmanla ölüp gidersin, su içerken boğazına su kaçar, evde kimse yoktur, ölürsün. defalarca saçma sapan sebeplerden ölebilirsin ve bunların olma olasılığı gerçekten düşük olasılıklar değil. asıl korkulması gereken alınan zararlı şeylere vücudun direnç gösteremeyip nalları dikip ölmeniz değil, vücut yolunu bulur. asıl korkulması gereken dışarıdaki insanlardan, nesnelerden her an gelebilecek ölümdür. demem o dur ki, ölümden korkmak mallığın daniskasıdır. ha sona gelirsin, korkarsın, evet. kimse ölmek istemez. ama ölümden korkarak hayatını zindana çevirmeye gerek yok. anı yaşamak önemli olan. zaten bir hayatın var, ötesi yok, ''aaah vaaah, öleceeeem beeenn" diye yanmaktansa adam gibi yaşa. adamı da hasta etme.
yunus emre nin de dediği gibi ölümden ne korkarsın, korkma ebedi varsın.
rabıta-ı mevt

ölüm çoğunlukla hayatımızın soğuk yüzü ve korku ile algıladığımız bir kavram olagelmiştir. bu kavramın sürekli hatırda tutulması anlamına gelen rabıta-i mevt sadece madde boyutu ile varlığı anlamlandırmak gayretindeki nazarlara garip gelebilir. herkesin unutmak ve dehşetinden korunmak istediği bir kavramın, hayatın vazgeçilmez bir parçası haline getirilmesi gayreti anlamsız bulunabilir. işte burda devreye allahın rahman sıfatı devreye girer.. bunca günaha rağmen af dileriz... mevlananın ne olursan ol gel söyleminde bu yatar..